"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; bir milletin en çetin duvarı olur, yıkılmayacak bir kalkan gibi tarihe mühürlenir."
KAHRAMANMARAŞ'IN TEMELİ: DÜRÜSTLÜK VE OCAK
O, doğduğu toprakların ruhunu taşıyan bir adamdı. Kahramanmaraş’ın kadim kültürüyle yoğrulmuş olan Evliya Ermiş, şehrin göbeğinde, Şehit Evliya Mahallesi’nde ikamet ediyor, Uzunoluk Caddesi’nde Saray Pastanesi’nin sahibi olarak alın teriyle hayatını kazanıyordu. O, sadece bir esnaf değil, aynı zamanda mahallesinin yüzüydü, güvenin ve bereketin adresiydi.
46 yıllık ömrü, büyük bir sorumluluğun altında geçmişti. Evliydi; geride vatan aşkıyla büyüteceği beş kıymetli evlat bırakmıştı. Onun varlığı, ailesi ve çevresi için sadece bir baba, bir dükkân sahibi değil; fırtınalı bir çağda sığınılacak bir liman, Türk töresini yaşatan bir direniş noktasıydı.
MİLLETİN ÜZERİNDEKİ ZULMET VE İHANET PLANI
Takvimler 1978’i gösterdiğinde, Türkiye nefesini tutmuş, bir iç savaşın eşiğinde titremekteydi. Yıllardır estirilen dehşet ve terör, devrimci solcu ve komünist militanların acımasız ve haince faaliyetleri neticesinde ülkeyi kana boğmayı hedefliyordu. Büyük bir planın parçası olarak, yabancı gizli servislerin de dahil olduğu bu karanlık tertip, Türk’ü Türk’e kırdırmak, mezhep çatışmasını körükleyerek ülkeyi parçalamak amacını güdüyordu.
Kahramanmaraş, Çorum ve Sivas, bu alçakça hazırlanmış tuzağın en kritik sahneleri haline gelmişti. Masum vatandaşlarımız hayatını kaybederken, ülkenin bekası için yüreklerini siper eden ülküdaşlarımız da bu saldırılardan nasibini almış, hedef tahtasına konulmuştu. Her köşe başında kan, her sokakta tehdit vardı.
23 ARALIK 1978: SON KARAR VE ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ
Evliya Ermiş, yaklaşan felaketi, Maraş’ın üzerine çöken zulmeti en derinden hissedenlerdendi. O, ailesinin güvenliği için geriye çekilmeyi seçebilirdi; dükkânının kepengini indirip, tarihin bu karanlık sayfasını seyretmek yerine, inandığı değerler uğruna ayakta durmayı tercih etti.
23 Aralık 1978 günü, o terör fırtınasının Kahramanmaraş’ı kasıp kavurduğu anlarda, ülküdaşları gibi o da alçak saldırıların ortasında kaldı. Onun şehadet anının ve son mücadelesinin detayı, yazılı kayıtlarda yer almayabilir; ancak bu bilinmezlik, kahramanlığının büyüklüğünü daha da yüceltmektedir. O, bir bilinmezliğin içine, ülkesi için feda etmeyi seçtiği hayatının son anına doğru kararlılıkla yürüdü. Evliya Ermiş, hain planın hedefine ulaşmaması için vücudunu bir kalkan yaptı.
ŞEHADETİN DESTANSI MÜHRÜ
O gün, 46 yaşındaki bir esnaf, beş çocuğunun babası, bir mahallenin reisi, sadece bedenini değil, aynı zamanda Maraş’ın ve milletinin onurunu korumak için en büyük bedeli ödedi. 23 Aralık 1978’de, doğduğu şehir olan Kahramanmaraş’ta, emperyalizmin ve ihanetin kirli ellerine karşı dik duruşunun neticesi olarak Şehadet mertebesine erişti.
Evliya Ermiş, canını teslim ederken, adı artık sadece bir esnafın adı değil; ülkü uğruna verilen mücadelenin ve o zorlu günlerde vatanı koruyan yiğitlerin destansı sembolü haline geldi. O, korkunun kol gezdiği bir dönemde cesaretin nasıl bir miras bırakacağını göstererek, vatan toprağına düşen bir tohum oldu.
"Şehit Evliya Ermiş, toprağın huzur bulduğu o yerde, sadece canını değil, milletinin bağımsızlık ve hürriyet yeminini de ebediyete dek sağlamlaştırdı."