"Bazı hayatlar takvimlerle değil, en karanlık günde dahi sönmeyen bir meşalenin ateşiyle ölçülür."
KİMLİĞİ VE BİLİNMEYEN YEMİNİ
Adı: MEHMET ERGÜNDÜZ.
Bu destanın başkahramanı hakkında bize kalan olgular, bir şehidin adanmışlığının en net ispatıdır. Doğduğu toprakların tam adını bilmesek de, mesleği hayatını kazanmaktan öte, milleti için duruş sergilemek olmuştu. O, kayıtlara sadece ÜLKÜCÜ ŞEHİT Mehmet Ergündüz olarak geçti; zira onun gerçek kimliği, kalbindeki vatan sevgisiydi.
O'nun hayatı; tarihin en zorlu, en çalkantılı dönemlerinden birinde, milletin kaderinin yazıldığı bir coğrafyada, KAHRAMANMARAŞ’ta, 23 ARALIK 1978 günü ebedi bir mühürle sonlandı.
VATAN ÜZERİNDEKİ KARANLIK TERTİP
Tarih, milletin birlik ve beraberliğini hedef alan alçak bir planın gölgesinde ilerliyordu. Yıllardır süregelen komünist ideoloji ve yabancı gizli servislerin zehirli parmakları, Türkiye’yi bir iç savaşa hazırlamak için terör rüzgârları estiriyordu. Haince hazırlanan bu tertibatın tek bir amacı vardı: Kardeşi kardeşe kırdırmak, mezhep çatışması tohumları ekerek Türk’ü Türk’e düşman etmek.
Bu karanlık emelin uygulandığı şehirler; Çorum, Sivas ve Mehmet Ergündüz’ün son nefesini vereceği Kahramanmaraş idi. Devrimci solcu ve komünist militanlar, acımasız faaliyetleriyle toplu katliamlara girişmiş, ülkenin kalbini hedef almışlardı.
İşte bu ateş çemberinde, ülkücü duruşun bedelini ödeyen binlerce vatan evladından biri de Mehmet Ergündüz idi. O, bu saldırılardan nasibini alarak, inancının ve davasının kutsallığını canıyla tasdik edecekti.
KAHRAMANMARAŞ’IN ATEŞTEN SINAVI
O gün, 23 Aralık 1978, Kahramanmaraş’ın sokaklarında sadece şiddet değil, aynı zamanda kararlılık da kol geziyordu. Mehmet Ergündüz’ün o karanlık günde hangi zorluğun karşısında durduğunu, hangi sözleri söylediğini ya da o hayati anda ne yaptığını kesin olarak bilmiyoruz. Olay Günü’nün detayları, bir kahramanlık sessizliği içinde kaybolmuştur.
Ancak bu bilinmezlik, onun fedakârlığını gölgelemez; tam aksine, bu fedakârlığı bir destan mertebesine taşır.
Çünkü O, geri çekilmedi. Göz göre göre hazırlanan bu toplumsal kıyım planının ortasında, ülkücü bir duruş sergiledi. Türkiye’yi parçalamak isteyenlerin karşısına dikildi ve tüm tehditlere rağmen bir adım dahi geri atmadı. Onun son eylemi, bilinmezliğin ortasında dahi bayrağı yere düşürmemek adına attığı o kahramanca son adım oldu.
23 ARALIK’IN EŞSİZ ŞEHADETİ
23 Aralık 1978 tarihinde, tüm ülkenin gözü önünde yaşanmaya çalışılan bu alçakça terör eylemi, Mehmet Ergündüz’ün kanıyla mühürlendi. O, yalnızca bir birey olarak değil, vatanın birliğini savunan sarsılmaz iradenin sembolü olarak şehit düştü.
O’nun şehadeti, Türk milletine kurulan tuzaklara karşı gösterilen en yüce direnişin, en büyük fedakârlığın kanıtıdır. O gün Kahramanmaraş’ta dökülen her damla kan, bu milletin kardeşlik bağlarını koparmaya çalışanlara karşı atılmış bir tokattır.
Ülküdaşımız Mehmet Ergündüz, bu mukaddes davanın en çetin sınavında; canını feda ederek, bölücü tertibatın amacına ulaşmasına izin vermedi. Onun adanmışlığı, o gün karanlığa saplanan bir hançer gibi, vatanın üzerindeki kara bulutları dağıtan bir meşale oldu.
"Mehmet Ergündüz, bilinmezliğin ortasında dahi sarsılmaz bir duruş sergileyerek, adını tarihe değil, uğruna can verdiği vatanın kalbine yazdıran kutlu bir meşaledir."