"Bazı isimler, bir coğrafyanın kaderine kanıyla imza atmak için doğar. Onlar tarihin kuru satırlarında değil, milletin vicdanında yaşar."
KİMLİĞİ VE BİLİNMEYEN YEMİNİ
O, adı sadece direniş defterlerinde kayıtlı olan sessiz kahramanlardandı: ÖKKEŞ İNCE.
Hayatı hakkında bilinenler, bir adanmışlığın ne kadar derin olabileceğini gösteren acı birer işarettir. Hangi topraklarda doğduğu, hangi mesleğin kucağında yoğrulduğu, bu kayıp kayıtların derinliğinde saklı kalsa da; onun en büyük mesleği, en yüce yurdu "vatan" olmuştu. Ökkeş İnce, bir isimsiz kahramandı; ne zaman, nerede durulması gerektiğini bilen, kendini davasına adamış bir Ülkücüydü.
MEMLEKETİ SARAN KARANLIK
Yetmişli yılların sonu, Türkiye’nin kalbine hançerlerin saplandığı, kardeş kanının akıtılmak istendiği en karanlık dönemdi. Yıllardır estirilen dehşet rüzgarı, devrimci solcu ve komünist militanların acımasız ve haince faaliyetleriyle doruk noktasına ulaşmıştı.
Amaç açıktı: Ülkeyi yabancı gizli servislerin de dahil olduğu zehirli bir planla komünist işgale hazırlamak, iç savaş çıkarmak, Türk’ü Türk’e kırdırmak! Bu alçakça tertip, mezhep çatışmasını hedef alıyor, toplumsal yapıyı kökünden dinamitlemek istiyordu.
Bu ihanet planının en kanlı tezahürleri Çorum, Sivas ve özellikle Kahramanmaraş illerimizde yaşanmış; masum vatandaşlarımız bu terörün kurbanı olurken, ülküdaşlarımız da bu kara saldırılardan nasibini almıştı. Ökkeş İnce, işte bu büyük kıyımın yaşandığı ateş çemberinin ortasında bir meşale gibi dimdik duranlardan birisiydi.
KAHRAMANMARAŞ’TA SÖNMEZ IŞIK
Kahramanmaraş... O günlerde sadece bir şehir değil, vatanın namusunun test edildiği bir cepheydi. Vatanın birliğini parçalamak isteyenler, o kutsal topraklarda katliamlar gerçekleştirirken, Ökkeş İnce ve onun gibi düşünenler, bu karanlık gidişata dur demek için göğüslerini siper etmişlerdi.
O, terörün çirkin yüzüne teslim olmayı reddetti. Başkalarının canını korumak için, alçakça hazırlanmış bu planın karşısında duruş sergileyen binlerce adsız kahramandan biri olarak, Kahramanmaraş’ın o zorlu günlerinde cesaretin timsali oldu.
23 ARALIK 1978: SON YÜRÜYÜŞ
Ve takvimler o soğuk, o kahır dolu günü gösterdi: 23 ARALIK 1978.
Olay Günü’ne dair kesin detaylar, hangi kahramanlık anının O’nu şehadete taşıdığı bilinmemektedir. O anın dehşeti, terörün sisli perdesi ardında kalmıştır.
Ancak kesin olan şudur: Ökkeş İnce, o gün geri adım atmayı reddetti.
Bilinmezliğin en karanlık anında, ülkesi için canını vermeyi göze alarak o son adımı attı. O, iç savaşı körüklemek isteyen hainlerin karşısında, kendi hayatını feda ederek Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü için ödenmesi gereken en ağır bedeli, canını verdi. O, son nefesiyle dahi, "Türk’ü Türk’e kırdırma" emeline karşı sarsılmaz bir kale olduğunu tüm dünyaya haykırdı.
Ökkeş İnce, 23 Aralık 1978’de, Kahramanmaraş’ın hain saldırı altındaki topraklarında, adını şehitler kervanına yazdırdı. Onun hayatı, bir iç savaş planına karşı duruşun ve bu uğurda çekilen çilenin ölümsüz bir destanı olarak mühürlendi.
"Can verenler unutulmaz; onlar, geride kalanlara düşmanın kim olduğunu değil, vatanın nasıl sevileceğini öğreten kutlu birer ders olarak kalırlar."