"Vatanın üzerine kabus gibi çöken o karanlık çağda, bazı yürekler, milletin istiklal meşalesini söndürmemek için canlarını ateşe atmayı seçerler."
RUHUNA ADANMIŞ BİR İDEALİN SAVAŞÇISI
O, sadece Necati Parmış’tı. Soyadının ağırlığı, adının erdemiyle birleşmişti. Hangi toprağın yiğidi olduğu, hangi mesleğin usta ellerinde yetiştiği kayıtlarda yazılı olmasa da; onun kimliği, tüm unvanların ötesinde parlayan tek bir sözcükle mühürlenmişti: ÜLKÜCÜ. O, şan ve şöhret arayan bir adam değil, vatanı parçalanmasın diye sessizce görev bekleyen adsız kahramanlardan biriydi. Onun destanı, oturduğu coğrafya ya da sahip olduğu makamla değil, Türkiye’nin en zorlu sınavında gösterdiği sarsılmaz duruşla yazılmıştır.
KARANLIĞIN KALBİNE SAPLANAN HANÇER
Yıllardır estirilen alçak bir terör dalgası, Türkiye Cumhuriyeti’ni içeriden yıkıma hazırlıyordu. Devrimci solcu ve komünist militanlar, yabancı gizli servislerin de kirli parmak izlerinin bulunduğu büyük bir planın uygulayıcısıydı. Bu plan, kardeşin kardeşi kırdırdığı, mezhep çatışmasını körükleyerek milleti paramparça etmeyi amaçlayan bir iç savaş tertibiydi. Tek bir hedef vardı: TÜRK’Ü TÜRK’E KIRDIRMAK.
Bu hain emel, Çorum, Sivas ve özellikle Kahramanmaraş gibi kadim illerimizde toplu katliamlara dönüşmüş, masum vatandaşlarımız bu saldırıların kurbanı olmuştu. Milletin birliği için canını ortaya koyan ülküdaşlar da bu hain saldırılardan nasibini almış, kanlarıyla bu kirli oyuna "dur" demişlerdi.
KAHRAMANMARAŞ’TA YANAN KADER ATEŞİ
Kanın ve ihanetin en yoğun olduğu, en çetin direncin gösterildiği şehirlerden biri Kahramanmaraş’tı. 1978 yılının o buz kesen Aralık ayında, terör rüzgârı şehirde estirdiği yıkımla birlikte, Necati Parmış’ı da kader anına çağırdı.
Takvimler 23 Aralık 1978’i gösterdiğinde, Necati Parmış, bu karanlık komplonun üzerine bir şahlanış misali yürüdü. O gün, komünist militanların acımasız ve hain faaliyetleri neticesinde ülkücü şehitler kervanına katıldı.
SON NEFESİN SIRRI VE EBEDİ DİRENİŞ
Olay Günü’ne dair detaylar, Necati Parmış’ın hangi zorluğun karşısında dimdik durduğunu, hangi son sözleri söylediğini veya hangi hainin mermisine siper olduğunu bize fısıldamaz. Bu bilinmezlik, onun fedakârlığını daha da yüceltir. O, bir kahraman olarak, tehlikeyi bile bile, geri dönülemez bir yola girme cesaretini göstermiştir. O gün, mesleği ne olursa olsun, bir milletin bekçisi rolünü üstlenmiştir.
O’nu şehit eden alçak plan, mezhep çatışması yaratmayı amaçlasa da; Necati Parmış’ın Kahramanmaraş topraklarına dökülen kanı, Türk milletinin birliğini sağlayan manevi bir harç olmuştur. O sadece bir kayıp değil, bir davaya adanmışlığın mühürlenmiş nişanesidir.
"Bazılarının hayat hikayesi kuru bir tarih sayfasına sığmaz. Onlar, yoklukta ortaya çıkan iradeleri ve adanmışlıklarıyla, milletin ruhuna yazılan ebedi destanlardır."