EKİM AYI ŞEHİTLERİ | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET METİN OLGAÇ 3 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ RECEP HAŞATLI 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA HAŞATLI 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSNÜ TEPE 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ADNAN ÇETİN 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BAYRAM BULUT 4 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAHİR FİDAN TEK 4 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİL BAYBARS 5 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEZAİ GÜNGÖR 5 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET YOLAÇ 5 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HABİB DURMUŞ 5 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ NURETTİN DURMUŞ 5 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA AYDIN 6 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AKIN ATALAY 7 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMALETTİN GÜÇLÜ 7 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞERAFETTİN AKBAŞ 7 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ARSLAN BAYSAL 8 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YUSUF YEKELER 8 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CEVAT ŞAHİN 8 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA PEHLİVANOĞLU 8 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KAMİL SUNCAK 9 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ ÜREN 10 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAHİR ÖZYAZGAN 10 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SÜLEYMAN TÜMAY 10 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL TAŞÇIOĞLU 11 EKİM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN SARIKAYA 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TACETTİN KÖSRETAŞ 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CELAL DEMİR 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SELAMİ DURMUŞ 11 EKİM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ADNAN ÜNVER 11 EKİM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET PEKTAŞ 11 EKİM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ZEKİ ŞİRELİ 12 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET SALİH DURMAZ 13 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MESUT YERGİN 14 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL ÖZDEMİR 14 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA İŞLER 15 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET TOPAL 16 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ELALDI 16 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA BARAN 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET ALİ ÖZKAN 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BAYRAM BAYRAKTAR 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL BEŞİKTAŞ 16 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ EROL TÜRKMEN 16 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TEVFİK SEÇİLMİŞ 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ŞAHİN 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET REMZİ ASLANGÖZ 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MİTHAT YAŞAR 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CENGİZ ÖZDEMİR 17 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BEKİR ÇİFTER 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YILMAZ TAŞKIN 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİT AVCI 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞAHİN EKERBİÇER 18 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SELAHATTİN FARUK SEVİNÇ 19 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İSMAİL İKİZ 19 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ERDAL VAHAPOĞLU 19 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ OSMAN AĞAR 19 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HİDAYET SERT 20 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YALÇIN BORA 20 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEYFİ GÜLER 20 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ABDULKADİR KARAKİMSELİ 20 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İBRAHİM YARALI 20 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ EROL GOCUK 20 EKİM 1979 | ARSLAN DEMİR 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ RIZA BELDÜZ 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ERDAL ÇOR 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET TEVFİK PAMPAL 22 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CUMA KARABULUT 22 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSEYİN YAVUZ 22 EKİM 1993 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HİKMET YILDIRIM 23 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAMER ÖZDEMİR 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ŞERAFETTİN KARCI 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AYHAN İNAL 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÖMER ATILGAN 26 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MİTHAT BOZKURT 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ABDULBAKİ ÖZSİMİTÇİ 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR BOSTANCI 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİL YAVUZ 27 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İRFAN GÜVERCİN 27 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÖMER FARUK ÖZKAN 27 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AZİZ(ABDULAZİZ) KARABAĞ 27 EKİM 1992 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET YİĞİT 28 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİS ÖZTÜRK 28 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET KURNAZ 29 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET SALİH GÜÇLÜ 30 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞENER KAMİL ÖZTÜRK 30 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSEYİN ÇELİK 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİŞÜKRÜ HOŞCAN 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA HAYAT 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEZAİ GÜNDOĞDU 1 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ALEMLİOĞLU 1 EKİM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALAATTİN GÜNDÜZ 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET ÇELİK 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CİHAN BUDAK 2 EKİM 1978 | EKİM AYI ŞEHİTLERİ

ÜLKÜCÜ ŞEHİT ABDULLAH POLAT

ÜLKÜCÜ ŞEHİT ABDULLAH POLAT
2 FOTOĞRAF
  • ŞEHİT OLDUĞU TARİH: 23 ARALIK 1978
  • ŞEHİT EDİLDİĞİ YER: KAHRAMANMARAŞ
  • DOĞDUĞU YER: MESLEĞİ:
  • MESLEĞİ: Şehidimizi babası Mehmet Polat şöyle
PAYLAŞ f 𝕏 W

🕊️ RUHUNA FATİHA VE YASİN OKU

Şehidimizin aziz ruhu için aşağıdaki duaları dinleyebilirsiniz.
Başlattığınız an "Okundu" sayısına işlenecektir.

📖
FATİHA SURESİ Şimdiye kadar 0 kişi okudu
📖
YASİN SURESİ Şimdiye kadar 0 kişi okudu
FOTOĞRAF GALERİSİ 1 GÖRSEL
ÜLKÜCÜ ŞEHİT ABDULLAH POLAT

"Bazı ruhlar, fırtına dinmeden önce yola çıkar. Onlar, en genç fedakarlıkların en parlak yıldızıdır."

KİMLİĞİ VE YÜREĞİNDEKİ ERKEN BAHAR

Bu toprakların kaderine mühürlenen isimdi o: ABDULLAH POLAT. Ne doğduğu yer ne de resmi mesleği; onun kahramanlığını tanımlayan şeyler değildi. O, 23 ARALIK 1978 tarihinde, KAHRAMANMARAŞ'ta, henüz hayatının baharında bir meşale gibi yanıp kül oldu.

Babası Mehmet Polat’ın gözünden, o sadece bir evlattı; henüz bıyığı dahi yeni terlemiş, 16 yaşında bir genç. Okulların üzerindeki karanlık bulutlar nedeniyle, geleceğe dair umutları bir oto elektrikçisinin yanında çıraklıkla yeşermeye çalışıyordu. Şehirde kalır, elinde bir sanat edinme gayretiyle çalışırdı. O, sadece bir çırak değil, fırtınanın geleceğini sezen, duruşuyla yaşından büyük bir ruhtu.

MARAŞ KIYAMETİ VE BEKLENEN YOLCU

Tarih, 23 Aralık Cumartesi idi. Köyde bir yakınlarının düğünü vardı ve baba Mehmet Polat, küçük aslanı Abdullah’ı bekliyordu. Ancak bekleyiş, yakıcı bir dehşetin gölgesi altına girdi. Maraş'tan yükselen, sadece duman değil, yaklaşan felaketin aleviydi. Gecenin sessizliğini yırtan, susmak bilmeyen otomatik silah sesleri... Cayırtılar ve takırtılar, bir şehirdeki düzenin darmadağın oluşunun habercisiydi. Düğünler bozuldu, neşe söndü. O dehşet, tam dört gün, dört gece sürdü. Dört gün boyunca Maraş, ateş ve korkuyla boğuşurken, Abdullah ortada yoktu.

BİLİNMEYEN SON YÜRÜYÜŞ

26 Aralık Salı günü, o korkunç sessizlik nihayet çöktüğünde, yüreklere düşen kurt büyüdü. Büyük oğlu Mehmet köye geldiğinde, baba Mehmet Polat’ın sorusu, kâbusu gerçeğe dönüştürdü: “Abdullah nerede?”

Büyük oğul, onu daha Cuma’dan köye yolladığını söylediğinde, babanın ağzından o yakıcı nida yükseldi: “Eyvah!” Yürek cayır cayır yanmaya başlamıştı. Şehre geri döndüler. Artık amaç yaşamak değil, o gencin izini bulmaktı. O dört karanlık günde Abdullah ne yaptı? Nereye gitti? Hangi tehlikenin üzerine yürüdü? Bu soruların cevabı, Kahramanmaraş’ın kanla yazılmış defterinde bir sır olarak kaldı.

O, geri çekilebilirdi. Köye dönebilirdi. Ama Maraş’ın kalbi kanarken, o fırtınanın tam ortasında kaldı. 16 yaşındaki bir fidanın, ölümün kol gezdiği sokaklarda attığı o son cesur adım, fedakârlığın en saf göstergesidir.

ACININ SOĞUK DEPOSU VE ŞEHADET MÜHRÜ

Baba Polat, kabuslarla geçen uykusuz bir gecenin ardından, kayıp arayan yüzlerce insanla birlikte hastaneye koştu. Ortalık, çaresizliğin sesiyle kaynıyordu. Sonra o soğuk, resmi ses yankılandı hoparlörden: “Dikkat! Aşağıda soğuk hava deposunda, Buzhane’de cenazeleri olanlar gidip alsınlar.”

Bir baba için cehennemin kapısı, buzhanenin kapısıydı. Umut ve dehşet arasında gidip geliyordu. Her cesette oğlunu aramaktan kaçınıyor, bulamadıkça sevinmeye çalışıyordu. Ta ki en köşedeki bölüme yönelene kadar. Ayakları geri geri gidiyordu. Gördüğüne inanamadı.

Orada, cesetler arasında uzanmış, cansız yatıyordu. Abdullah’ı, küçük yavrusu, babasının aslanı... Onu çekip çıkardı, başını kucağına aldı. Yüzü tertemizdi, sanki melekler gibi gülümsüyordu. Bedeninde görünür bir yara yoktu.

Ancak, başını hafifçe çevirdiğinde, kahramanlığının mühürlendiği noktayı gördü. Ensesinde, haince ve kalleşçe sıkılmış tek kurşunun izi. Arkadan gelen bir kurşun, 16 yaşındaki bir delikanlının onurlu duruşunu sona erdirmişti. O an, bir babanın yüreği Maraş’ın alevlerinden daha şiddetli yandı.

Abdullah Polat, henüz hayatın başında, bir milletin kalbinde sönmeyecek bir şehitlik mertebesine ulaştı. O, toprağa verildi; ama yüreği, bu davanın sancağına dikildi.

"O, sadece 16 yaşındaydı, fakat Maraş'ın en karanlık gecesinde, bir milletin kalbine sönmeyecek bir yıldız olarak gömüldü."

← Ana Sayfaya Dön