"Bazı hayatlar takvimlerle değil, son kararlarına yüklenen ağırlıkla tartılır. O, bir destan yazmak için yürüdü."
KİMLİĞİ VE İZ BIRAKMAYAN DOĞUM YERİ
Adı Memili Bakıcı'ydı. Kimliği, yaşadığı çağın ve inandığı davanın en çetin sınavıyla mühürlenmişti: Ülkücü Şehit. Takdir-i İlahi, onun doğduğu yeri kayıtlara geçirmeyi gerekli görmemişti; sanki bir millete ait olanların, belirli bir toprağa ait olması şart değildi. Memili Bakıcı, yurdun neresinde doğmuş olursa olsun, kalbiyle çizdiği yol haritasında sadece tek bir hedefe kilitlenmişti: adanmışlık. O, sadece bir isimdi, ama aynı zamanda bir dönemin ateşi ve cesaretinin somutlaşmış haliydi.
1978'İN KARANLIK KIŞI VE MİLLET ATEŞİNİN MERKEZİ
Takvimler 1978 yılını gösteriyordu. Memili Bakıcı'nın kaderi, o yılın en zorlu ve kanlı coğrafyasıyla kesişti: Kahramanmaraş. Bir şehir ki, adında kahramanlığı taşıyordu; ama o günlerde bu kahramanlık, sokaklarda kanla yeniden yazılmaktaydı. Vatanın sarsıldığı, ülkülerin sınandığı o çalkantılı dönemde, omuzlara yüklenen sorumluluk, genç bir adamın hayatından daha ağırdı. Memili Bakıcı, fırtınanın en şiddetli estiği bu yerde, inancını canıyla ödeme pahasına bir duruş sergiledi.
SON ADIM VE BİLİNMEYENİN DESTANSI GİZEMİ
O gün. O son gün. Kalemi kırmış, sözü bitirmiş olan o gün hakkında elimizde hiçbir detay yok. Tarih, Memili Bakıcı'nın o müthiş cesaret eylemini nasıl gerçekleştirdiğini, hangi tehdide karşı yürüdüğünü, son nefesini nerede verdiğini kaydetmemiş. Ne olay gününün detayları, ne de o an yaşananlar bilinmektedir.
İşte bu bilinmezlik, onun fedakarlığının en büyük nişanesidir. O, karanlığın üzerine tereddütsüz yürüdü. Hangi ateş çemberinin içine girdiğini, hangi ihanet kurşununa siper olduğunu bilmesek de, Memili Bakıcı’nın o gün, geri dönülmez bir karar verdiği kesindir. Detayların sis perdesi arkasında kalan son anı, sadece bir ölüm değil, bilinçli bir kahramanlık eylemiydi. O, vazifesini tamamlamak için, kimsenin görmediği bir yolda, tek başına yürüdü.
ŞEHADETİN MÜHRÜ: 22 ARALIK 1978
Memili Bakıcı'nın fani bedeni, Kahramanmaraş topraklarına karıştı. Takvim, o fedakarlığı ebediyete kaydetti: 22 Aralık 1978. Bir insanın hayatının sonlandığı tarih, bir davanın onurunun zirveye çıktığı tarih oldu.
O günden sonra Memili Bakıcı, artık sadece bir isim değildi; o, imanın cesaretle buluştuğu, bilinmezliğin içinde eriyerek ülkü uğruna varlığını adayan bir ruh oldu. Onun hikayesi, ne zaman doğduğuyla değil, Kahramanmaraş’ın o zorlu kışında, hangi kararlılıkla şehitlik mertebesine ulaştığıyla yazıldı.
"O, sadece bir tarihi gerçeğin parçası değil; ismi ve sadece şehadetinin tarihiyle bile bir millete cesareti fısıldayan, ebediyete yazılmış bir yemindir."