"Bazı ruhlar, yaşları ne olursa olsun, vatanın çağrısına cevap verirken, son nefeslerine kadar hukukun ve inancın kalkanını taşır."
ELBİSTAN'IN SİPERİ: BİR HUKUK ADAMININ DURUŞU
Adı HİLMİ SOYDAN’dı. Elbistan’ın toprağından doğmuş, o toprağın tarihine şahitlik etmiş bir isimdi. O, sadece bir avukat değil, altmış yıllık ömrünü bir dava uğruna adamış, saygın ve köklü bir ailenin onuruydu. Elbistan’da, evinin sıcaklığında, ailesinin yanında ikamet ediyordu; ancak gönlü, memleketinin çalkantılı kaderinde, en ön cephedeydi. 60 yaşında olması, onu mücadeleden geri çekmeye yetmemiş, aksine tecrübesini ve bilgeliğini en zorlu dönemde siper etmesini sağlamıştı.
DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL: İNANÇ VE CESARET YEMİNİ
Hilmi Soydan’ın hayatı, kolay yolu seçenlerin hikayesi değildi. O, siyasette en yüksek mevkilerden birine, Kahramanmaraş Senatörlüğüne (CHP) ulaşmış bir devlet adamıydı. Fakat inanç, mevkiden ve rahatlıktan daha ağır bastı. Tarihin o çetin dönemecinde, ideallerine sadık kalarak, eski makamından feragat etti. Korkunun gölgelediği günlerde, en çetin duruşun adresi olan MHP saflarına geçerek, sadece yer değiştirmekle kalmadı; hayatını tehlikeye atacak net bir tavır sergiledi. Bu eylem, onun sadece bir siyasetçi değil, ideallerine koşulsuz bağlı bir kahraman olduğunun en güçlü ilanıydı.
KARANLIĞIN KALBİ: 22 ARALIK 1978
Takvimler 22 ARALIK 1978’i gösteriyordu. Memleketin üzerinde kızıl bir fırtına esiyordu ve Kahramanmaraş-Elbistan, bu fırtınanın tam merkezinde yer alıyordu. Hilmi Soydan, yaşına ve taşıdığı unvana rağmen görevinin başındaydı. O gün, Elbistan Belediye Başkanı ile görüşmelerini tamamladı. Bu, sıradan bir toplantı değil, belki de halkının selameti için alınacak hayati kararların son noktasıydı. O, masadan kalkıp görevinin gereğini yerine getirmek üzere makam arabasına doğru kararlılıkla yürüdü.
SON NEFESİN VERİLDİĞİ MEVİ: KAHRAMANIN VURULUŞU
İşte tam o an! Hukukun ve devletin temsilcisi olan o cesur adam, aracına adımını atarken, karanlık pusudan çıkan komünist militanların hain namluları konuştu. Bu, alnı açık, mert bir çarpışma değil; idealler uğruna en yüksek fedakarlığı seçen bir isme, sinsice kurulan bir pusu idi.
Hilmi Soydan, Elbistan sokaklarında, hizmet ettiği toprakta, inandığı değerler uğruna açılan o kahpe ateş sonucu, olay yerinde sarsılmaz bir duruşun bedelini ödedi. 60 yıllık ömrü, sadece bir saniyede, milletinin geleceğine adanmış ebedi bir meşaleye dönüştü. O, kaçarak değil, hizmetini tamamlarken, makam aracına bindiği o son adımda şehadete yürüdü.
"O, altmış yıllık ömrünü, bir milletin vicdanına adadı. Hilmi Soydan'ın düştüğü yer, artık sadece bir toprak parçası değil, adanmışlığın mühürlendiği mukaddes bir mevzidir."