"Yirmi yaş, bir ömrün baharı değil, bir davanın çelikten kalkanı olduğunda, o yiğidin adı destan olur."
KİMLİĞİ VE YÜKSELEN GENÇLİK YEMİNİ
Adı Ali Belgen’di. O, Şanlıurfa’nın kadim ve çileli topraklarından, Birecik’ten fışkıran bir fidandı. Henüz hayatının baharındaydı; yirmi yaşında, gözleri geleceğe, elleri kutsal bir davaya adanmış bir ÖĞRENCİ. O, sadece bir genç değil, ülkücü mücadelenin sarsılmaz neferiydi.
BASKIYA KARŞI DİRENİŞ VE ADANMIŞLIĞI
Birecik, o karanlık yıllarda, vatan sevgisinin bedelinin çok ağır olduğu bir mücadele meydanıydı. Baskılar, Ali Belgen’in eğitim hakkını dahi elinden almaya cüret etmişti. Okuma hürriyetini tehdit eden bu zulüm karşısında, Ali Belgen sinmedi. O, geri adım atmak yerine, direnişin en şerefli yolunu seçti. Kendi naklini Elazığ’a aldırırken, sadece kendini değil, aynı mücadele ateşini taşıyan beş arkadaşını da yanına alarak yeni bir cephe açtı.
Elazığ’da, ülkücü saflarda daha da aktif bir rol üstlendi. O, yalnızca ders çalışan bir öğrenci değil, inandığı değerler uğruna cepheden cepheye koşan, gençliğin cesur sesiydi. Her anı, fedakârlıkla ve davasına olan sarsılmaz bağlılıkla dokunmuş bir hayattı onunki.
BİRECİK'TE VUSLAT VE SON CUMA
Takvimler 21 ARALIK 1979’u gösterirken, okul tatil olmuştu. Ali Belgen, mücadele meydanlarından kısa bir süreliğine ayrılıp, doğduğu topraklara, ailesinin sıcaklığına koşmuştu. Birecik’e ayak basışının daha ikinci günüydü.
O gün Cuma’ydı. Ali Belgen, bir mümin huzuruyla abdestini aldı ve mübarek Cuma namazına durdu. Bu, onun, milletinin ve inancının kutsal mabedindeki son secdesi olacaktı. Barışın ve teslimiyetin en yüce makamından ayrılırken, Ali Belgen, üzerine çökecek olan karanlık pusudan habersizdi.
CAMİ KAPISINDA ATEŞTEN HÜKÜM
Namaz sona ermiş, cemaat caminin kapısından dışarı akıyordu. Ali Belgen, bu kutsal eşiği geçerken, pusuya yatmış ihanetin soğuk nefesi onu buldu. Devrimci solcu, komünist ve bölücü militanlar, en masum, en mukaddes anda; caminin hemen kapısında, onlarca insanın gözleri önünde alçakça bir kurşun yağmuruna tutuşturdular onu.
Bu suikast, sadece bir genci hedef almıyordu; bu, imana, huzura ve vatanın birliğine sıkılan bir kurşundu. İki mermi, Ali Belgen’in yirmi yıllık baharını kana buladı: Biri göbeğine, diğeri doğrudan şakağına isabet etti.
Ali Belgen, henüz 20 yaşında, şehadet makamına yürüdü. Vatanına olan borcunu, cami kapısında, başı dik bir şekilde ödedi. O, ŞANLIURFA’nın kalbine düşen, ebediyete uzanan bir yiğitlik destanı yazdı.
"Ali Belgen, 20 yaşında tamamladığı destanında, iman ile ihanetin ayrıldığı yerde, her zaman durulması gereken yeri gösterdi: Hakikatin eşiği."