"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz, adanır; karanlığın en yoğun olduğu yerde meşale olmak için yanar ve söndüğünde bile izi kalır."
YÜREĞİNDEKİ YEMİN
Takvimler, milletin kaderinin en çetin sınavlardan geçtiği o karanlık dönemi gösteriyordu: 19 Aralık 1978. Alişan Duruhan, Malatya’nın kahramanlık destanlarına beşiklik etmiş olan Yeşilyurt toprağının sadık bir evladıydı. O, sadece doğduğu yere değil, inandığı değerlere de perçinlenmişti. Adı, Malatya’nın dört bir yanında saygıyla anılan, duruşuyla emsal teşkil eden bir Ülkücüydü. O, bir isimdi; ama aynı zamanda Malatya'da dimdik duran bir sancağın da ta kendisiydi.
ADANMIŞ BİR ÖMÜR VE ÇEMBER
Alişan Duruhan’ın hayatı, sadece siyasi bir mücadeleden ibaret değildi; o, hem memleketinin ticaretine namusuyla sahip çıkan bir esnaf, hem de hayatının en değerli mücevherleri olan ailesinin direğiydi. Beş can emanet edilmişti ona; üç kız ve iki erkek evlat babasıydı. Aile ocağının sıcaklığını, inancının çelikten disipliniyle harmanlamıştı.
Sırtını dayadığı Malatya’da, sadece dükkân sahibi değil, aynı zamanda davasının kalesiydi. MHP Yeşilyurt İlçe Başkanı olarak, sadece bir koltuğu değil, yüzlerce insanın umudunu ve sorumluluğunu taşıyordu. O, Malatya Merkez’den Yeşilyurt’a kadar uzanan geniş bir alanda, dürüstlüğü ve sağlam karakteriyle sevgi ve saygı görmüştü. Hayatını kazandığı dükkânı, evinin hemen altındaydı; böylece görevi ve yuvası, tehlikenin göbeğinde iç içe geçmişti.
SON AKŞAM, SON GÖREV
19 Aralık akşamı çöktüğünde, Alişan Duruhan cephede değil, günlük yaşamının en masum anında bulunuyordu. Lider olmasına, başkalarının hedefi olmasına rağmen, o geceyi makamında değil, ekmeğini kazandığı dükkânında geçirmekteydi. Alın teriyle kazandığı ticaret hanesinde, raflara malzeme diziyordu. Bu, bir esnafın sıradan bir işi, bir babanın ailesi için verdiği sessiz bir mücadeleydi.
Fakat karanlık, hesaplaşmak için en savunmasız anı seçmişti. Pusuya yatan komünist militanlar, yüz yüze gelme cesareti gösteremeyip, alçakça bir saldırı başlattılar. Ateş, sadece dükkânın camlarını değil, Malatya'nın vicdanını da parçaladı. Raflar arasında, omuzlarında taşıdığı yükün ağırlığına kurşunlar eklendi. Ağır yaralandı; ama ruhundaki adanmışlık, bedenindeki son nefese kadar direndi.
ZAMANI DURDURAN VEDA
O gece, Malatya’da zaman durdu. Yaralı halde hastaneye kaldırılan Alişan Duruhan için bütün tıbbi çabalar seferber edildi. Doktorlar hayatını kurtarmak için mücadele ederken, sokaklar onun için dua edenlerin sessiz çığlıklarıyla yankılanıyordu. Ancak imanı güçlü olan bu yiğit esnaf ve lider, tüm çabalara rağmen kurtarılamadı.
19 Aralık 1978, Malatya’nın tarihinde bir kahramanın veda ettiği, bir şehidin düştüğü o karanlık gün olarak mühürlendi. Alişan Duruhan bedeniyle veda etti, ancak bıraktığı bayrak elden ele dolaştı. Oğullarından Namık Hakan Durhan, babasının adanmışlığının nişanesi olarak daha sonra MHP’den Milletvekili seçildi; bu da Alişan Duruhan’ın tohumlarının yeşerdiğini gösteren en güçlü kanıttı. Ne yazık ki, kaderin çemberi bir kez daha tecelli etti ve o da bir trafik kazasında vefat etti. Ancak Alişan Duruhan’ın fedakârlığı, nesiller boyu süren bir adanmışlığın destansı başlangıcıydı.
"O gece düşen bir beden değildi; bir davanın Malatya toprağına kazınan mührüydü. Adalet ve cesaret arayan herkes, daima bu yiğit esnafın son direnişini hatırlayacaktır."