"Bazı hayatlar uzunlukla değil, bir anlık duruşun kudretiyle ölçülür."
ADIYAMAN'DAN YÜKSELEN YİĞİT
O, sadece 24 bahar görmüş bir fidandı. Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde doğan bu genç ruhun adı, Vakkas Dalkılıç'tı. Mesleği bir öğrenciydi, ancak onun defterleri sadece ders notlarıyla değil, vatan aşkıyla yazılmıştı. Henüz gencecik yaşta, hayatını ülkücü davanın sarsılmaz temelleri üzerine inşa etmeye karar vermişti.
ADANMIŞLIĞIN İLK YEMİNİ
Vakkas, Gölbaşı Lisesi’nden mezun olduğunda, sadece diplomasını değil, davasının ilk meşalesini de taşımaya başlamıştı. Onun yolunu aydınlatan ve ruhuna mücadele ateşini düşüren kişi, büyük bir adanmışlıkla tanıdığı Şehit Cemil Doğan oldu.
Daha lise birdeyken, o zorlu yılların fırtınası içinde geri adım atmayan bir liderdi; okuldaki ülkücü hareketin başkanlığını üstlendi. Bu kararlı duruş, düşmanın dikkatini çekti. Okulda çıkan karanlık olaylar sebebiyle eğitimine bir süre ara vermek zorunda kalsa da, bu geri çekiliş bir yenilgi değil, daha güçlü dönmek için alınmış destansı bir nefeslenme molasıydı.
GAZİANTEP'TE KESİLMEYEN MÜCADELE
O, sadece bir öğrenci değil, ideallerinin savaşçısıydı. Lise eğitimini tamamladıktan sonra, Gaziantep Eğitim Enstitüsü’nü kazandı. Burada da mücadelesinden zerre taviz vermedi; ülkücü davanın bayrağını enstitünün en görünür yerine dikmeye devam etti.
Vakkas, ailesine karşı duyduğu büyük sorumluluk bilinciyle de bir kahramandı. Okullar tatil olduğunda, rahat bir nefes almak yerine, ailesine maddi katkıda bulunmak için ekmeğinin peşine düştü. İdealleri kadar ailesine olan düşkünlüğü de sarsılmazdı. Bu amaçla, kısa süreliğine çalışmak üzere Mersin'e gitmişti.
KİMLİK VE DURUŞ: SİTELER’DEKİ SON SINAV
Takvimler 19 Aralık 1979’u gösteriyordu. Kader, Vakkas’ı Mersin’in Siteler semtinde, hayatının en büyük sınavıyla karşı karşıya getirdi. Maddi kazanç arayan bu 24 yaşındaki yiğidin yolu, sinsice pusu kurmuş dört komünist militan tarafından kesildi.
Sorulan şey sadece basit bir kimlik değil, onun inancıydı. Siyasi görüşünü sordular. Geri adım atmak, susmak veya saklanmak Vakkas Dalkılıç’ın ruhuna yabancıydı. O, tehlikenin ortasında bile inancından taviz vermeyen bir duruş sergiledi ve yiğitçe tartışmaya girdi.
SON KURŞUNUN VURDUĞU EFSANE
Zorbalar, Vakkas’ın davasının sarsılmaz gücü karşısında aciz kaldı. Sözün tükendiği yerde, alçakça şiddete başvurdular. Dört zorba tarafından önce hunharca dövüldü. Ancak kahramanların destanı, teslimiyetle bitmezdi. O, 24 yaşında, davası için ayakta kalmayı seçti.
Zalimin eli silaha uzandı. Vakkas Dalkılıç, ailesine destek olmak için çıktığı bu yolda, ülkücü kimliği yüzünden kurşunlanarak şehit edildi. O, bir öğrenci olarak başladığı hayat yolculuğunu, 19 Aralık 1979 tarihinde Mersin’de, bir kahraman ve ebedi bir şehit olarak tamamladı. Cenazesi, doğduğu ve yemin ettiği topraklara, Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesine taşındı ve bir yemin olarak toprağa verildi.
"Fiziksel bedeni Mersin'de düşse de, Vakkas Dalkılıç’ın sönmeyen ateşi, 19 Aralık 1979 günü ülkücü mücadelenin ebedi bayrağı oldu."