"Bir millete adanmışlık, en masum mekânı bile bir cepheye dönüştürebilir; zira bu vatanın kalesi, o yiğitlerin yüreğidir."
ALTAY: KANARYA’DA YANAN MEŞALE
O, sıradanlığın perdesi ardında, çelikten bir duruş sergileyenlerdendi. Adı Kerim Oktay’dı; davasına gönül verenlerin dilinde ise destansı bir isim yankılanıyordu: ALTAY. Bize miras bıraktığı kayıtlar, onun nerede doğduğunu fısıldamaz; sanki bu toprakların neresinde olursa olsun, varlığının tek bir amaca hizmet ettiğini haykırmak ister. O, İstanbul’un karmaşası içinde, Küçükçekmece Kanarya Semti’nin mütevazı sokaklarında ikamet ediyordu.
ESNAF VE MİLLETİN KALKANLARI
Kerim Oktay, halkın nabzının attığı yerde, bir esnaf olarak geçimini sağlıyordu. İşlettiği kahvehane, sadece bir dükkân değil, aynı zamanda ülkülerin fısıldandığı, dostluğun demlendiği bir merkezdi. O, hayatını sadece ticarete adamamıştı; canı pahasına savunduğu değerlerin bir neferiydi. Bu adanmışlık onu, Ülkücü Gençlik Derneği’nde yüksek bir göreve taşıdı: Başkan Yardımcısıydı. Kendi elleriyle kurduğu bu mütevazı kalede, gündüz esnaf, gece ise ideallerin yılmaz bekçisiydi.
SON KARAR VE ÖLÜM MANGASININ GÖLGESİ
Tarih 19 Aralık 1979’u gösteriyordu. O gün, masumiyetin ve günlük hayatın rutininde gizlenen büyük tehlike, Kerim Oktay’ın kapısını çaldı. O, savunmasız bir mekânda, toplumsal karmaşanın en acımasız yüzüyle karşı karşıya geldi.
İşlettiği kahvehaneye, dönemin karanlık gücü olan DEV-SOL militanları bir baskın düzenledi. Bu caniler, kendilerini "ölüm mangası" olarak adlandırıyorlardı. Bu, sıradan bir çatışma değil, bir lidere ve temsil ettiği fikre yönelik planlı bir infazdı. Kerim Oktay, o anlarda ne düşündü, baskının şiddetine karşı nasıl bir direniş sergiledi? Ham kayıtlar bize bu kahramanlığın detaylarını vermez. Fakat biliriz ki, o son anlarında dahi geriye adım atmadı. Kendi mekanının ortasında, ülkücü kimliğinin bedelini ödemeye kararlıydı.
ŞEHADETİN İSTANBUL’A VURULAN MÜHRÜ
İstanbul, bir kez daha, bir yiğidin kanıyla yıkanıyordu. Kerim Oktay, ölüm mangasından çıkan hain kurşunlarla olduğu yerde şehit edildi. Onun hayatı, bir esnafın sade dürüstlüğü ile bir ülkücünün sarsılmaz cesareti arasında bir köprü kurdu. ALTAY, Kanarya semtinde düştü; ancak düşüşü, adanmışlığın sonsuzluğa yükselişi oldu. O, yalnızca bir hayatı değil, milletine duyduğu sonsuz bağlılığı da feda etti.
"Kahramanlar sadece düştükleri yerde değil, savundukları ülküde yeniden doğarlar. ALTAY’ın ateşi sönmeyecektir."