"Bazı adamlar, henüz doğmadan yazılmış bir yemini taşır ruhunda. Onların ömrü, bir milletin adanmışlık destanıdır; ne kadar yara alırsa alsın, cepheyi terk etmezler."
KİMLİĞİ VE İLK VAZİFE: CEPHELERİN YEMİNİ
Mersin’in sarsılmaz toprağında, Tarsus’un Bolatlı Köyü’nde, 09 Eylül 1931 tarihinde, vatan sevdasıyla yoğrulmuş bir ömür başladı: Sadettin Atlı. O, sadece bir köylü veya bir mahalle sakini değildi. Gençliğinin ilk yıllarında, milletin çağrısına kulak vererek en çetin sınavlardan birine yürümüş, Kore’nin dondurucu cephelerinde gazilik onurunu kuşanmıştı. Omuzlarında taşıdığı bu rütbe, onun sadece bir asker değil, aynı zamanda zorluğa direnen bir kahraman olduğunun mühürüydü.
MÜHÜRLENMİŞ ALIN: ATLI SOYUNUN ADANMIŞLIĞI
Tarsus’un Fahrettin Paşa Mahallesi’nde yerleşik bir yaşam kurmuştu. Görevi, mahallesinin muhtarı olarak hem devleti hem de komşularını temsil etmekti; bir baba şefkatiyle idare ediyordu çevresini. Evliydi ve sekiz evlada sahipti; yüreği vatan sevgisi kadar büyük bir aile aşkıyla doluydu. Fakat Atlı ailesinin kaderi, büyük fedakarlıklarla yazılmıştı. Onlar sadece Sadettin Atlı’dan ibaret değildi; bütün aile, ülküye adanmışlık yolunda can bedelini ödemiş bir soydan geliyordu. Zira o daha omuzlarında Kore gaziliğini taşırken bile, kardeşi ve iki yeğeni aynı karanlık el tarafından, komünist militanlarca vurulmuş ve şehit düşmüştü. Sadettin Atlı, bu derin yaranın acısını taşıyor, fakat kederin değil, kararlılığın timsali olarak dimdik durmaya devam ediyordu. Ailesinin kanıyla sulanmış bayrağı, daha yüksekte tutmaya yeminliydi.
O SON GÜN, O SON KAHVEHANE
Takvimler, 11 Aralık 1980 tarihini gösteriyordu. Memleketin üzerindeki karanlık bulutların en yoğun olduğu günlerdi. Kahraman Muhtar Sadettin Atlı, görevinin başında, Cemal Gürsel Caddesi üzerinde bulunan bir kahvehanede oturuyordu. Orası, mahallesinin kalbi, halkın toplandığı yerdi. O, tehlikenin her köşede pusuda beklediğini çok iyi biliyordu. Ailesinin yaşadığı trajediden sonra, kahvehanede oturmak, meydan okumak anlamına geliyordu. O, sıradan bir vatandaş değil, sekiz çocuğunun geleceği için davasından vazgeçmeyen, sarsılmaz bir kale misali, son nefesine kadar bekleyeceği mevziyi seçmişti.
KAHRAMANIN SON PERDESİ VE EBEDİYET
Ve zulmün gölgeleri, o huzurlu mekana düştü. Kahvehaneye giren iki komünist militan, barış ve düzenin timsali olan bu yaşlı kahramanı hedef aldı. Onlar, Sadettin Atlı’nın sadece bedenini durdurmak istiyorlardı, ama onun temsil ettiği ruhu ve inancı asla susturamazlardı. O anda, Muhtar Sadettin Atlı, sekiz canın babası, cepheden dönmeyen Kore kahramanı, son direnişini göstererek kurşunlandı.
Ruhu, 11 Aralık 1980 günü, Tarsus topraklarında şehadet mertebesine yükseldi. Adı, ailesinin ve mensubu olduğu davanın fedakarlık zincirine, altın harflerle yazılan son halka oldu. Bedeni, doğduğu toprakların kalbine, Bolatlı Köyü’ne emanet edildi. O, vazgeçmeyen bir direnişin, bitmeyen bir sadakatin son neferiydi.
"Öyle bir soydan geliyordu ki, vatanın müdafaası için ödenen her bedel, onların adanmışlığının nişanesiydi. Onlar ölerek değil, ebediyete intikal ederek vazifeyi tamamladılar."