"Vatan aşkı, sıradan hayatların sınırlarını aşan bir yemindir; bedeli ise nefesin son damlasına dek ödenir."
GÜMÜŞHANE'DEN YÜKSELEN YEMİNİN ADI
1959 yılında, Gümüşhane’nin çetin coğrafyası olan Kelkit ilçesinde, büyük bir adanmışlığın tohumları ekildi. Ali Metin Tokdemir, sadece doğduğu toprakların değil, uğruna mücadele edeceği bütün bir coğrafyanın kaderini omuzlayacaktı. İlk ve orta öğrenimini, vatanın dört bir yanındaki muhtelif bölgelerde tamamlaması, ona genç yaşta milletinin dokusunu ve çektiği sıkıntıları yakından tanıma fırsatı verdi.
İDEALİN SÜRGÜN YILLARINDAKİ BAYRAKTAR
Yüksek tahsilini sürdürmek için Eskişehir İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’ne adım attığında, onun hedefi basit bir kariyer değil, Türk milliyetçiliğine adanmış bir hayat kurmaktı. Ali Metin Tokdemir, bu süreç boyunca Ülkücü hareketin pek çok kademesinde görev alarak sarsılmaz bir hizmet ve sadakat örneği sergiledi.
Ancak onun kahramanlık destanındaki en parlak sayfa, ideallerin susturulmaya çalışıldığı, ismin dahi yasaklandığı o karanlık dönemde yazıldı. Ülkü Ocakları isminin dahi anılmasının yasak olduğu ağır yıllarda, o korkuya boyun eğmek yerine direnişin en ön saflarında yer aldı. Bizim Ocak'ın Genel Başkanlığını üstlenerek, davasının sönmesine izin vermedi ve inancın ateşini karanlıkta taşıyan bir meşale oldu.
MİLLETİN DAVASINDAKİ SON CEPHE
Yıllar süren zorlu mücadele ve fedakârca verilen hizmetlerin ardından, o, davasını milletin meclisine taşımaya kararlıydı. Yaşamının son demlerinde dahi sahayı terk etmeyerek, en büyük sorumluluğu omuzladı: Ali Metin Tokdemir, Gümüşhane’den milletvekili adayı olarak, temsil ettiği değerleri en yüce platformda savunmak için yollara düştü. O, sadece bir seçim yarışı yürütmüyor, aziz milletinin hak ettiği geleceği kurmak için son cephesinde mücadele ediyordu.
GÜMÜŞHANE TOPRAĞINDA HAKKA YÜRÜYÜŞ
Ve nihayet, adanmışlığın bedelinin ödendiği o tarih geldi: 08 ARALIK 1995.
Gümüşhane’nin yollarında, halkına ulaşma gayreti içerisindeyken, milletvekili adaylığı için koştuğu son görev anında, hayatının akışı aniden kesildi.
O gün, Ali Metin Tokdemir’in davası için attığı adımlar, ne zaferin eşiğinde durdu ne de yenilgiye uğradı; sadece sonsuzluğa uzandı. O, siyasi mücadelesini sürdürürken, hizmet için çıktığı yolda, kutsal toprak olan Gümüşhane’de, geçirdiği trafik kazası sonucu Hakkın rahmetine kavuştu.
Böylece, Ali Metin Tokdemir, adanmış bir ömrü ve ideallere adanmış her nefesi, 36 yaşında, bir şehadet nişanıyla mühürlemiş oldu. O, sadece bir kazanın kurbanı değil, idealler uğruna hayatını feda eden, millet yolunun yılmaz bir neferi olarak tarihe yazıldı.
"Kahramanlar, sadece savaşa değil; adanmışlığın bitmeyen yolculuğuna çıktıklarında da şahadet şerbetini içerler."