" 'Kaderin en soylu imzası, inancının ardında dimdik duranların alnına atılır.' "
KAYSERİ'NİN ÖZ EVLADI VE KORKMAZ YÜREĞİ
Tarih, bazı isimleri sadece bir kayıt olarak değil, bir duruşun sembolü olarak yazar. O isim, Kayseri’nin kadim topraklarından, Sarız ilçesinden doğan bir yiğitti: Abdullah Korkmaz. Henüz doğumunda taşıdığı memleket sevgisi, hayatının her anına nüfuz eden bir adanmışlığın habercisiydi. O, toprağın ta kendisi, inancının çelikten yansımasıydı.
EMEĞİN SİPERİNDE BÜYÜYEN ÜLKÜ
Abdullah Korkmaz, kuru bir hayatta kalma mücadelesi yerine, inandığı değerler uğruna mücadele etmeyi seçmişti. Mesleği işçilikti; ekmeğini, Kayseri Sümerbank Bez Fabrikası'nın zorlu ve meşakkatli tezgahlarında alın teriyle ıslatıyordu. Fabrika onun evi, ideali ise zırhıydı. Gündüzleri bez dokuyan bu yiğit, geceleri ülkülerinin bayrağını yüreğinde taşıyarak, sıradan bir işçinin ne denli büyük bir kahramana dönüşebileceğinin canlı kanıtıydı. O, sadece ailesini değil, tüm milleti için daha adil bir geleceği ilmek ilmek dokuyordu.
O KARANLIK GÜN: ARALIK SOĞUĞUNDA BİR MEYDAN OKUMA
Takvimler 08 ARALIK 1979’u gösterdiğinde, Kayseri’nin üzerine sadece kışın soğuğu değil, ideolojik şiddetin karanlık gölgesi de çökmüştü. Yavuzlar Mahallesi, bir vatanseverin adanmışlığını sınayan bir çatışma alanına dönüştü. O gün, Abdullah Korkmaz, iki devrimci solcu-komünist militanın silahlı saldırısıyla yüz yüze geldi.
Bu bir çatışmadan öte, karanlık bir pusu, bir yıldırma girişimiydi. Ancak Abdullah Korkmaz’ın yüreğinde korkuya yer yoktu. O, inancının gereğini yerine getirdi; geri adım atmadı. Silahların gölgesinde dahi, taşıdığı bayrağı yere düşürmeyeceğine dair sessiz bir yemin etti. Saldırının ani ve vahşi doğasına rağmen, onun omuzlarında sadece bir işçinin yükü değil, bir milletin onuru vardı.
ŞEHADETİ VE EBEDİ MÜHÜR
Kayseri semaları, o onurlu direnişin son anlarına şahit oldu. Abdullah Korkmaz, iki eli silahlı düşmanına karşı durarak, en yüksek bedeli ödedi: Canını. O gün, bir bez fabrikası işçisi, milletinin bekası için kendini siper eden bir kahramana dönüştü. O, sadece vurulup düşmedi; Kayseri’nin ortasında bir fedakarlık anıtı dikti.
Abdullah Korkmaz’ın şehadeti, basit bir olayın sonucu değil, inancının zaferidir. O, 08 Aralık 1979 günü, ismini tarihin altın sayfalarına, “Korkmaz” soyadının hakkını vererek, şehitlik nişanıyla mühürledi. Onun kanı, ideallere bağlılığın en güçlü imzası oldu.
" 'Bazılarının göğsünde taşıdığı vatan sevgisi, merminin önünde bile eğilmeyen bir kalkan olur.' "