"Kimi hayatlar kısa sürer; ama attıkları son adım, gökyüzünde bir yıldıza dönüşür ve duruşları asla sönmez."
ÇELİKLEŞEN İRADENİN KİMLİĞİ
Adı, Naci Altınalan’dı. Takvimler 08 Aralık 1979’u gösterdiğinde, henüz hayatının baharında, 19 yaşındaydı. O, sıradan bir öğrenci değil, inancının sarsılmaz neferiydi. Kökleri, Adana'nın bereketli topraklarına, Ceyhan İlçesi’nin Erenler Köyü’ne uzanıyordu; ancak ruhunda, atalarının Azerbaycan’dan taşıdığı, zorlu göçlerin ve direnişin çelikleşmiş mirasını barındırıyordu. Bu miras, onun kısa ömrüne destansı bir anlam katacaktı.
MÜCADELE ATEŞİNDE ERİYEN GENÇLİK
Naci, eğitim hayatına başladığı Ceyhan Lisesi’nde dahi mücadelenin tam ortasına düşmüştü. O yılların karanlık ve zorlu atmosferinde, devrimci solcu-komünistlerin baskısı ve tehditleri, onun bir genç olarak rahat nefes almasını engelliyordu. O ise geri çekilmek yerine, inancını daha da sağlamlaştırdı.
Baskılar dayanılmaz hale geldiğinde, Naci yurdunun bir başka köşesine, Kozan Endüstri Meslek Lisesi’ne kaydını aldırmak zorunda kaldı. Bu kaçış, bir yenilgi değil, bir mevzi değişimiydi. Kozan’da okurken gösterdiği cesaret ve kararlılıkla, okuduğu okulun İkinci Başkanlığı görevini üstlenerek, davasının bayrağını en ön saflara taşıdı. O, sadece okuyan değil, duruşuyla yol gösteren bir liderdi.
O KARARLI GÜN: ADANA, 1979
Tarih 08 Aralık 1979'du. Adana'nın puslu havası, gelecek felaketin habercisi gibiydi. Naci Altınalan, öğrencilik ve liderlik görevini yerine getirerek, fikirlerini beslemek üzere Karacaoğlan Düğün Salonu'nda düzenlenen bir seminerdeydi. O, elinde silahla değil, bilginin ve inancın ışığıyla mücadele ediyordu.
Saatler 15.00’ı gösterdiğinde, salondan çıktı. Bu, onun, inancının sesini duyurmak için attığı son adım olacaktı. Dışarıda onu bekleyen ise, fikirlere tahammül edemeyen, karanlık ve hain bir pusuydu.
EBEDİYETE YÜRÜYÜŞ
Karacaoğlan Düğün Salonu’nun kapısından, Adana’nın gün ortası ışığına adımını attığı an, komünist militanların kurduğu pusu harekete geçti. Hiçbir uyarı, hiçbir kaçış şansı yoktu. İnancını haykıran genç liderin üzerine haince açılan ateş, onun henüz 19 yaşındaki bedenini hedef aldı.
Naci Altınalan, vatan ve inanç yolunda verdiği o zorlu mücadelenin zirvesinde, bir kurşunla yere düştü. O an, sadece bir öğrenci şehit olmadı; o an, onurun ve cesaretin destanı Adana topraklarına kanla yazıldı. O’nun kısa yaşamı, bir efsanenin başlangıcı, fedakârlığın en keskin tanımı oldu.
"O, sadece 19 yaşında bir öğrenci değildi; 08 Aralık 1979 günü Adana'nın göğüne yazılan, davasından dönmeyen bir kahramanlık yeminiydi."