"Bazı insanlar, vatanın göğsünde açılan her yaraya merhem olmak için değil, o yaraları onurla taşıyarak çağlara direniş dersi vermek için doğarlar."
KİMLİK: OCAĞIN DİRENÇ TAŞI
Mersin Tarsus'un Arıklı Köyü'nde yanan bir meşale, Adana’nın Denizli mahallesinde kök salmış bir çınar: Ülkücü Şehit Ahmet Duran Öz. O, sadece bir isim değil, ailesine ve inancına adanmış bir hayatın timsaliydi. 48 bahar görmüş, su tesisatçılığı yaparak alın teriyle evini geçindiren, eli nasırlı bir zanaatkârdı. Beş evladının geleceği ve eşinin huzuru için mücadele eden bu yiğit baba, sadece ailesine değil, ideallerine de sımsıkı bağlıydı; onlar, ailece Ülkücü davanın yılmaz neferleriydi.
ADANMIŞ BİR HAYATIN KARARLILIĞI
Adana’nın o çalkantılı yıllarında, vatan sevdası en ağır bedelleri ödemeyi gerektiriyordu. Ahmet Duran Öz ve ailesi, inandıkları yoldan dönmedikleri için sürekli hedef halindeydi. Onlar, kuru bir tehditle değil, doğrudan eylemlerle karşılaştılar. Birçok saldırıya maruz kaldılar, defalarca canlarına kastedildi. Ancak düşmanın nefreti, sadece kendilerine değil, hanelerine de uzandı; ailesinin sığınağı olan evleri bile yakıldı, küle döndü. Bu kahraman, tüm bu yakıp yıkmalara rağmen Adana’nın o çetin semtini terk etmedi. Zira Ahmet Duran Öz için geri adım atmak, inandığı değerlerden vazgeçmekle eşdeğerdi. O, korkunun değil, kararlılığın rehberliğinde yaşamayı seçti.
BİR YILIN YÜKÜ VE SON VEDA
Acı ve fedakârlık, Öz ailesinin kaderine yazılmıştı. Ahmet Duran Öz, 7 Aralık 1979 günü, yüreğinde bir yıl önce yaşanan tarifsiz bir kederin izlerini taşıyordu. Yeğeni Mustafa Karacan, 11 Kasım 1978’de uğradığı saldırı sonucu yaralanmış ve tam bir yıl önce, 7 Aralık 1978’de şehitlik mertebesine ulaşmıştı. Kaderin cilvesi, bu aziz amca ve yeğeni, aynı kutsal şehadet gününü paylaştırdı. Ahmet Duran Öz, yeğeninin acı yıldönümünde, kendi destanını yazmak üzere son yolculuğuna çıktı.
HORTA'DAKİ SON YÜRÜYÜŞ
O hazin 07 Aralık 1979 günü, Horta'nın yiğit evladı, günlük hayatının sivil akışı içinde, Seyhan ilçesinin Denizli mahallesinde yürüyordu. Bu, onun bir nefer olarak verdiği son nefesten önce attığı son adımıydı. Pusu kuran komünist militanların alçakça ve haince gerçekleştirdiği silahlı saldırı, onu bir anda hazırlıksız yakaladı. Vatanın birliğini savunan bu yiğit, vücuduna isabet eden kurşunlarla ağır yara aldı. Direnişin bedelini öderken, son bir nefesle hastaneye yetiştirilmeye çalışıldı. Ancak Ahmet Duran Öz’ün ruhu, yolda, Adana topraklarının semalarında şehitlik makamına yükseldi.
Cenazesi, Adana Asri Mezarlığı’nın kutsal toprağına emanet edildi. Geride bıraktığı beş evlat, yanan bir ev ve silinmez bir kahramanlık hatırası bıraktı. O, hayatıyla sadece su tesisatçısı olarak kalmadı; 48 yıllık kısa ömrüne bir milletin onurunu sığdıran destansı bir fedakâr oldu.
"Bir ülkü uğruna yakılan evler, bir şehidin duruşuyla yeniden inşa edilir; zira toprak, sadece gömülenleri değil, unutulmayanları da besler."