"Bazı insanlar gölgelerin hüküm sürdüğü yerde ışık olurlar ve o ışık, en karanlık günde dahi söndürülemez, yalnızca gökyüzüne yükselir."
KİMLİK VE VİCDANIN MÜHRÜ
Mardin'in kadim topraklarında, önde gelen bir ailenin mirasçısı olarak dünyaya gözlerini açtı. Adı, Ata Pehlivanoğlu’ydu. O, sadece bir birey değil, Mardin’in vicdanı ve adaletin taşa yazılmış sarsılmaz bir sütunuydu. Yaşı 55’i gösterirken dahi, yorgunluğun değil, engin tecrübenin bilge ağırlığını taşıyordu.
Mesleği, adliyelerde şerefi temsil etmekti. Başkatiplik görevinden emekli olmasına rağmen, tecrübesi bir hazine gibiydi. Genç hakimler, savcılar ve avukatlar, hukukun karmaşık labirentlerinde kaybolduklarında, O’nun kapısını çalardı. Ata Pehlivanoğlu, engin bilgisiyle nice hukuki düğümü çözerek, genç nesle sadece yasa maddelerini değil, hukukun ruhunu da öğreten bir mentördü.
ŞEREF LEKESİ OLMAYAN ADAM
Mardin Adliyesi, yıllar yılı rüşvet iddialarıyla çalkalanmış, dürüstlüğün sınandığı bir ateş çemberiydi. İşte bu zorlu arenada, Ata Pehlivanoğlu, şerefine en ufak bir leke düşürmeden, dimdik ayakta kalabilmiş nadir kişilerdendi. O’nun duruşu, yozlaşmaya karşı bir isyan, onurdan ödün vermemenin destansı bir örneğiydi.
Fakat O’nun adanmışlığı sadece mesleki sınırlarla kalmadı. Vatanın birliği ve geleceği için bayrağı eline aldı ve Mardin MHP İl Başkanlığı gibi kritik bir görevi yürütmeye başladı. Emekliliğin huzurunu elinin tersiyle iterek, en çetin coğrafyalardan birinde davasının yılmaz bekçisi oldu.
07 ARALIK 1978: SON YOLCULUK
Takvimler, bölücü terörün ülkeyi kana buladığı acı günlerden biri olan 07 Aralık 1978’i gösteriyordu. Bilgeliğin ve cesaretin timsali olan bu yiğit vatan evladı, o gün Kızıltepe ilçesine gitmişti. Her zamanki sükuneti içinde, görevini yerine getirdikten sonra, ibadetini eda etmek üzere camiye yöneldi.
Namazını kılıp dışarıya çıktığında, günün yorgunluğunu atmak ve davasının omuzdaşlarını ziyaret etmek için arabasına doğru ilerliyordu. Huzur dolu bir anın ardından gelen kasvetli sessizlik, pusunun habercisiydi. Tam aracına binecekken, karanlığın içinden kin ve nefretle bilenmiş 6-7 kişilik bölücü-komünist bir grup ortaya çıktı.
CAMİ BAHÇESİNDE YALNIZ BİR DİRENİŞ
Silahlar ateşlendi. O an, Ata Pehlivanoğlu’nun 55 yıllık onurlu ömrü, kalleşçe bir saldırının hedefi oldu. Yaralanmasına rağmen yere yığılmadı; son nefesine kadar direnmenin, davasına sahip çıkmanın simgesi olarak, yaralı bedeniyle can havliyle ilerlemeye çalıştı. Süründü. Sığındığı son liman, adalet aradığı o kutsal mabedin, caminin bahçesi oldu.
Ancak ne acıdır ki, O’nun uğruna mücadele ettiği halkın arasında, korkunun gölgesi merhametin önüne geçti. Silah seslerinden ürkenler geri çekildi, kimse yardım etmeye cesaret edemedi.
Ata Pehlivanoğlu, Mardin’in adliyesinde yıllarca koruduğu şerefinin bedelini, kanıyla ödüyordu. Kutsal mekanın eşiğinde, tek başına bırakılmıştı. Vücudundan süzülen kan, toprağı vatan toprağı yapan kutsal bir mühür oldu. O, kurşunlardan değil; kan kaybından şehit düştü. 07 Aralık 1978 günü, 55 yaşındaki Bilge Başkan, yürüdüğü dürüst yolun nişanesi olarak ebediyete uğurlandı.
"Ata Pehlivanoğlu, sadece bir İl Başkanı değildi; o, rüşvetin ve korkunun kol gezdiği bir çağda dürüstlüğün destanını yazan, adanmışlığın onurlu kanıyla mühürlenmiş son adımıydı."