"Bazı ömürler kısa sürer, ama ardında bıraktığı iz, bir milletin vicdanına mühürlenir; Mehmet Mermertaş da, fedakârlığın adını kanıyla yazanlardandır."
URFA'NIN EMEK YÜREĞİ
O, sadece yaşadığı toprakların değil, aynı zamanda o toprakların mayasını oluşturan emeğin ve inancın bir parçasıydı. Kahramanımız, Mehmet Mermertaş, Şanlıurfa'nın sıcak ve kadim coğrafyasında doğdu. Hayat mücadelesini alın teriyle veriyordu; mesleği İŞÇİ idi. O, ne bir makam peşindeydi, ne de büyük zenginliklerin; o, sadece ekmeğini kazanıyor ve yüreğinde taşıdığı kutlu davaya sadakat gösteriyordu. Mehmet Mermertaş, bu adanmışlığıyla tarihin kayıtlarına Ülkücü Şehit olarak geçecekti.
BİR İŞÇİNİN KUTLU YEMİNİ
Ekmek kavgası veren her dürüst insan gibi, o da hayatın zorluklarıyla boğuşuyordu; fakat onun duruşu sarsılmazdı. Şanlıurfa sokaklarında, bir yandan işçilik yaparak rızkını kazanırken, bir yandan da savunduğu değerlerin bedelini ödemeye hazır bir ruh taşıyordu. Onun hayatı, bir işçinin ne kadar büyük bir ideale bağlanabileceğinin en saf kanıtıydı. O, sadece ailesine değil, inandığı yola da hizmet ediyordu.
4 ARALIK 1979: SON DİRENİŞ
Tarih, milletin üzerine karanlık bir gölge gibi çöktüğü 04 Aralık 1979'u gösteriyordu. O gün, Şanlıurfa bir kez daha kargaşanın, ayrılığın ve ideolojik nefretin sahnesi oldu. Mehmet Mermertaş, bu karanlık günün hedefiydi. Olay anına dair kayıtlar kısadır; ancak yaşanan cenderenin sebebi açıktı: O, devrimci solcu-komünist bir militanın düşmanca saldırısına maruz kaldı. Bu, şahsi bir kavga değil, bir ideolojinin diğerine yönelttiği kör nefretiydi. Mehmet Mermertaş, davasının nöbetini tutarken, namertçe bir saldırıyla yüzleşti.
KANLA YAZILAN DESTAN
Korkakça fırlatılan bıçak, Mehmet Mermertaş’ın vücudunda derin bir yara açtı. O an, bir işçinin bedeni, inancının son kalesine dönüştü. O saldırının ardından, kahramanımız ağır yaralandı. Ancak bu yara, sadece fiziksel bir hasar değildi; bir destanın başlangıcıydı. Mehmet Mermertaş, aldığı ağır yara nedeniyle, hayata tutunma mücadelesi verirken kanını son damlasına kadar vatanına, davasına adadı. O, kan kaybından şehitlik mertebesine ulaştı. Mehmet Mermertaş, geri çekilmek yerine, inancının bedelini canıyla ödemiş, o karanlık günü şanlı bir fedakârlıkla aydınlatmıştır.
"O, Urfa'nın sıcak toprağına, bir işçinin helal kanını miras bıraktı; ki bu miras, cesaretin en saf ve en acı tanımıdır."