"Bazı hayatlar sadece rakamlarla ölçülmez; onlar, yirmi beş bahara sığdırılmış bir imanın ve çelikten bir duruşun destanıdır."
DOĞDUĞU TOPRAK VE TAŞIDIĞI MİRAS
Giresun'un dağlarından, yiğitliğin ve vefanın ruhunu taşıyan Espiye ilçesinden bir fidan filizlendi: Murat Aldemir. O, Anadolu coğrafyasının güçlü inancını ve sarsılmaz idealizmini yüreğinde taşıyan, henüz ömrünün baharında bir isimdi. 1995 yılının soğuk Aralık ayına gelindiğinde, kendisini İstanbul’un devasa kargaşası içinde bulmuştu; fakat şehir ne kadar büyük olursa olsun, onun ruhunda taşıdığı dava ondan çok daha büyüktü.
ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Yirmi beş yaşındaydı. Hayatın en üretken, en coşkulu çağında. Bir ilaç firmasında satış temsilciliği yaparak, ekmeğini namusuyla kazanan, dürüst ve çalışkan bir gençti. Bir elinde ticaretin yükü, diğer elinde ise inandığı değerlerin sancağı vardı. O, sadece bir satış elemanı değil, idealsizliğe karşı dimdik duran, geleceğin mücadelesini veren bir neferdi. Onun mesleği, İstanbul sokaklarında hayat mücadelesi verirken, aynı zamanda kalbindeki Ülkücü yeminiyle aydınlanıyordu.
O KARANLIK GÜN VE SON ADIM
Tarih 04 Aralık 1995’i gösterdiğinde, İstanbul sıradan bir kış gününü yaşıyordu. Ancak bu sıradanlık, Zeytinburnu Telsiz Mahallesi’nde, 81. Sokak’ta demir bir kaderle buluşacaktı. Murat Aldemir, günlük görevini yerine getirirken, farkında olmadan şahadete giden son yolculuğuna çıkmıştı.
Bize verilen olgusal bilgi, o günün karanlığını ve şiddetini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serer: Karşısına çıkanlar, onun inancından rahatsız olan, zihinleri nefretle bilenmiş komünist militanlardı. İşte o an, 81. Sokak, basit bir caddeden bir onur meydanına dönüştü.
ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ
O anlarda neler yaşandı, hangi sözler söylendi, hangi son bakış atıldı? Detayları sisler altındadır. Ancak bilinen tek gerçek, Murat Aldemir’in gerçeğinden vazgeçmediği, ideallerine sırt çevirmediğidir. Genç bir fidanın, namluların gölgesinde dahi cesaretini kuşanıp yürüdüğü an, tarihin sayfalarına kazınmıştır.
Düşman, pusu kurarak, karanlık bir eylemle, 25 yaşındaki bu yiğit ülkü erini hedef aldı. Kurşunlar, sadece genç bir bedeni değil, aynı zamanda millete olan bağlılığını da hedefliyordu. Fakat kurşunların gücü, bir imanın kararlılığını asla yenemezdi.
ŞEHADETİ VE EBEDİ DİRENİŞ
04 Aralık 1995’te, 81. Sokak’ta yere düşen beden, sadece bir satış elemanının bedeni değildi; vatanın bağımsızlık aşkına adanmış 25 yıllık bir hayatın mührüydü. Murat Aldemir, alnından aldığı yara ile fanilikten kurtulmuş, ideallerinin sonsuzluğuna yürümüştür.
Onun ölümü, sadece bir istatistik değil, gelecek nesillere bırakılmış, bedeli ödenmiş bir mirasın tapusudur. O, ne bir saniyelik tereddüt gösterdi ne de inancını bıraktı. Tıpkı doğduğu topraklardaki dağlar gibi, kararlılıkla ayakta durarak, şehitlik mertebesiyle taçlandı.
"O gün, 25 yıllık bir ömür sona erdi, ancak Murat Aldemir'in adıyla yazılan destan, hiçbir zaman unutulmayacak olan 4 Aralık 1995 tarihine ve o vefalı sokaklara mühürlenmiştir."