"Bir yiğidin adanmışlığı, ancak kahpeliğin gölgesinde dahi yenilmez kalan duruşuyla ölçülür."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNİN HARİTASI
O, toprağın sadakatini taşıyan, Anadolu’nun ruhundan doğmuş bir kahramandı. Adı, Mehmet Şaplı. Doğduğu yer, Malatya’nın kutlu toprağı Akçadağ ilçesiydi. Ellerinde çiftçiliğin nasırı, yüreğinde ise ülkülerin sarsılmaz imanı vardı. Mehmet Şaplı, bir salon adamı değil, tarlasında alın teriyle, fikirleriyle kendini yetiştirmiş bir devdi. O, sıradan bir çiftçi değildi; o, adanmışlığın taçlanmış haliydi.
AKÇADAĞ’IN YENİLMEZ RUHU
Mehmet Şaplı’nın duruşu, Akçadağ’ın vicdanıydı. Onun fikri zenginliği ve karakterinin sağlamlığı, onu coğrafyasında bir abide haline getirmişti. Öyle ki, Akçadağ’ın yiğit ülkücüleri anıldığında, akla ilk gelen isim, şüphesiz oydu. O bir rehber, bir sığınak ve bir fikri kale görevi görüyordu. Öyle bir adamdı ki, hasımları, onun düşüncelerine karşı koymakta aciz, bilek gücünde ise çaresiz kalırlardı. Mehmet Şaplı’nın varlığı, doğruluğun ve cesaretin yıkılmaz bir sembolüydü.
GÖLGEDEN GELEN TEHLİKE
Ancak karanlık, ışığın en parlak olduğu noktayı hedef alır. Takvimler 03 Aralık 1978’i gösterdiğinde, Malatya’nın üzerine hain bir gölge düştü. O gün Akçadağ’a, dışarıdan gelen TİKKO militanları sızmıştı. Onlar, o günün şiddet dolu kaosu içinde dahi, Mehmet Şaplı’nın duruşunun ne kadar büyük bir engel olduğunu biliyorlardı. Bu saldırı rastgele değildi; o günkü planın tek bir adı vardı: Mehmet Şaplı.
KAHPE SALDIRI VE YENİLMEZLİK ANITI
Fikirle susturamadıkları, bilekle yenemedikleri o kutlu devi alaşağı etmenin tek yolunu alçaklıkta buldular. Komünist militanlar, mertlikten yoksun, namert bir yöntemi seçtiler: Pusu. Onlar, doğruluğun kalkanına karşı ancak kalleşlikle saldırabileceklerini biliyorlardı.
Pusu kuruldu ve saldırı, tarihin en karanlık sayfalarından birine yazıldı. O anın detayları, Mehmet Şaplı’nın son duruşunun kudretini ancak pusunun kahpeliğiyle ölçülebilen bir fedakârlık olduğunu gösterir. Silahlar patladı, hainlik galip geldi. Kurulan o kahpe pusu neticesinde, Mehmet Şaplı, Malatya’nın bu onurlu evladı, vatanının yolunda şahadet şerbetini içti. O gün fiziksel olarak düşmüş olabilir; ama yenilmez ruhu, onu hedef alan alçaklığı ebediyete kadar mahkûm ederek, Akçadağ’ın vicdanına bir Şehadet Mührü vurdu.
"Tarih, sadece meydanlarda düşenleri değil, en karanlık pusulara adını yazdıran yenilmez ruhları da ebediyete taşır."