"Bazı hayatlar sadece 22 yıl sürer, ama ardında bıraktığı iz, bir asrın destanına bedeldir."
KİMLİK VE YEMİN
Samsun’un yiğit bir evladıydı. Havza’nın Kamlık Köyü’nden yükselen o genç ruh, daha yirmili yaşlarının baharında, geleceğe dair büyük bir yemin taşımaktaydı. Lise diplomasıyla birlikte, kalbinde taşıdığı ülküye olan adanmışlığı, onu yaşıtlarından ayırıyordu. Henüz 22 yaşındaydı; ancak hayat tecrübesi değil, inancının gücü onu bir lidere dönüştürmüştü.
HAVZA'NIN İLK KIVILCIMI
Bekir Çon, sadece bir dava adamı değildi; o, tohum eken, fidan yetiştiren kurucu ruhtu. Havza’da ülkü ateşinin yakıldığı ilk ocakta yer almış, bu kutlu derneğin temellerini bizzat atmıştı. O, Havza Ülkü Ocakları’nın kurucularındandı ve sarsılmaz duruşuyla Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmişti. Onun varlığı, ocağın sağlam bir kale gibi ayakta duracağının en güçlü teminatıydı.
O KARANLIK GECE VE VURULAN YÜREK
Görev onu, 19 Kasım 1977 tarihinde Amasya’nın Suluova ilçesine, Emek Sineması’nda düzenlenen bir MHP İlçe teşkilatı gecesine götürdü. Oraya, fikrinin ışığını taşımak, ülküdaşlarıyla omuz omuza durmak için gitmişti. Ancak karanlık güçler, vicdanları kör eden bir kalleşlikle cevap verdi.
O gece, komünistlerin alçakça kurduğu pusu, masum bir toplanmanın kalbine saplandı. Patlayan bomba, sadece duvarları yıkmakla kalmadı, gençliğin ve umudun üzerine ölüm gölgesini düşürdü. Bu hain saldırıda, dava arkadaşı Gültekin Ertan o an şehadet şerbetini içerken, Bekir Çon da bedeninde ölümcül yaralar taşıyarak yere yığıldı.
14 GÜNLÜK DİRENİŞ DESTANI
Vücudunda ağır yaralar, yanıklar ve derin izler vardı. O patlamanın hiddeti, genç bedeni çetin bir imtihana tabi tutmuştu. Önce Merzifon Devlet Hastanesi’ne, ardından yaşam mücadelesini daha büyük bir çabayla sürdürebilmek için Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’ne kaldırıldı.
Tarih 19 Kasım’dı; ancak Bekir Çon’un savaşı henüz yeni başlamıştı. Takip eden 14 gün boyunca, o hastane odası, bir savaş siperine dönüştü. Vücudunu yakan her bir yanık, onun davasına olan sadakatinin bir mührüydü. Doktorların tüm çabaları, ailesinin ve ülküdaşlarının duaları, bu direniş destanını sürdürmeye yetse de, yara ağırdı ve fedakârlığın bedeli ödenmek zorundaydı.
SON NEFES, YÜKSELEN BAYRAK
O, 14 gün boyunca ölüme karşı kahramanca durdu, ancak fani bedeni daha fazla dayanamadı. 03 Aralık 1977 tarihinde, bütün çabalara rağmen kurtarılamayarak ruhunu Rabbine teslim etti ve şehadet mertebesine erişti.
Samsun’da, 22 yaşında iken bıraktığı o miras; kuruluşa imza atan, tehlikeden kaçmak yerine ateşe yürüyen bir yiğitliğin belgesi olarak tarihe kazındı. Bekir Çon, bir bomba kurbanı değil, davası uğruna canını feda eden, adanmışlığın sembolü bir kahramandı.
"Onlar ölüme yenilmedi; sadece, yaşadıkları hayatı davalarına bir armağan olarak sunup, 22 yıllık ömrü sonsuzluğa taşıdılar."