"Bazı hayatlar bir köye sığmayacak kadar büyüktür; onlar, imanı yoldaş, cesareti miras bilip destan yazmak için doğarlar."
ÇELİK GİBİ BİR DİRENİŞİN KİMLİĞİ
Samsun’un Bafra ilçesine bağlı Yakıntaş Köyü, 1956 yılında doğan bir yiğidi, İsmail YÜKSEL’i vatan toprağına hediye etti. Mütevazı bir çiftçi ailesinin, yedi evladından (5 erkek, 2 kız) biriydi. Ancak onun yazgısı, tarlada değil, hak yolunda verilecek bir mücadeleyle çizilmişti. Babası, ona dünyalık bir miras yerine, manevi bir zırh giydirmek istedi. Bu kutsal irade ile İsmail, Boğazkaya ve Karpuzlu’daki kurslarda, nihayetinde de Elekçi Yokuşu’ndaki kurslarda ilim irfan tahsil etti. Çileli ve sabırlı bir eğitimin sonunda Hafız unvanını aldı. O sadece bir öğrenci değil, Bafra ve çevresinin çeşitli köylerinde dönem dönem imamlık yaparak, manevi rehberlik görevini üstlenmiş bir dava eriydi.
HAK YOLUNDA İLK YARA VE ADANMIŞLIK
İsmail Yüksel, Ortaokul sıralarındayken, davasına adanmış binlerce genç gibi Ülkü Ocaklarının sarsılmaz disipliniyle tanıştı. Daha gencecik bir fidanken, Ortaokul 2. sınıftayken davası uğruna ilk bedeli ödedi: Bir saldırıya uğradı. Omuzlarına aldığı bu yara, onu yolundan döndürmek yerine, inancını çelikleştirdi. Kanayan yarasıyla okuluna devam etti, zira o artık bir Ülkü Ocakları mensubu olmanın şuuru ile yaşıyordu. Maddi imkânsızlıklar ailesini zorlasa da, o azmini hiç kaybetmedi; Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Enstitüsü’nü kazanarak ilim yolunda ilerledi. Üniversite koridorları, onun için yalnızca derslik değil, davasının en kutsal mevzisi oldu.
VATAN DEDİĞİ TOPRAKLARDA SON VAZİFE
Takvimler 02 ARALIK 1978’i gösteriyordu. Eğitim dönemini tamamlayıp memleketi Samsun’a dönen İsmail Yüksel, dinlenmek yerine, davasının merkezine, Bafra Medrese Altında bulunan Ülkü Ocaklarına doğru yürüdü. O, dinlenmeyi değil, nöbeti seçmişti.
İşte o an, karanlığın pususu kuruldu. Yeğeni Cavit Yüksel ile birlikteyken, bir grup komünist militan tarafından yolları kesildi. “Faşistler burada!” çığlıkları arasında, iki yiğidin üzerine kalabalık bir kin yürüdü. Sayıca az, ancak imanda mağlup edilemez olan İsmail Yüksel ve yeğeni, canlarını ve onurlarını savunmak zorunda kaldılar. Şiddetli darp altında, düşmanın karanlık saldırısına karşı dimdik durdular.
SON NEFESİN YÜKSELİŞİ VE DEVRİN BİLDİRİSİ
Olay yerinde çatışmanın başladığını gören ocak gençleri, ülküdaşlarının imdadına koşarken, kaçmayı tercih eden alçak düşman, arkadan iki el ateş etti. Bu hain saldırı, sadece bir kişinin canına kastetmekle kalmadı, aynı zamanda destansı bir kararlılığın da fitilini ateşledi.
Kurşunlardan biri, iman dolu kalbin hedefi oldu. Diğer kurşun ise yerden sekerek, daha sonra cezaevinde darp edilerek şehadet şerbetini içecek olan Ülkücü Şehidimiz Hüseyin Kurumahmutoğlu’nun ayağına isabet etti.
İsmail Yüksel, kutsal davasının en ağır bedelini öderken, son nefesiyle dünyaya bir bildiri bıraktı: “La ilahe illallah!” O an, Bafra sokakları, bir öğrencinin değil, bir Hafızın, bir davanın şehidinin Kelime-i Tevhit ile Yüce Yaradan’a kavuştuğuna şahit oldu.
Amcasının vurulduğunu gören Cavit Yüksel, onu acı içinde kollarının arasına aldı. Yardım ararken, Samsun Öğretmen Okulunda okuyan dava arkadaşımız Haydar Yıldız, arabasıyla yetişti. İsmail Yüksel, hızla Bafra Devlet Hastanesine yetiştirildi. Ancak, Hakk’a yürüyüşü çoktan kesinleşmişti. Yapılan tüm çabalara rağmen, İsmail Yüksel kurtarılamadı ve 02 Aralık 1978’de şehadet mertebesine erişerek Hakk’ın rahmetine kavuştu.
EBEDİ YOLCULUK VE MİLLETİN VEFA BORCU
Şehidin naaşı, ertesi gün Bafra şehir merkezine getirildi. O gün, Bafra sokakları tarihin en kalabalık vedasına sahne oldu. Çevre il ve ilçelerden akın eden tüm ülkücüler, şehitlerinin cenaze törenine katıldı. Ülkü Ocaklarının bulunduğu meydanda (Hayat Manavının üstündeydi) yapılan programdan sonra, binlerce kişi tek bir vücut halinde yürüdü.
Cavit Yüksel’in kendi ifadesiyle; cenaze alayının ön tarafı trafiği keserken, arkadaki kalabalık Gençlik Caddesi’nden Yakıntaş Köyüne doğru öbek öbek yürüyor, vefa borcunu ödüyordu. Omuzlarda taşınan bu destan, binlerce yüreğin oluşturduğu sessiz bir nehre dönüşerek Yakıntaş’a ulaştı.
Ülkücü Şehit İsmail Yüksel, bugün Yakıntaş Köyü mezarlığında, ebedi istirahatgâhında yatmaktadır; yoksullukla mücadele etmiş, ilim ve imanla güçlenmiş ve vatan davası uğruna canını feda etmiş bir kahraman olarak.
"02 Aralık 1978’de, bir öğrencinin kalbi sustu ama binlerce yürekte yanan iman ateşi, Samsun toprağına bir destan olarak mühürlendi."