"Bazı hayatlar bir mum gibi yanar; etrafını aydınlatmak için kendini tüketir. Mehmet Koşmaz, 29 yıllık ömrünü kutlu bir davaya feda etmeyi seçenlerdendi."
YÜREĞİ MANİSA'DA ATAN IŞIK
Manisa topraklarında doğan, adını tarihe 30 KASIM 1979’da şehadetle yazdıran bir yiğitti Mehmet Koşmaz. O, sadece 29 yıllık kısacık ömrüne büyük bir cesareti ve derin bir adanmışlığı sığdırmıştı. Ailesinin direği, iki masum evladın şefkatli babası ve hayat arkadaşının sığınağıydı. Bütün bu kutsal sorumlulukların yanında, ülkesine olan borcunu ödemek için de cepheye koşmuştu; o, MHP İl Teşkilatı yönetiminde görevli, davasına yüreğini vermiş bir ülkücüydü.
İKİ DÜNYANIN YÜKÜ: EKMEK VE MÜCADELE
Mehmet Koşmaz, Esnaf kimliğiyle, Manisa’nın Ege Mahallesi’nde, helal rızkının peşinde koştu. Onun yaşamı, ticaretin dürüstlüğü ile inancın sarsılmazlığını birleştirmişti. Dükkânında sadece mallar değil, aynı zamanda babası, amcası Nihat ve amcasının oğlu Bülent ile paylaştığı aile sıcaklığı ve vefa vardı. Her gün, Ege Mahallesi’nin Borsa Caddesi’nde kurulan bu küçük ticaret yuvası, büyük bir mücadelenin sessiz merkeziydi. Mehmet, o zorlu günlerde, hem ailesini korumak hem de inandığı değerleri savunmak gibi iki büyük yükü omuzlarında taşıyordu.
30 KASIM 1979: KADERİN PUSU KURDUĞU AKŞAM
O kara akşam, diğerlerinden farksızdı. Tüm günün muhasebesi yapılmış, defterler kapanmış, yorgun ama huzurlu adımlarla eve dönme vakti gelmişti. Mehmet, babası, Nihat amcası ve Bülent ile birlikte iş yerinin kapısını son kez kilitlediler. Bilmiyorlardı ki, namert eller tarafından hazırlanmış, soysuzca bir pusu onları bekliyordu. Karanlık, Borsa Caddesi’ni hain yüzlerle sarmış, kahpece bir tertip kurulmuştu.
Hesapsızlığa ve namertliğe karşı koyamayan bir çaresizlik anında, çapraz ateş açıldı. Yiğit Mehmet Koşmaz, vatan ve dava yolunda ilk düşen oldu. Nihat amca ve amcaoğlu Bülent de o kanlı saldırıda yaralandı. Ancak Mehmet’in yere düşüşü, yenilgi değil, sonsuzluğa uzanan bir köprünün başlangıcıydı.
SON NEFES, SON EMANET
Kanlar içinde, toprağa düşerken bile davasından zerre taviz vermedi. Babasının feryadına karşılık, son bir gayretle haykırdı emanetlerini:
"Allah’a ısmarladık… Hakkınızı Helal edin Babacığım ağlama, sen bir şehit babasısın unutma… annemde ağlamasın! Şehit annesi olmanın gurur ve sevinciyle yaşasın hep… Kızım, yavrucuğum, eşim size emanet, onlara iyi bakın ne olur…"
Bu sözler, 29 yıllık bir kahramanın milletine, ailesine ve davasına bıraktığı en değerli vasiyetnameydi. Son nefesini verirken dudağından dökülen tek kelime, inancının mührü oldu: Allah.
Canını teslim ettiği o kan gölünün ortasına, cebinden bir hatıra düştü: Mutlu bir aile resmi. Mehmet Koşmaz, uğruna savaştığı her şeyi geride bırakarak, ardında gözü yaşlı ancak başı dik bir miras ve tarihin unutamayacağı bir fedakârlık destanı bıraktı.
"O gün Manisa’da sadece bir can düşmedi toprağa; bir tohum ekildi. Ve o tohumdan filizlenen kahramanlık destanı, nesiller boyu adalet arayanların kalbine mühürlendi."