"Bazı ruhlar, henüz baharındayken, vatanın en yüce bedelini ödemek için doğar. Alaaddin Güvenler, Kilis’in 17 yıllık sönmeyen ateşiydi."
KİMLİĞİ VE BİR ADANMIŞLIĞIN İLK YILLARI
Tarih: 29 Kasım 1978. Coğrafya: Kilis. Bu tarih ve bu şehir, 17 yıllık kısa ama iz bırakan bir ömrün mühürlendiği yer oldu. O, sadece bir öğrenci değildi; Kilis’in bağrından kopmuş, Anadolu’nun fırtınalı yıllarında davasına sahip çıkmış bir fidandı. Kilis’te doğdu, o toprakların dertleriyle büyüdü. Omuzlarında sadece okul çantasını değil, ülkücü gençliğin ağır sorumluluğunu da taşıyordu.
SESSİZ NÖBET VE MİLLİ RUH
Alaaddin Güvenler, Kilis Öğretmen Lisesi sıralarında geleceğin mimarı olma hayalini kuruyordu. Derslerden arta kalan her vaktini, ailesine olan görev bilinciyle babasının tuhafiyeci dükkanında geçirirdi. O, hem kitapları hem de emeği kutsayan bir gençti. Fakat onun için meslek ve okuldan daha yüce bir varoluş vardı: Ülkü. Gençliğinin ateşini, dürüstlüğü ve kararlılığı simgeleyen Ülkü Ocakları saflarında yüceltti. Onun için Ülkücü olmak, sadece bir kimlik değil, 17 yaşında göğüslediği sarsılmaz bir duruşun adıydı.
O KARANLIK KİLİS GECESİ
Zaman, 29 Kasım 1978’in soğuk ve tehlikeli saatlerini gösteriyordu. Gece 22.00 civarıydı. Gündüzün telaşı bitmiş, Kilis karanlığın örtüsü altına girmişti. Alaaddin, yorgun bir günün ardından, yüreğinde taşıdığı inançla aydınlanmış evine doğru yürüyordu. Bu, sıradan bir eve dönüş yolu değildi; bu, bir kahramanın zorlu yolda attığı son adımlardan biriydi. Henüz hayatının baharındaydı, geleceğe dair umutları vardı, ama kader, o gece onun için başka bir yazgı hazırlamıştı.
ABİDENİN GÖLGESİNDE SON NEFES
Alaaddin’in yürüyüşü, Kilis Şehitler Abidesi’nin önünde kesintiye uğradı. Demir bir iradeyle yürüyen bu gence karşı, alçaklık en sinsi planını uygulamıştı. Kahramanlar cepheden, göz göze gelerek savaşır; ama namertlik, karanlığı ve korkaklığı kendine siper edinir. Katili, o genç fidanın arkasından, haince yaklaştı. Tek bir kurşun, karanlık bir elden çıkarak, tam da en hassas yerinden, boynundan vurdu onu. 17 yıllık çınar, Abidenin hemen önünde, adını taşıdığı şehitlerin manevi huzurunda, tek bir kurşunla yere düştü. O an, Alaaddin Güvenler sadece düşmedi; o an, 17 yıllık bir destan ebediyete yükseldi ve adı, uğruna can verdiği şehitler arasına altın harflerle yazıldı.
"O, Kilis’te düşen son genç değildi; fakat 17 yaşında bir idealin nasıl bir bedel ödeyebileceğinin, zamanı aşan sönmeyen ışığı oldu."