"Bazı insanlar sadece yaşamaz, arkalarında yürünen bir yolun direği olarak ebediyete yükselirler."
KİMLİĞİNİN MÜHRÜ
Şanlıurfa’nın sıcak toprağında doğmuş, mücadelesiyle şehrinin kaderine mühür vurmuş bir isimdi o: Ülkücü Şehit Mustafa Mağat. O, sadece Hal pazarında bir dükkânın sahibi, ekmeğinin peşinde koşan bir esnaf değildi. O, 1970’lerin zorlu coğrafyasında, inancın ve adanmışlığın temellerini atan, Şanlıurfa MHP İl teşkilatının kurucularındandı. Onun adı, davanın sarsılmazlığını temsil ediyordu; o, genç yüreklerin sığındığı, tecrübesiyle yol gösterdiği, sevgi ve saygıyla anılan "Ülkücülerin Ağabeyisi" idi.
BİR BABANIN ADANMIŞ VİRAJI
Dört evladının yuvasını kurmuş bir baba olarak, Mustafa Mağat, sadece kendi ömrünü değil, davasını da nesilden nesile aktarmayı kendine şiar edinmişti. Onun kanı ve duruşu, en büyük oğlu Mehmet Yaşar Mağat’ın damarlarında kök salmıştı. Genç Mehmet Yaşar, babasının izinde yürüyerek Şanlıurfa MHP gençlik kolları başkanı olarak sancağı eline almıştı. Baba ve oğul, artık sadece bir aile değil, aynı idealin, aynı kaderin iki güçlü neferiydi.
O KASVETLİ URFA SABAĞI
29 Kasım 1978 sabahı, Şanlıurfa, soğuk bir vedaya hazırlanıyordu. Mustafa Mağat ve oğlu Mehmet Yaşar Mağat, her zamanki gibi, Hal pazarındaki dükkânlarına doğru yola çıktılar. Bu yürüyüş, baba-oğul arasında sessiz bir ahitleşme, günlük hayatın içinde eriyen bir ortak duruş sergiliyordu. Bilmiyorlardı ki, yolculuklarının son virajı olan Sanat Okulunun bulunduğu sokak, alçaklığın pusu kurduğu bir ihanet meydanına dönüşmüştü.
KURŞUNLARIN ÖNÜNDE BABA VE OĞUL
Bölücü-komünistlerin karanlık elleri, pusu kurarak, onurlu yürüyüşü kana buladı. Kurşunlar yağmaya başladığında, kahraman baba ve oğul birlikte, omuz omuza saldıranların hedefi oldu. Gençlik kollarının başkanı Mehmet Yaşar, hain ateşin ilk kurbanı, olay yerinde düşerek şehadet şerbetini hemen içen ilk yiğit oldu.
Ancak Ağabeyi Mustafa, oğlunun düştüğü yerde bile sarsılmaz duruşunu sergiledi. Vücuduna isabet eden ağır yaralarla mücadele etti. O, sadece hayatı için değil, oğlunun yolda yatan cansız bedeni için de mücadele eden bir kahramandı. Ağır yaralı halde hastaneye kaldırıldı, umutlar O’nun bu son savaşı kazanmasını bekledi.
EBEDİYETİN TARİHİ: 29 KASIM 1978
Ancak ilahi takdir, bu kahraman babanın oğlunun yanına, aynı cennet makamına yürümesini emretmişti. Tıpkı kurucu ruh gibi, tıpkı ülkücülerin ağabeyi gibi, son nefesini de davasına adamışçasına verdi. O da kurtarılamadı. 29 Kasım 1978 günü, Şanlıurfa, aynı dava uğruna can veren iki kahramanını, baba ve oğulu, aynı acı ve aynı onurla ebediyete uğurladı. Mustafa Mağat, sadece bir şehit olarak değil, oğlunun şehadetine tanıklık edip, ardından aynı yolda yürüyen bir fedakârlık abidesi olarak tarihe geçti.
"Mustafa ve Mehmet Yaşar Mağat; onlar, aynı toprakta can veren, aynı sancağı taşıyan iki ayrı yıldız olarak, 29 Kasım 1978’de sonsuzluğun safına katıldılar."