"Bazı hayatlar uzun yaşanmaz, ancak bir anlık duruşla asırlarca sürecek bir destan bırakır."
KİMLİK: ADANMIŞLIĞIN MİRASI
Adı Mürsel Bağ idi. Vatan toprağının kalbinde, Ankara’da doğmuştu; köklerini Çubuk ilçesinin çelikten ruhundan alıyordu. Başkentin Siteler semtinde, ailesiyle birlikte kurduğu yuvası, sadece bir ev değil, aynı zamanda sarsılmaz bir davanın karargâhıydı. Onlar, nesilden nesile aktarılan MHP’li ve ülkücü duruşun onurlu mirasçılarıydı. Mürsel’in hayatı, sıradan bir varoluştan çok, inandığı değerlere adanmış bir yemin gibiydi.
MESLEK: BİLİNMEYEN ANCAK BÜYÜK OLAN VAZİFE
Olgusal kayıtlar, onun dünyevi bir mesleğini yazmadı. Belki de bu, yazgıydı. Zira Mürsel Bağ için en yüce vazife, ne bir unvan ne de bir makamdı. Onun mesleği; ülküleri uğruna göğsünü siper etmek, ailesinin güvenliğini sağlamak ve inancının bayrağını en tepeye taşımaktı. Mürsel, sivil kimliğinin ötesinde, cesaret ve fedakârlık sanatının adsız kahramanıydı.
23 KASIM 1979: KARANLIĞA YÜRÜYÜŞ
Takvimler 23 Kasım 1979’u gösterdiğinde, Ankara’nın soğuk ve uğursuz bir gecesi yaşanıyordu. Mürsel, babasıyla birlikte Siteler Ali Soylu Mahallesi’ndeki hanelerine doğru, her zamanki kutsal yollarında yürüyordu. Bu, günlük hayatın son ve masum adımları olmalıydı.
Ancak karanlık, sinsi bir ihanetle örülmüştü. Onlar, pusu kurmuştu. İnsanlıktan nasibini almamış, kin ve nefretle bilenmiş hainler, caniler, o iki onurlu yürüyüşü hedef aldı. Sokaklar, namludan çıkan ölümcül bir fısıltıyla doldu.
KAHRAMANLIK VE VEDA ANI
Kurşun yağmuru başladığında, Mürsel’in omuzlarına yüklenmiş olan kahramanlık yükü bir anda açığa çıktı. O, tereddüt etmedi. Gözünde babasının hayatı, vicdanında davasının onuru vardı. Bedenini ileri attı. Hayatı boyunca öğrendiği tüm ilkeleri, o tek, anlık, muazzam hareketle taçlandırdı: Koruma.
İlk kurşunları yiyen, Mürsel Bağ oldu.
Oğlu tarafından siper edilen baba, o dehşet anının ortasında kaldı. Mürsel, hayatın son nefesini, babasının ayakları dibine bir kalkan olarak düşerken verdi. Hain komünistler, insanlık dışı bir vahşetle kurşun yağdırmaya devam etti.
SONSUZLUĞA YÜKSELİŞ
O karanlık cümbüş sona erdiğinde, geriye ağır bir tablo kalmıştı: Babası yaralı ve kanlar içindeydi, ancak hayattaydı. Mürsel Bağ ise, vatanına ve babasına olan borcunu ödemiş, ruhunu en yüce mertebeye ulaştırmıştı.
23 Kasım 1979, Ankara'da, bir evladın babası için canını feda ettiği o mahallede, Mürsel Bağ'ın adı şehitlik mertebesine kazındı. O, sadece bir can vermedi; canilerin karşısında duran Ülkücü ruhun yenilmezliğini ispat etti.
"O, sadece bir hayatı değil, bir babanın onurunu ve bir davanın ruhunu koruyarak düştü. 23 Kasım, fedakârlığın adının Mürsel Bağ olduğu gündür."