"Büyük davaların bedeli, daima en genç ve en cesur yüreklerin bir anlık tereddütsüz kararıyla ödenir."
SESSİZLİĞİN İÇİNDEKİ MÜCADELE
12 Eylül 1980’in ağır gölgesi ülkücü sesleri susturmaya çalışsa da, inanç zinciri kırılmadı. Kuruluşların adı yasaklansa bile, dava ruhu Bizim Ocak Dergisi adı altında yeniden filizlendi, direnişin sancağını yüksekte tuttu. Tarih 22 Kasım 1993’ü gösterdiğinde, İstanbul şehri, karanlık bir saldırıya ve bu saldırıya göğsünü siper eden bir yiğidin destanına ev sahipliği yapacaktı. Bu destanın yazarı, adanmışlığın sembolü olan Kayhan Hakan Işık’tı.
ERENKÖY'ÜN 23 YILLIK YÜREĞİ
Kayhan Hakan Işık, bu yeni yapılanmanın tam merkezinde, inancın yılmaz neferi olarak dimdik durdu. O, 23 yaşında, gençliğin en coşkulu çağında, sırtına sadece bir derneğin değil, bir davanın tüm ağırlığını almıştı. Erenköy Bizim Ocak Başkanlığı makamı, Kayhan Hakan Işık için yalnızca bir unvan değil, karanlığa karşı mücadele ateşini harlayan kutsal bir görevdi. Onun varlığı, bölgede davanın nefesiydi; kararlılığı ise ülküdaşlarına güç veriyordu.
KIZIL VAHŞETİN GÖLGESİ
Ancak adanmışlığın ışığı, daima karanlık güçlerin hedefidir. O gün, pusuda bekleyen, kızıl komünist alışkanlıklarının zehrini taşıyan, karanlık yüzlü katiller sinsice harekete geçti. Onların tek amacı vardı: Erenköy’deki direnişin ve inancın yuvasını kana bulamak, temsilcilikteki ocağı söndürmek. Ve bu sinsi planın dehşeti, Bizim Ocak temsilciliğinin kapısına bir felaket olarak dayandı.
BİR ANLIK KARAR VE ATEŞE YÜRÜYÜŞ
Temsilciliğin içine fırlatılan, hayatı ve umutları söndürmeye ayarlı o bomba, bir ölüm çığlığı gibi yükseldi. Patlamaya hazır dehşet yere düşerken, panik anında Kayhan Hakan Işık, diğer ülküdaşlarını koruma içgüdüsüyle hareket etti. O an, kahramanlık ile sıradanlık arasındaki ince çizginin kesiştiği andı. Kayhan Hakan, tereddüt nedir bilmeden, kendi canını hiçe sayarak, o patlayıcı dehşeti avuçlarının arasına aldı. Onun tek gayesi, o bombayı oradan, masum insanların yanından uzaklaştırmaktı. O, bombanın değil, tehlikenin üzerine atılmıştı.
KALPLERE SAPLANAN EBEDİYET
Lakin saniyeler, genç yiğide nefes alacak zaman tanımadı. Daha dışarı atamadan, bomba Kayhan Hakan’ın ellerinde patladı. Patlamanın çelikten parçaları, bir anlık fedakârlığın bedeli olarak, doğrudan ciğerlerine ve kalbine saplandı. Onu hastaneye ulaştırma çabaları beyhude kaldı. 23 yaşındaki yiğit, yoldaşlarının gözleri önünde, kendi hayatını bir kalkan yaparak şehit düştü. Kayhan Hakan Işık, o gün bombayı değil, kendi gençliğini vatanın geleceği için feda etmiştir.
"O, geri çekilmeyi reddeden bir başkan, tehlikeyi kucaklayan bir kahraman olarak İstanbul semalarında adını tarihin ve ebediyetin yeminine kazıdı."