"Bazı hayatlar yıllarla değil, tek bir kor gibi yanan anın yankısıyla yazılır."
DOĞDUĞU YER VE ADANMIŞLIĞIN MAYASI
Samsun’un yiğit diyarı Ladik’te filizlenmişti Gültekin Ertan. Henüz 19 yaşındaydı. Gözleri, gelecek günlerin aydınlığına odaklanmış bir öğrenciydi; liseden yeni mezun olmuş, hayatının en büyük eşiği olan üniversiteye adım atmak için hazırlanıyordu. O, sadece ders kitaplarına değil, aynı zamanda ülkü denen büyük davaya da gönül vermişti.
Bedenen genç olsa da, ruhu çelikten bir inançla örülüydü. Memleketi Ladik’te, Ülkücü Gençlik Derneği’nin yönetim kurulunda yer alması, onun sıradan bir öğrenci değil, inançlarının öncüsü olduğunun ispatıydı. O, milletinin geleceğine adanmış bir neferdi.
FEDAKARLIĞIN İZİNDE
Takvimler 19 Kasım 1977’yi gösteriyordu. Gültekin, kişisel hedeflerini bir kenara bırakarak, ülküdaşlarıyla omuz omuza, Amasya’nın Suluova ilçesine doğru yola çıktı. Amaçları, MHP teşkilatınca organize edilen anlamlı bir gecede bulunmak, inançlarının sesini duyurmak, varlıklarını hissettirmekti. Bu, siyasi bir toplantıdan çok, inancın bir bayrak altında toplanışıydı.
O gün, Emek Sineması, sadece bir salon değil, aynı zamanda yürekleri vatan sevgisiyle dolu gençlerin toplanma noktasıydı. Gültekin Ertan ve arkadaşları, salona doğru, umutla, geleceğe dair sarsılmaz bir kararlılıkla yürüdüler. Her adım, o karanlık günlerde dahi sönmeyen bir idealin sesiydi.
O KARANLIK ANDA ÇELENK
Genç ülkücüler, Emek Sineması’nın kapısından içeri doğru adım atarken, farkında değillerdi ki, vicdanlarını kaybetmiş düşmanlar tarafından önceden sinsice hazırlanmış bir pusunun tam ortasına yürüyorlardı. Onlar, alkışları ve coşkuyu beklerken, karanlık zihniyet, salona önceden bomba yerleştirmişti.
Gültekin ve ülküdaşlarının attığı son adımlar, bir patlamanın dehşetli sesiyle kesildi. Işık ve ses yerini, o anın korkunç uğultusuna ve ihanetin soğukluğuna bıraktı. Gültekin Ertan, vatan sevgisinin mücadelesine yürürken, hain bir eylemin hedefi oldu.
İDEALİN ŞEHADETİ
O idealist öğrenci, yerde, kanlar içinde yatıyordu. Komünistlerin alçakça planladığı o menfur eylem, henüz 19 yaşındaki bir gencin hayatını, geleceğe dair tüm hayallerini kopardı. Gültekin, kavgayı kılıçla değil, imanın ve kararlılığın yürüyüşüyle verenlerdendi; ancak o, yüz yüze gelme cesareti gösteremeyenlerin gizli bombasıyla vuruldu.
19 Kasım 1977’de Amasya’da düşen o genç fidan, sadece bedenen aramızdan ayrıldı. O, inancının gereğini yerine getirirken, bir sinema salonunda değil, milletinin kalbinde ebedi bir destanın kahramanı olarak makamına yürüdü. Gültekin Ertan, vatan için ödenen gençliğin ve idealin sönmeyen meşalesi olarak tarihe geçti.
"Kurşun kalbi durdurabilir, ancak ışığa doğru atılan adımlara güç veren ülküleri asla öldüremez."