"VATANIN EN BÜYÜK NÖBETİ, SİVİL DİRENİŞİN YÜREĞİNDE TUTULUR."
YÜREĞİN KİMLİĞİ VE TAŞDERE’NİN EVLADI
Musa Kemer. Bu isim, 17 Kasım 1979 tarihinin çelikten soğukluğunu ve o karanlık çağın acımasız mücadelesini taşır. Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Taşdere köyünün mübarek toprağında filizlenmiş, Anadolu’nun yiğitliğinden beslenmiş bir isimdi o.
O, sadece bir isim değildi; otuz yıllık kısa ömrüne büyük sorumluluklar sığdırmış bir çınar gölgesiydi. Evliydi ve geride üç küçük fidan bırakmıştı. Kars’ın ayazında, hem ailesinin rızkını kazanmak hem de inandığı değerlerin sarsılmaz bekçiliğini yapmak zorundaydı. Maddi varlığı bir bakkaldan ibaret olsa da, ruhu ve duruşu koca bir kale kadar sağlamdı.
DİRENİŞİN MÜTEVAZİ CEPHEHÂNESİ
Musa Kemer’in hayat sahnesi, Kars Vilayet Binası civarındaki küçük işyeriydi. O, ticaretini yaparken dahi, ülkücü duruşundan zerre kadar taviz vermeyen sivil bir siperdi. Ekmek teknesi, aynı zamanda davasının sessiz kürsüsüydü. Kars sokakları, hainlerin gölgeler halinde kol gezdiği 1979 yılının kâbusunu yaşarken; Musa Kemer, her gün dükkânının kepengini kaldırırken, aslında cesaret bayrağını da göndere çekiyordu. O, tehlikenin tam ortasında, evini ve milletini savunan sessiz bir kahramandı.
17 KASIM 1979: ALIN YAZISINA YÜRÜYÜŞ
O meşum gün geldi çattı: 17 Kasım 1979. Akşamın soğuk yüzü Kars’ın üzerine çökmüş, saatler 21.00’ı gösteriyordu. Gün boyu süren mücadeleden sonra, yorgun ancak kararlı adımlarla işyerinden ayrıldı Musa Kemer. Önünde ailesine ve çocuklarına kavuşma yolu vardı.
Ancak bu yol, bir anda kahramanlık destanının son satırının yazıldığı, pusu kurulmuş bir koridora dönüştü. O anlarda, Musa Kemer’in attığı her adım, bir fedakârlık yeminiydi. Zira o biliyordu ki, o günlerde Kars’ın sokaklarında yürümek, canını avucuna alarak yürümek demekti.
ŞEHADETİN VURUCU ANLAMI
Musa Kemer’in kararlılığı, karanlık güçlerin öfkesini celbetti. O, sadece bir bakkal değil, onların ideolojik nefretinin hedefiydi; zira o, vatan aşkının simgesiydi.
Evine doğru ilerlediği o gecenin karanlığında, komünist militanlar tarafından alçakça kurulan bir pusu, hayatının önüne dikildi. Yüreği inançla dolu olan bu ülküdaşımız, milletin geleceğine yöneltilen kurşunlara göğsünü siper etti.
Ateş açıldı. Kurşunlar, fani bedenini delip geçerken, Musa Kemer’in adı sonsuzluğa yazıldı. O an, bir ölüm değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık mücadelesinde verilen destansı bir şehadet ilanıydı.
KARS’IN EBEDİ NÖBETÇİSİ
Musa Kemer düşerken, sadece Arpaçay’ın değil, bütün vatanın vicdanına gömüldü. Fedakârlığının kanı, Kars’ın soğuk kaldırımlarını ısıttı. Üç çocuğunun babası, eşinin yoldaşı ve milletinin evladı olan Musa Kemer’in cenazesi, Kars Asri mezarlığına tevdi edildi.
O, doğduğu yer olan Taşdere’den uzaklaşmadı; Kars’ın merkezinde, davasının ve inancının ebedi nöbetçisi olarak toprağa verildi. 17 Kasım 1979’da bir hayat söndü, ancak Musa Kemer’in cesareti, milletin hafızasında sonsuza dek yanacak bir meşaleye dönüştü.
"ONLAR, HAYATLARINI KAYBETMEDİLER; ONU, VATANIN BİTMEYEN HİKAYESİNE BAĞIŞLADILAR."