"Yirmi yıllık bir ömür; yumruğunu vatan sevgisiyle çelikleştiren, yolları ideallerine çıkan bir yiğidin kısa ama destansı hikayesi."
ADANA’DAN YÜKSELEN GÜNEŞ: KİMLİĞİ VE YEMİNİ
Adı Cengiz Boğatekin. O, Adana’nın Çukurova Yurt mahallesinden fırlayan bir yıldızdı. Henüz yirmi bahar görmüş, ancak duruşu ve inancıyla çağları aşmış bir genç adamdı. Kalbi kadar güçlü olan yumruklarıyla tanınırdı; zira o, sadece bir genç değil, ideallerine adanmış bir savaşçıydı. Ülkücü Gençlik Derneği'nin milli sporcusuydu o; ringlerde adaleti, vatan sevgisini ve disiplini temsil eden bir boksör. Her attığı yumruk, sadece rakibini değil, karanlık ideolojilerin zincirlerini de kırmaya yeminliydi.
ÇELİKLEŞEN YÜREK VE ADANMIŞLIĞIN BEDELİ
Cengiz Boğatekin’in hayatı, sporun katı disiplini ile ülkü uğruna verilen mücadelenin kesişim noktasıydı. O, gücünü sadece fiziksel yeteneğinden değil, taşıdığı bayrak sevgisinden alıyordu. Ringlerdeki her antrenman, onu 1970’li yılların kasvetli ve tehlikeli sokaklarına hazırlayan manevi bir talimdi. O, vatanın birliğini ve geleceğini savunan sarsılmaz duruşun, genç bir sporcunun vücudunda ete kemiğe bürünmüş haliydi.
16 KASIM 1979: SON SEYAHAT
Tarih, 16 Kasım 1979’u gösteriyordu. Cengiz, hayatını adadığı davası için yollardaydı; bir dinlenme ve nefes alma anı arayarak seyahat ediyordu. Ancak kahramanların yolları her zaman dikenlidir ve dinlenme tesisleri bile pusuya yatmış düşmanların gölgesiyle çevrilidir. Cengiz’in rotası onu, Bolu ilinin soğuk sınırlarına ulaştırmıştı. Burası, onun sadece yolculuğunun değil, yirmi yıllık onurlu ömrünün de son durağı olacaktı.
BİR DİNLEME TESİSİNDE YÜCELEN RUH
O anlar, sıradan bir molanın aniden bir ihanet meydanına dönüştüğü anlardı. Devrimci-solcu komünist militanlar, karanlık ideolojileri uğruna, yiğit bir boksörün ışığını söndürmek için pusu kurmuşlardı. Kalabalıktan ayrılmış, korumasız bir dinlenme anında, haince bir silahlı saldırı başladı. Cengiz, hayatını vatanın birliğine adayanların en ağır bedeli ödediği o anlarda dahi duruşundan taviz vermedi. Silahların karşısında çelikleşen yüreği, bu alçak saldırıya karşı koydu. Ancak mermiler, yirmi yaşındaki o milli sporcuyu acımasızca hedef aldı.
ŞEHADETİ VE ETERNAL DÖNÜŞ
Cengiz Boğatekin, aldığı ağır yaralarla olduğu yere yığıldı. O dinlenme tesisi, artık kanıyla sulanmış bir şeref nişanıydı. Kahramanımız, yiğitliğinden zerre kaybetmeden, son nefesini şehadet makamına yükselterek verdi. Olay yerinde hayatını kaybetse de, bıraktığı fedakârlık izi sonsuza dek Bolu'nun sisli sınırlarına kazınmıştır. Cenazesi, doğduğu ve yemin ettiği topraklara, Adana Asri mezarlığına defnedildi. Cengiz, ringlerde şampiyondu, ancak 16 Kasım 1979'da ölümsüzlük tacını takarak ebedi şampiyonluğa ulaştı.
"Adı, Bolu’nun sisli bir dinlenme tesisinde son bulan bir yolculuk değil; sonsuzluğa yürüyen, yirmi yaşındaki bir kahramanlık yemini olarak mühürlenmiştir."