"Bazı ruhlar, sadece bir çağı aydınlatmak için değil, gelecek nesillere onurlu bir miras bırakmak için yaşar ve son nefesini verir."
KİLİS’İN ADANMIŞ OĞLU
Anadolu’nun kadim toprakları, Kilis’in bağrından kopup gelen bir irade, gençliğin ve idealizmin timsaliydi: AbdulKadir Toma. O, 16 Kasım 1979’da adını şahadet defterine yazdıracaktı. Henüz 27 yaşındaydı; evli, hayatının baharında, yuvasının sıcaklığını yeni yeni kurmuştu. O sadece bir evlat, bir eş değil; o coğrafyanın geleceğine adanmış bir meşaleydi.
BİLGENİN KALEMİ VE YÜREĞİ
AbdulKadir Toma’nın mesleği sadece bir unvan değil, bir yemin gibiydi. O, Öğretmen Okulu mezunu, memleketinde öğretmenlik görevini ifa eden, genç zihinlere bağımsızlık ve ülkü sevgisi nakşeden bir rehberdi. Kendini çağının üstüne çıkarmış, bilgelikle donanmış bir ülkücüydü. O, kuru bir müfredatın ötesinde, ÜLKÜ-BİR (Ülkücü Öğretmenler Derneği) çatısı altında, inancını kelimelerle çelikleştiriyor; teşkilatlara seminerler vererek davasının sancağını yükseltiyordu. O, karanlık ve puslu günlerde, ülkücü gençliğin vicdanını aydınlatan sönmez bir ışıktı.
SON VAZİFE VE KARARLILIK
Tarihler 16 Kasım 1979’u gösteriyordu. O gün, AbdulKadir Öğretmen, çarşıya inmişti. Bu sıradan eylem, bir kahramanın son yürüyeceği, en insani yolculuktu. Omuzlarında evinin yükü, kalbinde yuvasının sıcaklığı vardı. O, sadece ailesi için alışveriş yapan bir reisti; hayatın basit ritmine uyuyordu. Fakat zalim bir kader, bu basit dönüş yolunu, onun ebedi yürüyüşüne çevirecekti.
KAPI ÖNÜNDE YAZILAN DESTAN
AbdulKadir Toma, bütün günün yorgunluğunu geride bırakmış, huzurun eşiğine gelmişti. Tam evinin kapısının önüne ulaştığı an, gölgelerden fırlayan hain bir pusu onu bekliyordu. İki komünist militan, inançlarına düşmanlık besleyen kalleş bir kinle, silaha sarıldılar. Bu, bir insana karşı yapılmış bir saldırı değil, bir idealin sesini susturma girişimiydi.
Kapısının önünde, kendi yuvasının eşiğinde, ağır silahlı saldırıya uğradı. Vücuduna isabet eden mermiler, sıradan yaralar değil, bir davanın bedeli olan şeref nişanlarıydı. AbdulKadir Toma, yüreğinde taşıdığı ülkü ateşiyle son anına kadar direndi.
EBEDİYETE YÜRÜYÜŞ
Ağır yaralı olmasına rağmen, can havliyle değil, onuruyla Gaziantep Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hekimler, bu yiğidin hayat ipine tutunması için insanüstü bir çaba gösterdi. Ancak zalimin attığı kurşunlar derin, imtihan ağırdı.
16 Kasım’ı 17 Kasım’a bağlayan o seher vaktinde, bütün çabalara rağmen kurtarılamadı. AbdulKadir Öğretmen, yirmi yedi yıllık fani ömrünü tamamlayarak, sabaha yakın saatlerde milletine ve davasına olan sadakatini kanıyla mühürledi. O, karanlık bir çağın üzerine düşen bir yıldız gibi şehit oldu.
"Kilis’ten yükselen bu son nefes, sadece toprağı değil, bir milletin vicdanını da sulamış; 27 yıllık ömrü, tarifsiz bir kahramanlık mührü olmuştur."