"Bazı hayatlar kısa sürer, ama ardında çağları aşan bir yemin bırakır."
YAHYA AKTAŞ: YÜREĞİNDEKİ MİLLET SEVDASI
KİMLİĞİ VE ATEŞTEN GÖREV
O, Afyon’un Sultandağı’nda doğmuştu, fakat kaderinin en büyük sınavı Uşak topraklarında yazılacaktı. Adı Yahya Aktaş’tı. Takvimler 14 Kasım 1977’yi gösterdiğinde, henüz 21 yaşının baharındaydı. Uşak İmam Hatip Lisesi son sınıfında okuyan bir öğrenciydi, ancak hayat defterine yazılmış görev, onu bir talebeden çok, bir mücadelenin neferi haline getirmişti.
AİLESİNİN KAHRAMANI, DAVASININ LİDERİ
Genç yaşına rağmen, omuzlarında taşıdığı yük, yaşıtlarının taşıdıklarından ağırdı. Annesi, gurbet ellerde, Almanya’da çalışırken; Yahya, geride kalan iki kardeşine hem ağabey, hem de kol kanat geren bir baba figürüydü. Bu kişisel sorumluluk bilinci, onun dava üzerindeki adanmışlığını da besledi. O sadece derslerine çalışan bir genç değildi; o, Ülkücü hareketin Uşak’taki direğiydi. Bölgesinde kurucu bir ruh olarak anılıyor, hem Uşak İli Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucuları arasında yer alıyor, hem de toprağın sesini dinleyerek kurduğu Ülkücü Köylüler Derneği’nin başkanı olarak milletin nabzını tutuyordu.
CEPHEYE ÇEVRİLEN HASTANE BAHÇESİ
Yahya Aktaş, vatanın sadece cephede değil, hayatın her alanında savunulması gerektiğini biliyordu. Karanlık güçlerin milleti bölme çabalarına karşı, o da inandığı değerleri yaymak için durmaksızın çalışıyordu. O feci akşam, istirahati seçmek yerine, davasının gereğini yerine getirmek üzere yola çıktı. Görevi kritikti: Sağlık Koleji ve Devlet Hastanesi personeli arasında teşkilatlandırma çalışması yaparak, milli şuurun bu hayat damarlarına da ulaşmasını sağlamaktı.
14 KASIM 1977: SON VAZİFE
Akşam saatleri çökmüş, hastanenin bahçesi loş bir sessizliğe bürünmüştü. İnsanların şifa bulduğu o kutsal mekân, hain bir pusu için seçilmişti. Yahya, inançla adımlarını atarken, karşısında sadece fikri bir tartışma değil, ideolojik kinle bilenmiş bir ölüm bekliyordu. Komünist militanlar, bir öğrenciye, bir lidere, iki kardeşin hamisine karşı alçakça bir saldırı başlattılar. O gün, mücadele meydanında kurşunlar konuştu.
ŞEHADET VE EBEDİ NÖBET
Devlet Hastanesinin bahçesi, o karanlık anların tanığı oldu. Yahya Aktaş, vatan ve hürriyet uğruna çıktığı son görevinde, kurşunlanarak şehit edildi. 21 yıllık kısa ömrü, Uşak’ta bir destanla mühürlendi. O, sorumluluklarından kaçmayarak, evine ekmek getiren annesine karşı kardeşlerini korumuş ve davasına kanıyla sadakatini ispatlamıştır. Yahya Aktaş’ın düştüğü yer, sadece bir bahçe değil, milletin hafızasına kazınan bir onur abidesi olmuştur.
"O, 21 yıllık hayatında hem kardeşlerine baba, hem de davasına son nefer oldu; o artık unutulmazların ebediyet nöbetindedir."