"Bazı ruhlar, hayatın en sakin cephesinde, inanç ve adanmışlığın en büyük destanını yazmak için yaratılmıştır."
KARS’IN YÜREĞİ: BİR ADANMIŞLIK ANITI
O, Kars topraklarının çelikleşmiş iradesiydi. Ülkücü Şehit Seyfettin Günay. Onun adı, bir neslin zorlu bir dönemeçte vatan için ödenen bedelin mührü olarak yazıldı. Kars’ta doğdu, bu kadim şehrin çetin rüzgârlarında pişmiş bir kararlılığa sahipti. Takvimler 1979 yılını gösterdiğinde, memleketin üzerine çöken karanlık bulutlara rağmen, o geri adım atmayan bir duruşun timsaliydi.
ALIN TERİ VE DÖRT YÜREK
Seyfettin Günay, sadece bir davanın ereni değildi; o, aynı zamanda kutsal bir yuvanın direğiydi. Tam 57 yaşındaydı. Bir ömrün yükünü omuzlarında taşıyan, evli ve dört çocuk babası bir adamdı. Onun kahramanlığı, cephelerde değil, her sabah açtığı dükkanının kapısında gizliydi. O, çoluk çocuğunun helal rızkını kazanmak için bakkallık yaparak, alın terini davasına adadığı kutsal bir mesleği icra ediyordu. Bir esnaf olarak; sarsılmaz inancını, mesleğinin namusuyla birleştirmişti.
GÖREV YERİ: HALKIN TEZGAHI
Günay’ın bakkal dükkânı, sadece bir ticaret yeri değil, o zorlu yıllarda dürüstlüğün, milli duruşun ve sarsılmaz bir imanın simgesiydi. Hayatın fırtınası sokaklarda eserken, o tezgahının ardında dimdik duruyor, hayatını kazanma mücadelesini vatanına olan sorumluluğundan ayırmıyordu. O, bir kahramanlık ateşi yakmaya değil, sadece ailesinin geçimini sağlamaya çalışıyordu; fakat bu basit görevi bile, dönemin ideolojik nefretine karşı bir meydan okumaydı.
13 KASIM: KARARAN ÖĞLEDEN SONRA
13 Kasım 1979 günü geldi çattı. Tarih, sıradan bir öğleden sonra saat 16.30 sularında, bir fedakârlık anına şahitlik edecekti. O anlar, masum bir çabanın nasıl bir hainlikle kesintiye uğratılabileceğinin kanıtı oldu. Bir devrimci solcu-komünist militan, kin ve nefretle bilenmiş silahını, evine ekmek götüren 57 yaşındaki bu adamın üzerine doğrulttu. Seyfettin Günay, hayatının en temel görevini yerine getirirken, kalleş bir saldırıya uğrayarak ağır yaralandı.
SON NEFESİN DESTANI
Mermi isabet ettiğinde, sadece bir beden değil, bir ailenin umutları da sarsılmıştı. Ağır yaralı halde Kars Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Orada, doktorlar ve hemşireler, bu 57 yıllık çınarı hayatta tutmak için insanüstü bir gayret gösterdi. Ancak, atılan kurşun, sadece bir militanın kini değil, bir dönemin bütün karanlığıydı. Yapılan tüm çabalara ve gösterilen büyük dirence rağmen, o yüce ruh kurtarılamadı. Seyfettin Günay, inancından zerre taviz vermeden, dört yetim ve ardında sarsılmaz bir duruş bırakarak şehitlik makamına ulaştı. Kars, o gün evlatlarından birini kaybetti; ancak bir kahramanlık destanı kazandı.
"Ve o gün, bir esnafın tezgahı, hürriyetin ve imanın asla satılamayacağı destansı bir mühürle ebediyete kapandı."