"Bazı ölümler, sadece bir son değil; ardında sönmeyecek bir meşale, ebedi bir yemin bırakır."
YİĞİT TOPRAĞIN EMANETİ
Şanlıurfa’nın bereketli topraklarında filizlenmiş, gençliğin ve adanmışlığın sembolüydü Nihal. Tarihler 1979’u gösterdiğinde, henüz hayatının baharında, 23 yaşındaydı. O, ailesinden miras aldığı çelikten bir imanı ve sarsılmaz bir duruşu temsil ediyordu; o, ülkücü davanın fedakâr neferlerinden biriydi.
ADANMIŞLIĞIN YÜKSEK SESİ
Mesleği, bir bankada memurelik yapmak olsa da, o hayatını sadece sayılarla ve rutinle sınırlandırmıyordu. Her adımı, inandığı değerler uğruna atılmış bir adımdı. En güzel mutluluğu ise yeni başlamıştı: Henüz beş aylık evliydi. Yüreği hem yuvasının sıcaklığı hem de vatan aşkıyla doluydu. O, eşi için bir yar, millet için bir yemin olarak yaşıyordu.
12 KASIM 1979: ZULMÜN GÖLGESİ
Milletin üzerine kara bir bulutun çöktüğü 12 Kasım 1979 akşamıydı. Şanlıurfa sokaklarında, günlük telaşın yerini huzura bırakması beklenirken, karanlık bir plan devreye girmişti. Nihal Hanım, mesaisini bitirmişti. Eşi ve kayınbiraderi, onu evine götürmek için gelmişlerdi. O anlar, masumiyetin, güven ve sevgi dolu bir aile buluşmasının zirvesiydi.
HAİNLİĞİN HEDEFİNDE BİR UMUT
Taksiye bindi. Araç henüz hareket etmek üzereydi ki, alçaklığın pusuya yattığı yerden silahlar ateşlendi. Bölücü-Kürtçü komünist militanlar, bir kadını, bir memuru, sadece duruşu ve inancından ötürü hedef almışlardı. Bu, sadece bir saldırı değil, bir idealin kalbine saplanmaya çalışılan zehirli bir hançerdi.
Mermiler havayı yırtarken, o an, Nihal Çizmecioğlu, inancının son kalesini bedeninde taşıyarak düştü. 23 yıllık kısacık ömrünü, bu kutsal dava uğruna mühürlemişti. Olay yerinde şehadet makamına ererken, eşi ve kayınbiraderi ağır yaralı olarak, kanları toprağa karışmış halde hastaneye kaldırıldı. Bir yuva söndürülmüş, bir genç hayat kalleşçe alınmıştı; ancak onun fedakârlığı, yenilmez bir direniş destanı olarak kayıtlara geçmişti.
EBEDİYETE YAZILAN İSİM
O, iş çıkışında evine giden, yeni evli bir kadındı. Ama hayatını adadığı değerler, onu sadece bir kurban değil, adını 12 Kasım 1979'da Şanlıurfa semalarına altın harflerle yazdıran bir kahraman yaptı. Nihal Çizmecioğlu, ebediyete yürüyerek, inanç çizgisinden asla dönmeyeceğinin sarsılmaz timsali oldu.
"Şehitler ölmez; onlar sadece inancın en görkemli zaferini ilan etmek için geri çekilirler."