"Gençliğin en güzel çağında, o, kalemi değil; adalet uğruna canını kurban etme yeminini tuttu."
BALIKESİR’DEN YÜKSELEN YILDIZ
Balıkesir’in sakin Ilıca Kasabası’ndan büyük bir ülküyle yola çıkan bir yiğitti o: Yaşar Topçu. Daha hayatının baharında, sadece 23 yaşındaydı. Önünde, Vatan Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nin son sınıfı, parlak bir gelecek ve imza atacağı büyük eserler vardı. Ancak o, sadece binaların değil, bir milletin geleceğinin mimarı olmayı seçmişti. Onun mühendisliği, betonarme yapıları değil, davanın sarsılmaz temellerini inşa etmekti.
İDEALLERİN SANCAKTARI
İstanbul, 1977 yılında ideallerin en çetin sınavının verildiği bir cepheydi. Yaşar Topçu, bu cephenin en ön saflarında duruyordu. Atatürk Site Öğrenci Yurdu, onun sadece evi değil, aynı zamanda mücadelenin kalesiydi. Görevi çifteydi, sorumluluğu ağırdı. O, sadece okulundaki öğrenci derneğinin 2. Başkanı olmakla kalmamış; aynı zamanda İstanbul Ülkü Ocakları Derneği yönetim kurulu üyeliği gibi kutsal bir yükü omuzlamıştı. O, gençliğin cesaretini, davasına adanmışlığın en yüksek makamında temsil eden bir sancaktardı.
12 KASIM 1977: SON VAZİFE
Takvim yaprakları 12 Kasım 1977’yi gösterdiğinde, bu adanmış genç lider, hayatının son ve en önemli görevine doğru adım attı. Soğuk İstanbul gününde, teşkilatlandırma çalışmalarını güçlendirmek için yola çıktı. Rotası Gaziantep Öğrenci Yurdu’ydu. Amacı, ülküdaşlarını bir araya getirmek, safları sıklaştırmak ve vatanın mukaddes davasını yaymaktı.
KAHPE SALDIRI VE SON NEFESTE DURUŞ
Yaşar Topçu, yurdun bahçesine ulaştı. Orada, gelecek davasının yiğitlerini, ülküdaşlarını beklemeye başladı. Bu bekleme anı, onun hayatının en onurlu nöbeti oldu.
Karanlık, daima pusu kurar ve korkaklar, daima sayıyı severdi. Yurdun yan bloğundan, kin ve nefretle bilenmiş bir tehdit yükseldi. 8 ila 10 kişilik bir devrimci komünist militan grubu, savunmasız bir bekleyiş anında, alçakça harekete geçti. Hainlik, o gün en gaddar yüzünü göstermişti. Kızıllar, korkaklıklarının örtüsü altında, en ağır silahlarını kutsadıkları değerlere adanmış bir gence doğru kusturmuşlardı.
ŞEHADETİN MÜHRÜ
Yaşar Topçu, o bahçede, adanmışlığın ve cesaretin son dersini verdi. Düşmanın çokluğuna aldırmadan, davasına olan sadakatini kanıyla mühürledi. 12 Kasım 1977 günü, 23 yaşındaki bu fidan, İstanbul’un ortasında bir kahramanlık destanı yazarak, durduğu yerde şehitlik makamına erişti. O, sadece son sınıf öğrencisi bir genç değildi; o, ülkü uğruna canını feda eden, milletinin geleceğine adanmış bir şehitti.
"O, bir mimar adayıydı; fakat çizdiği en büyük eser, uğruna can verdiği vatan davasının sarsılmaz duvarları oldu."