“Bazıları sadece yirmi yıl yaşar; ama o yirmi yıla, yüz yıllık bir duruşun ve adanmışlığın onurunu sığdırır.”
KİMLİĞİ VE YİRMİ BAHARLIK YEMİNİ
Rize’nin sarp coğrafyasında, Güneysu ilçesinin Kiremit köyünde açmıştı gözlerini. Hayatı, Karadeniz’in inatçı rüzgârları gibi sert ve onurluydu. O, büyük ideallerin peşine düşmüş sade bir neferdi: ÜLKÜCÜ ŞEHİT İBRAHİM KUL.
Gencecikti. Takvimler, onun yeryüzündeki misyonunun sadece yirmi bahar sürdüğünü yazacaktı. Gençliğinin baharında, Anadolu’nun zorlu ekmek davasının peşinden, İstanbul’un beton ormanlarına gelmişti. Mesleği, alın terinin en kutsal damlasını akıtan bir İŞÇİ olmaktı. O, sadece inşaatlarda çalışmıyor; aynı zamanda, memleketin geleceği için de büyük bir gayretle mücadele veriyordu. İstanbul sokakları onun hem işyeri hem de nöbet yeriydi.
O KARANLIK EKİM AKŞAMI VE İHANET
1979 yılı, memleketin en kanlı hesaplaşmalarının yaşandığı bir dönemeçti. İbrahim Kul, davasına adanmışlığından zerre taviz vermeden, işçi yorgunluğunu dindirmek üzere Gaziosmanpaşa semtinde bulunuyordu.
09 Ekim akşamı, saatler 21.00’ı vurduğunda, Sarıgöl Mahallesi Ordu Caddesi üzerindeki park kıraathanesinde oturuyordu. O an, dürüstlüğün ve sadeliğin gölgesinde, karanlık bir pusu kuruldu. Üç komünist militan, namlularını, silahsız ve hazırlıksız oturan yiğit bir işçiye çevirdi. Bu, bir çatışma değil, bir davanın onuruna karşı gerçekleştirilen kalleşçe bir silahlı saldırıydı.
Vücudunun çeşitli yerlerinden aldığı kurşunlarla yere yığılan İbrahim Kul, kanını vatan toprağına akıtarak kahramanlık destanının ilk sayfasını mühürledi.
BİR AYLIK DİRENİŞ VE SON NEFES
İbrahim Kul için mücadele, mermilerle bitmedi; hastane yatağında dahi devam etti. Ağır yaralı halde kaldırıldığı hastanede, kurşunların açtığı yaralara karşı yirmi yaşındaki bedeni, hayatta kalmak için bir aydan fazla süren kahramanca bir direniş sergiledi. O, canından vazgeçmedi; davasının neferi olarak son nefesine kadar mücadele etti.
Ne var ki, tıbbın tüm imkânları ve dualar, bu genç bedeni tutmaya yetmedi. 10 KASIM 1979 günü, Büyük Önder’in ebediyete intikal edişinin yıl dönümünde, Ülkücü Şehit İbrahim Kul da ruhunu teslim ederek şehitlik mertebesine yükseldi. Mücadelesinin ateşi söndürülemedi; ancak fiziki varlığı, ebedi istirahatgâhına doğru yola çıktı.
ŞEHADETİN MÜHRÜ
Cenazesi, doğduğu toprağa, Rize’nin Güneysu ilçesi Kiremit köyüne taşındı ve orada toprağa verildi. O artık, sadece bir isim değil, ideal uğruna yirmi yaşında feda edilmiş, temiz bir alın yazısının mühürüdür.
“O, karanlığın ortasında dahi, davasının aydınlık yüzünü göstermiş ve ruhunu bayrağa emanet etmiştir.”