"Kimi yiğitler vardır ki, ömrün uzunluğuna değil, davanın büyüklüğüne talip olur. Onlar, daha hayatlarının baharında bir milletin kaderine imza atarlar."
BİR YİĞİT DOĞDUĞU TOPRAKLARDA
ÜLKÜCÜ ŞEHİT CEMAL ÖZSEMERCİ. Bu isim, sadece bir kaydı değil, 1979 yılının karanlık günlerinde yakılan sönmez bir iman ateşini temsil eder. O, Manisa'nın bereketli topraklarında, Turgutlu ilçesinde doğmuştu. Gençliğin en umutlu, en fidan yaşında, henüz yirmisine varmadan, hayatını adadığı ülkü uğruna kaderle randevusuna yürümüştü.
ANKARA'DA YÜKSELEN SES VE 18 YILLIK YEMİN
Cemal, Ankara E.T.Y. Okulu'nun sıralarında oturan, geleceğin mimarı olması beklenen bir öğrenciydi. Ancak onun ders kitaplarından daha derin, daha kadim bir ideali vardı: Türk-İslam ülküsü. Henüz 18 yaşındayken, bu kutlu davaya gönül vermişti. Bu gönül veriş, kuru bir bağlılık değil, o zorlu çağda, her an tehlikeyle burun buruna yaşanılan bir fedakârlık yeminiydi. Cemal, kısa ömrünü, sıradan bir hayatın konforuna değil, inandığı değerlerin çetin mücadelesine adamıştı.
TURGUTLU’DA VURULAN BİR MEŞALE
Takvimler 09 Kasım 1979 Cuma gecesini gösteriyordu. Cemal, doğduğu ve yemin ettiği Turgutlu’daydı. Saatler 21.30’u vurduğunda, 7 Eylül meydanında, hayatının son adımlarını atmaktaydı. O an, bir kahvehaneden çıkış, bir kahramanın son sahnesi olacaktı.
Cemal, sırtını dönüp hayatın sıradan akışına karışmaya çalışırken, karanlık pusuya yatmıştı. O an, vicdanını kaybetmiş komünist militanlar, otomatik silahlarla kurdukları tuzakla ortaya çıktılar.
KADERİN KAÇINILMAZ YAYLIM ATEŞİ
Bu bir çatışma değildi; bu, bir imanın pusuya düşürülmesiydi. Hain kurşunlar, Cemal Özsemerci’yi hedef aldı. Vücuduna isabet eden yaylım ateşiyle ağır yaralanan genç ülkücü, kaldırıldığı hastanede, tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. O gece, 18 yaşındaki bir fidan, davasının toprağına can suyu olmuş, şahadetin en yüce mertebesine ulaşmıştı.
Manisa'nın Turgutlu ilçesi, o gece sadece bir evladını değil, idealist bir neslin umudunu da kaybetti. Cemal Özsemerci, şehadetiyle, inandığı değerlerin ne pahasına olursa olsun savunulacağını gösteren bir sembol olarak Turgutlu'da, kendi doğduğu topraklarda sonsuzluğa uğurlandı.
"Cemal, bir öğrenciydi, ancak bıraktığı miras, ciltler dolusu tarihten daha ağırdır. O, 18 yaşında, milletinin kalbine fedakârlığın en keskin tanımını yazmıştır."