"Bazı insanlar göğsünü siper ettiği vatanın her köşesinde, küçük dükkânlarını büyük bir inanç kalesi gibi savunurlar. İşte o, bu kalelerin yıkılmaz bekçisiydi."
KİMLİĞİN VAKARI
Ankara’nın çetin kışına doğru ilerleyen 1980 yılının karanlık günlerinde, bir direnişin adını tarihe yazanlardan biriydi: HALİT AĞZIKIRIK. O, sadece bir isim değil, adanmışlığın sembolüydü. 47 yıllık ömrünü, milletinin değerlerine ve davasına adamış bu vakur insan, nerede doğduğu bilinmese de, nerede şehit olduğuyla bütün bir ülkenin hafızasına kazındı.
EKMEK VE İNANÇ MÜCADELESİ
Ankara Küçükesat Semti, onun hem yuvası hem de hizmet noktasıydı. Ailesinin sıcaklığıyla çevrili bu semtte, Halit Ağzıkırık, ekmeğini namusuyla kazanan bir esnaf, bir bakkaldı. Dükkânı, sadece şeker ve tuz satılan bir yer değil, inancın ve millî duruşun sessizce korunduğu küçük bir kale, bir sığınaktı. O günlerin fırtınalı atmosferinde, bakkal önlüğü giymiş bir kahramanın, karanlık ideolojilerin yayılmaya çalıştığı sokaklarda nasıl bir mücadele verdiğini herkes biliyordu. O, hayatını idame ettirirken, aynı zamanda bir ülkü uğruna bedel ödemeye de hazırdı.
BELKIS SOKAK'TA SON VAZİFE
Takvimler 9 KASIM 1980’i gösteriyordu. Günün telaşı azalmış, hava yavaşça kararmıştı. Ankara’nın üzerine çöken siyasi gerilimin gölgesinde, saat 19.00 sularında Halit Ağzıkırık, her zaman olduğu gibi, Belkıs Sokak’ta bulunan dükkânının kutsal sınırları içindeydi.
Bu sessizlik, alçakça planlanmış bir baskınla paramparça edildi. O an, kinle bilenmiş ideolojilerin piyonları olan iki komünist militan, silahsız ve masum bir esnafın kalesine, kalleşçe saldırdı. Bu, ne bir soygun ne de sıradan bir cinayetti; bu, bir duruşa, bir inanca ve bir kahramanın fedakârlıkla ördüğü hayata yönelik doğrudan bir suikasttı. Halit Ağzıkırık, vatanının mücadelesinde duruşundan taviz vermediği için hedef alınmıştı.
ÖLÜMSÜZLÜĞÜN MÜHÜRÜ
Ankara sokakları, 47 yaşındaki bir esnafın kanıyla ıslanırken, Halit Ağzıkırık bedelini ödediği değerlerin en yücesine ulaştı. O, kurşunların sesiyle değil, milletine olan sarsılmaz bağlılığının sesiyle düştü. O gün, Ankara’nın Küçükesat’ı, bir yiğidin şehadetine tanıklık etti ve bir esnafın dükkânı, ebedi bir destanın başlangıcı oldu.
Halit Ağzıkırık, mücadelesinin en onurlu sonucuna ulaşarak Şehitlik mertebesine erişti. Bedeni, taşıdığı kutsal yükün ağırlığıyla, aziz bir emanet olarak Karşıyaka Mezarlığı’nın hür topraklarına tevdi edildi.
"Onların bıraktığı yara izi, sadece bir dükkânın duvarında değil, bir milletin hafızasında daima bir onur nişanı ve fedakârlığın ebedi dersi olarak kalacaktır."