"Bazı hayatlar uzunlukla değil, bıraktığı izle ölçülür. Attila Şahin’in öyküsü, kısacık bir ömrün ebediyete sığdırılmasının destanıdır."
BİR YİĞİDİN DOĞUŞU VE ADANMIŞLIK YEMİNİ
Takvimler 1961 yılını gösterirken, bu zorlu coğrafyaya Attila Şahin adında bir fidan filizlendi. Nereden geldiği, hangi ana kucağında büyüdüğü veya hayatını hangi meslekle sürdürdüğü gibi dünyevi detaylar, onun yüksek davasının gölgesinde kalmıştır. Zira Attila Şahin, henüz 18 yaşındayken, hayatını bir ideal uğruna feda etmeyi seçmişti. Onun tek ve en büyük kimliği, adanmışlığını ilan ettiği Ülkücü Hareketti.
GÜLVEREN’DEN ANADOLU’YA UZANAN MÜCADELE
Başkent Ankara'nın Gülveren semti, bu genç kahramanın mücadele meydanı oldu. O, sıradan bir hayatı değil, çetin bir yolculuğu seçti. Onun mesleği gençliğin vicdanı, ikametgâhı ise millet sevgisiydi. Türkiye’nin en çalkantılı, en karanlık günlerinde, ideallerini canından üstün tutarak, vatanının geleceğine musallat olan yıkıcı devrimci sol ve komünist akımlara karşı duruş sergiledi. Onun duruşu, sadece bir eylem değil, Anadolu topraklarına kök salmış bir yemin, bir adanmışlık yeminiydi.
KARANLIĞA YÜRÜYÜŞ VE SON MÜCADELE
Ve o kara gün geldi. Attila Şahin’in kararlılığı, düşmanın gözünde tahammül edilmez bir ışık olmuştu. Kayıtlar, o karanlık anı sadece birkaç cümleyle özetler: OLAY GÜNÜ. O gün, devrimci solcu-komünist militanlar, kalleşçe bir pusu kurdular. Onlar, kahramanımızı silah zoruyla alıkoyup, bilinmeze doğru kaçırdılar. Bize, bu zorla alıkoymanın ne kadar sürdüğü, Attila’nın o son saatlerde nasıl bir direniş sergilediği veya tehditlere karşı nasıl bir tavır aldığı anlatılmaz.
Ancak bir kahramanın fıtratında teslimiyet yoktur. O, bedenini tutsak edebilenlere karşı, ruhunu ve davasını asla bırakmadı. Karanlık yolların nereye çıktığını bilmeden, tek başına, son nefesine kadar ülkülerini koruma azmiyle yürüdü. Bilinmeyen bu esaret anları, onun sessizce göğüslediği, tarihe yazılmamış en büyük kahramanlık destanını oluşturur.
5 KASIM 1979: SON NEFES, EBEDİ NİŞAN
5 Kasım 1979 Pazartesi. Ankara’nın az ötesinde, Polatlı yakınlarında, hain plan nihayete erdirildi. Attila Şahin, zorla götürüldüğü ıssız topraklarda, devrimci solcu-komünist militanların kurşunlarıyla yere düştü. Oysa o an, düşman bir hayatı söndürdüğünü sansa da, Attila Şahin 18 yıllık kısa ama destansı ömrünü, davasına adanmışlığının en yüksek nişanı olan ŞEHADETLE taçlandırdı. O, bir kayıt numarası, bir isim, bir tarih olmaktan çıktı; Anadolu’nun kutsal topraklarına ebediyen canını veren sönmez bir meşale oldu.
"Bazıları yatarak, bazıları koşarak, bazıları ise son kurşuna yürüyerek ülkesine hizmet eder. Ülkücü Şehit Attila Şahin’in hatırası, adanmışlığın en yüksek bedeli olarak sonsuza dek kalbimizde yanacaktır."