"Bazı hayatlar sadece nefes almakla değil, karanlığın ortasında tutulan o son onurlu duruşla ölçülür."
FATSA'NIN IŞIĞI VE KARANLIK GÜNLER
Selahattin Vergili... O, Ordu’nun verimli topraklarında, Fatsa’da dünyaya gelmişti; tıpkı o topraklar gibi köklü, tıpkı o deniz gibi vakur. Ailesi ile birlikte, basit ama onurlu bir hayat sürerken, kaderin en zorlu sınavı kapılarını çalmak üzereydi. Ancak 1979 yılının gölgeleri Fatsa’nın üzerine düşmüştü. Kanlı bir terör örgütü, devrimci solcu-komünist ideolojinin zulüm pençesiyle şehri boğuyor, kendilerinden olmayan her nefesi susturmaya ant içmişti.
HAYATI: OBJEKTİF ARKASINDAKİ DİRENİŞ
Mesleği fotoğrafçılıktı. O, hayatın en değerli anlarını, en saf gülümsemeleri objektifinden yakalayan bir sanatkârdı. Ancak objektifinin arkasındaki sadece ışık ve gölge değildi; aynı zamanda memleketinin üzerindeki zulmü, adaletsizliğin çarpık yüzünü de görüyordu. Selahattin Vergili, Ülkücü duruşuyla, bu karanlığa boyun eğmeyen, sarsılmaz bir vicdanın sesiydi. Zulüm kol gezerken, o elindeki fotoğraf makinesiyle değil, kalbindeki inançla bir direniş öyküsü yazıyordu.
05 KASIM 1979: BOYUN EĞMEYEN SON YÜRÜYÜŞ
Karanlığın en yoğun olduğu, ihanetin kol gezdiği o meşum gün: 05 Kasım 1979. Selahattin Vergili, bilinciyle ve kararlılığıyla, Fatsa’nın kan gölüne dönmüş sokaklarında yürüyordu.
Olay Günü’nün dehşeti, tarihin kuru satırlarında detaylandırılamayacak kadar vahşidir. Ancak o an, bir fotoğraf karesi gibi zihnimize kazınmıştır: Zorbalık karşısında eğilmeyi reddeden bir adamın son yürümesi. Terör örgütünün infaz timleri, kendilerinden olamayan, tehditlerine boyun eğmeyen bu ‘Ülküdaşımızın’ önünü kesmişlerdi. O an, bir pazarlık, bir kaçış ya da bir geri adım atma anı değildi. O, inancının en saf haliyle, zorbalığın ateş çemberine, başı dik olarak yürümeyi seçti.
ÖLÜMSÜZLÜĞÜN MÜHRÜ: ŞEHADET
Sözlerin bittiği, mermilerin konuştuğu an gelmişti. Kendisini kuşatan karanlığa karşı tek kalkanı, onuru ve imanıydı. Düşmanları, onun cesaretine ve sarsılmaz duruşuna kurşunlarla karşılık verdi.
05 Kasım 1979’da Ordu-Fatsa’da, Selahattin Vergili, sadece bir bedenin değil, bir idealin şehidi oldu. O, fotoğrafçısı olduğu hayatı, uğruna canını verdiği inancıyla mühürledi. Onun şehadeti, kuru bir ölüm bilgisi değil; zalimin gücünün bittiği, kahramanın ebediyete yükseldiği anın destanıdır.
"Selahattin Vergili artık sadece bir isim değil, Fatsa’nın terörle sınandığı o günlerde, hürriyetin bedelini ödeyenlerin kalbine kazınan sarsılmaz bir yemindir."