EKİM AYI ŞEHİTLERİ | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET ALİ ÖZKAN 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BAYRAM BAYRAKTAR 16 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL BEŞİKTAŞ 16 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ EROL TÜRKMEN 16 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TEVFİK SEÇİLMİŞ 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ŞAHİN 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET REMZİ ASLANGÖZ 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MİTHAT YAŞAR 17 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CENGİZ ÖZDEMİR 17 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BEKİR ÇİFTER 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YILMAZ TAŞKIN 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT HALİT AVCI 18 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞAHİN EKERBİÇER 18 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SELAHATTİN FARUK SEVİNÇ 19 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İSMAİL İKİZ 19 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ERDAL VAHAPOĞLU 19 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ OSMAN AĞAR 19 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HİDAYET SERT 20 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YALÇIN BORA 20 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEYFİ GÜLER 20 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ABDULKADİR KARAKİMSELİ 20 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İBRAHİM YARALI 20 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ EROL GOCUK 20 EKİM 1979 | ARSLAN DEMİR 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ RIZA BELDÜZ 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ERDAL ÇOR 21 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET TEVFİK PAMPAL 22 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CUMA KARABULUT 22 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSEYİN YAVUZ 22 EKİM 1993 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HİKMET YILDIRIM 23 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAMER ÖZDEMİR 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT ŞERAFETTİN KARCI 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AYHAN İNAL 24 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÖMER ATILGAN 26 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MİTHAT BOZKURT 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ABDULBAKİ ÖZSİMİTÇİ 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YAŞAR BOSTANCI 26 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİL YAVUZ 27 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ İRFAN GÜVERCİN 27 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÖMER FARUK ÖZKAN 27 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AZİZ(ABDULAZİZ) KARABAĞ 27 EKİM 1992 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET YİĞİT 28 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİS ÖZTÜRK 28 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET KURNAZ 29 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET SALİH GÜÇLÜ 30 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞENER KAMİL ÖZTÜRK 30 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSEYİN ÇELİK 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİŞÜKRÜ HOŞCAN 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA HAYAT 31 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEZAİ GÜNDOĞDU 1 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ALEMLİOĞLU 1 EKİM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALAATTİN GÜNDÜZ 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET ÇELİK 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CİHAN BUDAK 2 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET METİN OLGAÇ 3 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ RECEP HAŞATLI 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA HAŞATLI 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HÜSNÜ TEPE 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ADNAN ÇETİN 3 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ BAYRAM BULUT 4 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAHİR FİDAN TEK 4 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HALİL BAYBARS 5 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SEZAİ GÜNGÖR 5 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET YOLAÇ 5 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HABİB DURMUŞ 5 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ NURETTİN DURMUŞ 5 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA AYDIN 6 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AKIN ATALAY 7 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMALETTİN GÜÇLÜ 7 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ŞERAFETTİN AKBAŞ 7 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ARSLAN BAYSAL 8 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ YUSUF YEKELER 8 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CEVAT ŞAHİN 8 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA PEHLİVANOĞLU 8 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KAMİL SUNCAK 9 EKİM 1976 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ALİ ÜREN 10 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TAHİR ÖZYAZGAN 10 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SÜLEYMAN TÜMAY 10 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL TAŞÇIOĞLU 11 EKİM 1975 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN SARIKAYA 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ TACETTİN KÖSRETAŞ 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ CELAL DEMİR 11 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ SELAMİ DURMUŞ 11 EKİM 1981 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ADNAN ÜNVER 11 EKİM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET PEKTAŞ 11 EKİM 1995 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ ZEKİ ŞİRELİ 12 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MEHMET SALİH DURMAZ 13 EKİM 1979 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MESUT YERGİN 14 EKİM 1977 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ KEMAL ÖZDEMİR 14 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA İŞLER 15 EKİM 1980 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ AHMET TOPAL 16 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ HASAN ELALDI 16 EKİM 1978 | TÜRK MİLLİYETÇİSİ MUSTAFA BARAN 16 EKİM 1979 | EKİM AYI ŞEHİTLERİ

ÜLKÜCÜ ŞEHİT YUSUF YAVUZ

TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT YUSUF YAVUZ
  • ŞEHİT OLDUĞU TARİH: 4 KASIM 1991
  • ŞEHİT EDİLDİĞİ YER: NİĞDE
  • DOĞDUĞU YER: NİĞDE
  • MESLEĞİ: BELİRTİLMEMİŞ
PAYLAŞ f 𝕏 W

🕊️ RUHUNA FATİHA VE YASİN OKU

Şehidimizin aziz ruhu için aşağıdaki duaları dinleyebilirsiniz.
Başlattığınız an "Okundu" sayısına işlenecektir.

📖
FATİHA SURESİ Şimdiye kadar 1 kişi okudu
📖
YASİN SURESİ Şimdiye kadar 1 kişi okudu

"Bir dava adamı, bedeni kırılsa bile ruhundaki yemini asla bozmaz. Onun şehadeti, en uzun süren yalnızlığın sonunda gelen zaferdir."

KİMLİĞİ VE İLK VURULUŞ: NİĞDE’NİN KAHRAMANI

Niğde’nin bereketli topraklarında 1945 yılında filizlenen, adı ülkü ve adanmışlıkla anılan yiğit bir isimdi Yusuf Yavuz. Hayatının ilk nefesini aldığı bu şehir, aynı zamanda en son vedasına da şahitlik edecekti. O, henüz gençliğinin baharında, hakikatin peşinden yürümenin bedelini ödemeye hazır bir ülkü neferiydi.

Mesleği kayıtlarda yazılı değildi, zira o dönemde onun gibi neferlerin tek mesleği vardı: Dava Adamlığı. Ne var ki, ülkenin üzerine Eylül'ün soğuk ve karanlık gölgesi düştüğünde, Yusuf Yavuz da o kahpe zulmün hedefi oldu.

ATEŞTEN GÖMLEK: CEZAEVİ VE KAYIPLAR

O’nu parmaklıklar ardına atanlar, sadece bedenini hapsetmeye çalıştılar; oysa Yusuf’un ruhu göklere yazılıydı. Diğer binlerce arkadaşı gibi, o da inancının kalesini zindanlarda bile dimdik ayakta tuttu. Ancak bu destansı direnişin ağır bir bedeli vardı. Cezaevinde kaldığı süre boyunca, hayat arkadaşından da ayrıldı. O, davası uğruna sadece özgürlüğünü değil, yuvasını ve en büyük destekçisini de geride bırakmak zorunda kaldı. O, artık sadece davanın malıydı.

KADERİN EN AĞIR SINAVI VE ALTI YIL SÜREN YALNIZLIK

Özgürlüğüne kavuştuğunda, sanki çileleri bitmiş gibi görünüyordu. Ne var ki, Takdir-i İlahi O’na daha ağır bir imtihan hazırlamıştı. Yaşadığı elim bir trafik kazası sonucu, bedeni zincirlendi; kahraman felç oldu. O, artık yürüyecek ayaklara sahip değildi; ama ruhu asla diz çökmedi.

Bir inanan, bir dava adamı, bu çileyi tek başına mı çekmeliydi? Hayır. Ama ne yazık ki, Yusuf Yavuz’un kaderi, ağır ve sessiz bir kimsesizlikle örüldü. Tam altı uzun yıl boyunca, felçli haliyle tek başına mücadele etti. Bu altı yıl, bir şehadet anından daha zorluydu; çünkü bu, unutulmuşluğun ve ilgisizliğin ağır ağır öldürdüğü bir kahramanlık hikayesiydi. Onun varlığından, adanmışlığının büyüklüğünden, o yıllarda haberdar olan olmadı.

YUSUF YAVUZ’UN VEDA DESTANI: KİMSESİZİM

Fakat Yusuf Yavuz, sesini duyurmayı başardı. Acısını, umudunu ve kırgınlığını dizelere döktü. Kimsesizliğin zirvesindeyken yazdığı o şiir, sadece bir yakarış değil, vefayı unutanlara bırakılmış bir ders niteliğindeydi:

"Çaresizim, kimsesizim, kaldım hastanelerde...

...Bu şiirim kalsın, dostlarıma benden hediye."

Yaz Yusuf, yaz! O, acısını mühürleyerek, son nefesinden önce davasına bir miras bıraktı. O, yatağında yatan bir hasta değil; fedakârlığıyla baş başa bırakılmış, son görevini kalemiyle icra eden bir komutandı.

ANKARA’DA SON NEFES VE GEÇ GELEN VEDA

Rahatsızlığı dayanılmaz bir seviyeye ulaştığında, Yusuf Yavuz, bir umut ışığı arayışıyla Ankara’ya geldi. Hastane hastane mekik dokudu; bu mekik, acının ve kimsesizliğin dokuduğu bir kefendi. Bir Ülküdaşının vefakar eşinin son anda durumu fark edip haber vermesiyle, yıllardır suskun kalan vicdanlar uyandı.

Ancak vakit, artık merhemlerin yetişemeyeceği kadar geç kalmıştı.

Yusuf Yavuz, 4 Kasım 1991 tarihinde, gece saat 01.45’te, Niğde’den başlayıp Ankara’da son bulan yalnızlık ve adanmışlık yolculuğunu tamamladı. O’nun şehadeti, cephede aniden düşen bir kurşunla değil; davasına duyduğu büyük sadakat ve bu sadakatin getirdiği büyük yalnızlık sonucu, altı yıllık ağır bir imtihanın ardından gerçekleşti. O, fiziken felçli olsa da, ruhu son ana kadar ülkülerine sadık kaldı ve Yüce Rabbine yürüdü.

EŞSİZ ŞEHADET

Yusuf Yavuz, zulmün ve unutulmuşluğun kurbanı olarak Hakk’ın rahmetine kavuştu. Onun hikayesi, sadece bir ölüm değil, ülkü uğruna bedenin, yuvanın ve sağlığın nasıl feda edildiğinin, sonra da en büyük çilenin sessizlik olduğunun en dokunaklı kanıtıdır. O, davasına adadığı ömrüyle, Ülkücü Şehitler kervanına ismini altın harflerle yazdırdı.

"Kimi şehit, kurşunla ölür; kimi şehit ise, vefasızlık ateşiyle. Yusuf Yavuz’un mirası, geride kalanlara düşenin dostu olma mecburiyetini yükleyen ebedi bir vicdan borcudur."

← Ana Sayfaya Dön