"Bazı fedakarlıklar kurşunla değil, vazgeçilmeyen bir dava uğruna çıkılan yolun azmiyle yazılır."
KİMLİĞİ VE BÜYÜK YEMİN
Uşak’ın azmiyle Osmaniye’nin çileli topraklarında, 1954 yılında bir ruh doğdu. O ruh, Adil Kalay’dı. On kardeşin içinden sıyrılan, zorluğa yabancı olmayan bu yiğit, hayatını okumak ve adanmak üzerine kurdu. İmkanların kısıtlı, hedeflerin ise gökyüzü kadar yüksek olduğu bir çağda, o karanlıkları ilmin ışığıyla yenmeyi seçti. Gaziantep Eğitim Enstitüsü’nün kapısından girerken sırtındaki yük ağırdı; hem çalışıyor hem okuyor, kendi geleceğini ilmek ilmek işliyordu. O, sadece bir öğrenci değil, fedakârlığın ateşle büyüyen bir fidesiydi.
ADANMIŞLIĞIN ŞÖVALYESİ
Ancak Adil Kalay’ın görevi sadece bilgi aktarmakla sınırlı kalmadı. Edindiği her harf, omuzlarına yeni bir sorumluluk yüklüyordu. O, karanlık ve ayrıştırıcı bir dönemin kalbinde, ÜLKÜ-BİR Osmaniye şubesinin başkanı olarak sancağı eline aldı. Mesleği gereği Öğretmen unvanını taşıyan bu kahraman, gençliğin geleceğine rehberlik etmek, vatan sevgisini yüreklere nakşetmek için dur durak bilmeden çalıştı. O, kelimeleriyle öğreten, duruşuyla yön veren bir davanın yılmaz şövalyesiydi. Yıl 1979’u gösterirken, onun adanmışlığı artık bir yaşam biçimi haline gelmişti.
BAYRAM VE SON VAZİFE
Takvimler 03 Kasım 1979’u gösteriyordu. Kurban Bayramı'nın tüm yurtta coşkuyla yaşanması gereken bu mukaddes günde, Adil Kalay için bayramlaşma, sadece aile saadeti değil, ülküdaşlarıyla omuz omuza duruşun bir nişanesiydi. O, dinlenmeyi reddederek, kardeşliği pekiştirmek için yollara düştü.
Yanında, MHP Osmaniye Gençlik Kolları Başkanı Ömer Bozkurt vardı; aynı yeminle yürüyen, aynı ideale bağlı iki cesur yürek. Amaçları belliydi: Gaziantep ve ilçelerindeki ülküdaşlarıyla bayramlaşmak, moral ve birlik köprüsü kurmak. Bu, sıradan bir ziyaret değil, 1979'un o fırtınalı günlerinde, adanmışlığın en yüksek perdeden ilanıydı.
KADERİN KARŞILADIĞI YOL
Onlar, kardeşlik ve iman ateşiyle yola çıkmışlardı, fakat kaderin planı başkaydı. Osmaniye topraklarında ilerlerken, vazifenin kutsallığıyla dolu o yol, ansızın onların şehadet mekanı oldu. Bir anlık sarsıntının, bir yol kazasının karanlık perdesi, iki liderin üzerine kapandı. Arabaları takla attı.
Ne bir geri çekilme, ne bir tereddüt anı yaşandı. Onlar, tam da görevlerini ifa ederken, vatanları ve idealleri için yolda mücadele ederken Hakk'a yürüdüler. O gün, iki can aynı anda, aynı ülkü uğruna verdikleri çabanın nişanesi olarak şehit oldular. Adil Kalay ve Ömer Bozkurt, bayram coşkusunu, Anadolu’nun kalbinde sonsuzluğa taşıyan iki kutup yıldızı oldu.
"O gün, Anadolu'nun sarsılmaz iradesini bayramlaşma yolunda kanıyla mühürleyen iki yiğit, geride ebedi bir ders bıraktı."