"Vatanın gölgesi düştüğü zaman, ne bir ocak ne de bir yaş hesap edilir; geriye sadece sönmeyen bir iman kalır."
ADANMIŞLIĞIN HASAT ZAMANI
Hasan Korkmaz... Bu isim, Adana’nın İmamoğlu ilçesine bağlı Sevinçli Köyü’nün bereketli topraklarında kök salmış, 45 yıllık ömrüne sarsılmaz bir inancı sığdırmış bir çınarın adıydı. O, sıradan bir esnaf olmanın ötesinde, toprağına, bayrağına ve davasına derinden bağlı bir millet sevdalısıydı. Köyünde işlettiği kahvehane, sadece bir ekmek teknesi değil; aynı zamanda milli duruşun, ülkücü sohbetlerin ve sarsılmaz bir imanın otağıydı.
OCAK VE MİRAS
45 yıllık hayatına onurla büyüttüğü 10 evladı sığdıran Hasan Korkmaz, ailesinin sadece geçimini sağlamakla kalmadı, onlara en büyük mirası bıraktı: Ülkücü duruşu ve Milliyetçi Hareketin sancağını taşıma onurunu. Korkmaz ailesi, siyasi kimliğini cesaretle ve açıklıkla beyan eden, davasına adanmış bir soydu. Bu adanmışlık, ailenin genç neferinde, oğlu Süleyman Korkmaz’da zirveye ulaşmış, Süleyman, o zorlu yıllarda Ülkücü İşçiler Derneği Adana Şubesi’nin başkanlığını üstlenerek, babasından aldığı meşaleyi göğsünde taşımıştı. Hasan Korkmaz’ın kahramanlığı, ocağında yanan iman ateşinin kendisiydi.
EKMEK TEKNESİNİN ALIN YAZISI
Takvimler 2 Kasım 1975’i gösterdiğinde, Adana’nın üzerinden hainliğin ve karanlığın soğuk gölgesi geçti. Hasan Korkmaz, yıllardır rızkını kazandığı, vatan sevgisinin sessizce fısıldandığı o mütevazı mekânın, kahvehanesinin önündeydi. O gün, devrimci solun komünist fidanları, bir milleti bir arada tutan değerlere, aileye, helal kazanca ve imana kurşun sıkmaya karar verdi. Hedefleri, sıradan bir esnafı değil, Adana’da davanın sembolü haline gelmiş sarsılmaz bir iradeyi susturmaktı.
SON DURUŞ VE ŞEHADET
Hain saldırı, en onurlu mekânında, ekmek teknesinin eşiğinde gerçekleşti. Devrimci solcu katiller, kahvehanenin önünde, bu destansı babayı ve yılmaz ülkücüyü hedef aldılar. Hasan Korkmaz, geri adım atmadan, inancının kalesi önünde dimdik durdu. Ona sıkılan kurşun, doğrudan alnını hedef aldı.
O an, sadece 45 yıllık bir ömür sona ermedi; Hasan Korkmaz, 2 Kasım 1975’te Adana topraklarına kanını akıtarak, davasının ölümsüzlük mührünü vurdu. Onlar, bir esnafı öldürdüklerini sandılar; oysa ki, 10 çocuğuna onurdan örülmüş, Adana’dan yükselen ve tarihe kazınan bir kahramanlık destanı bıraktılar. Hasan Korkmaz, inancının bedelini canıyla ödeyerek, şehitler kervanına adını altın harflerle yazdırdı.
"Toprağa düşen her yiğit, gök kubbede yankılanan bir yemindir. Hasan Korkmaz, imanın kahvehanesinde şehit düştü ve sonsuza dek milletin rızık kapısı oldu."