"Bazı insanlar sadece yaşamazlar; onlar, inandıkları davanın bedelini ödemek için doğarlar ve geride devasa bir sadakat destanı bırakırlar."
KİMLİĞİ VE EBEDİ ADRESİ
O, sadece bir isim değildi; o, 1 Kasım 1979 tarihine kazınmış bir kahramanlık mührüydü. Adı: HIZIR MEHMET EKMEKÇİ. Şehadet mekanı, onun yüreğinin ve köklerinin atıldığı topraklardı: KAHRAMANMARAŞ. O, kaderini vatanının kalbine mühürlemiş, asil bir ülkücüydü. Kahramanmaraş’ın o zorlu, yiğitler yatağı Andırın ilçesi, onun hem doğum hem de son makamına ev sahipliği yaptı.
ORMANIN VE İDEALİN MÜHENDİSİ
Hızır Mehmet Ekmekçi, hayatını sadece teorilerle değil, bizzat toprakla, doğayla ve milletinin geleceğiyle yoğurmuştu. Onun mesleği, bir ömür adadığı ORMAN MÜHENDİSLİĞİ idi. O, ağacı toprağa kök salarken, davasının fidanlarını da zihinlere ekmeyi ilke edinmişti. Emekli olmasına rağmen, davasından asla emekli olmadı. Onun için hizmet, maaş defterinin kapandığı yerde biten bir görev değil, son nefesine kadar süren şerefli bir yemindi. O, Anadolu’nun sadece coğrafyasını değil, manevi dokusunu da korumak için yürüdü.
FEDAKÂRLIĞIN BAYRAM ZİYARETİ
Takvimler 1 Kasım 1979’u gösterirken, ülkede fitne rüzgârları esiyordu. Ancak bu karanlık günlerde bile Hızır Mehmet Ekmekçi’nin yüzü, insana ve toprağa dönüktü. O, memleketi Andırın’ın Anacak köyüne, bayramlaşmak, eli öpmek ve halkıyla kucaklaşmak üzere gelmişti. Bayram, birlik ve esenlik demekti; fakat o gün, onun için son ve en yüce görevin başlangıcı oldu.
1 KASIM 1979: SON DİRENİŞ
O, milletinin huzuru için köyüne dönmüştü, ancak ülkülerinin düşmanları pusudaydı. Anacak köyünde, huzurun en masum anında, komünist militanların kurduğu alçak bir pusu ile karşılaştı.
O anın detayları, mücadele anının sertliği ve kahramanın son duruşu, tarihin o sisli sayfasında gizlidir. Ancak bir gerçek apaçık ortadadır: Orman Mühendisi Hızır Mehmet Ekmekçi, inancının bedelini ödemekten bir an bile çekinmedi. Tek başına, silahsız ve sadece imanıyla donanmış halde, karanlık ideolojinin karşısında durdu. O, atılan her kurşunun, sadece kendi bedenine değil, savunduğu kutsal değerlere sıkıldığını biliyordu.
Hızır Mehmet Ekmekçi, vatan toprağını ve milli ülküleri savunma bilinciyle dimdik ayakta dururken, alçakça kurşunlanarak ŞEHİT EDİLDİ. O, bayramı sevdikleriyle kutlamak için gelmişti; ancak ebedi bayramına, ülküdaşları için tuttuğu şanlı bir nöbetin sonunda ulaştı.
EBEDİYET MAKAMI
Onun cenazesi, uğruna şehit düştüğü, her bir ağacını ve taşını bildiği memleketinde, Kahramanmaraş’ın şerefli toprağına emanet edildi. Hızır Mehmet Ekmekçi, görevinden emekli olabilir; ancak ruhu ve adı, ülkücü hareketin hafızasında ve adanmışlığın en yüce destanında sonsuza dek nöbet tutmaya devam edecektir.
"O gün, sadece bir mühendis düşmedi toprağa; o gün, bir ülkücünün kanı, bayramı hüzne, fedakârlığı ise tarihin en onurlu dersine dönüştürdü."