"Bazı insanlar doğdukları yerin adıyla değil, uğruna can verdikleri davanın adıyla anılırlar. HASAN KARAMANOĞLU da, karanlığa bir ışık, fedakârlığa ise mühür olmuştur."
KİMLİK VE VAROLUŞUN SIRRI
O, tarihin en çetin dönemeçlerinden birinde, inancını can pahasına savunan yiğitler safında yerini alan bir isimdi: ÜLKÜCÜ ŞEHİT HASAN KARAMANOĞLU. Hangi toprağın onu ilk kez nefesle buluşturduğu, kayıtların derinliklerinde bir sır perdesi olarak kalsa da (DOĞDUĞU YER bilgisi tarihe not düşülmemiştir), bu durum onun davasına olan bağlılığını zerre kadar azaltmamıştır. O, fiziki bir mekândan çok, adanmışlık ruhundan doğmuş bir kahramandı.
İSTANBUL’DA BİR İMAN KALESİ
HASAN KARAMANOĞLU, İstanbul gibi büyük bir şehrin kalabalığında, Gaziosmanpaşa Adem Yavuz Caddesi’nde, mütevazı bir hayatın onurlu mücadelesini veriyordu. MESLEĞİ: ESNAF/BAKKAL. Onun işyeri, sadece ekmeğini kazandığı bir dükkân değil; aynı zamanda değerlerini koruduğu, duruşunu sergilediği bir kale, bir sığınaktı. Soğuk ve gergin 1980 yılının siyasi fırtınası sokakları kasıp kavururken, o, sebatla bakkallık tezgâhının ardında durdu; dürüstlüğün ve inancın nöbetini tuttu.
O KARANLIK GÜN: KALLEŞ TUZAK
Tarihler 01 KASIM 1980’i gösteriyordu. İstanbul, yaklaşan büyük fırtınanın sessizliğini yaşıyordu. Hasan Karamanoğlu, her zamanki gibi işinin başındaydı. Saatler 11.30 sıralarını vurduğunda, kahramanlığın sessizce sınandığı an geldi çattı.
Düşman, açıkça karşı karşıya gelme cesaretini gösteremedi. Onlar, en iğrenç yolu, ihaneti seçti. İşyerine müşteri kılığına girerek sızan iki komünist militan, vicdan ve şeref nedir bilmez bir alçaklıkla, savunmasız durumdaki Hasan Karamanoğlu’nu hedef aldı.
SON NEFES VE DESTANIN BAŞLANGICI
O an yaşananlar, tarihin karanlık sayfalarına haysiyetsizliğin mührü olarak kazındı. Hasan Karamanoğlu, aldatılarak, hain bir pusuyla vuruldu. Tek bir kelime dahi etmesine, belki de son bir direniş göstermesine fırsat tanınmadan, kurşunlanarak şehit edildi. O, bir esnaf olarak günlük mesaisini yaparken, aslında en büyük vazifesini ifa ediyordu: İnancının bedelini canıyla ödüyordu.
HASAN KARAMANOĞLU, 01 KASIM 1980’de, Adem Yavuz Caddesi’ndeki o bakkal dükkânında bedenen düşmüş olsa da, ruhu ebediyete yükseldi. Onun kanı, ideallere sadakatin en yüce tanıklığı oldu ve şehadeti, adı bilinmeyen bir mekândan gelip, adanmışlığın sembolü olarak İstanbul’u kucakladı. O, korkunun değil, kararlılığın timsali olarak yaşadı ve öldü.
"Hasan Karamanoğlu’nun tezgâhının ardında vurduğu son kurşunlar, basit bir esnafın değil, davasına sırt çevirmeyen bir kahramanın mühürlenmiş destanının başlangıcıdır. Tarih; onu, ekmeği uğruna değil, Ebedi Hakikati uğruna ölenlerden sayar."