OSMANLI’NIN SON DÖNEMİNE DAMGA VURAN ASKER VE DEVLET ADAMI: CEMAL PAŞA-Yunus Buğra YILMAZ
Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminde, devletin kaderini tayin eden en kritik yapı hiç şüphesiz İttihat ve Terakki Cemiyeti’dir. Bu cemiyetin ve dönemin askeri-siyasi vizyonunun tepe noktasını oluşturan "Üç Paşalar" (Enver, Talat ve Cemal Paşalar) triumvirasının en dikkat çekici figürlerinden biri ise Cemal Paşa'dır. Gerek idari yetenekleri gerek Suriye genel valiliği dönemindeki katı yönetimi gerekse de ömrünün trajik bir suikastla noktalanması, onu yakın tarihin en çok tartışılan ve incelenen şahsiyetlerinden biri kılmıştır.
OSMANLI’NIN SON DÖNEMİNE DAMGA VURAN ASKER VE DEVLET ADAMI: CEMAL PAŞA
Yunus Buğra YILMAZ
Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminde, devletin kaderini tayin eden en kritik yapı hiç şüphesiz İttihat ve Terakki Cemiyeti’dir. Bu cemiyetin ve dönemin askeri-siyasi vizyonunun tepe noktasını oluşturan "Üç Paşalar" (Enver, Talat ve Cemal Paşalar) triumvirasının en dikkat çekici figürlerinden biri ise Cemal Paşa'dır. Gerek idari yetenekleri gerek Suriye genel valiliği dönemindeki katı yönetimi gerekse de ömrünün trajik bir suikastla noktalanması, onu yakın tarihin en çok tartışılan ve incelenen şahsiyetlerinden biri kılmıştır.
1. Gençlik Yılları ve İttihat ve Terakki’ye Giriş
Ahmet Cemal, 1872 yılında Midilli’de doğdu. Askeri bir aileden gelmesinin de etkisiyle Kuleli Askeri İdadisi ve ardından Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun’u (Askeri Mühendis Okulu) bitirerek Osmanlı ordusuna katıldı. 1895 yılında kurmay yüzbaşı olarak mezun olduktan sonra, İmparatorluğun kalbinin attığı Rumeli bölgesinde görevlendirildi.
Rumeli’deki görevi sırasında, II. Abdülhamid yönetimine muhalif olan ve meşrutiyeti yeniden ilan etmek isteyen genç subayların kurduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdi. Kısa sürede cemiyetin askeri kanadındaki en nüfuzlu isimlerden biri haline geldi ve 1908 yılında II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinde aktif rol oynadı.
2. Devlet Kademesinde Yükselişi ve İdari Başarıları
Meşrutiyet'in ilanından sonra Cemal Paşa, devletin en zorlu ve kriz bölgelerinde valilik görevlerini üstlenerek idari dehasını kanıtladı:
• Adana Valiliği (1909): Adana'da patlak veren Ermeni isyanları ve çatışmalarının ardından bölgeye vali olarak atandı. Burada düzeni sert ama adil bir şekilde sağladı; hem Müslüman hem de Ermeni unsurlardan suçlu görülenleri cezalandırarak bölgede asayişi yeniden tesis etti.
• Bağdat Valiliği (1911): Irak bölgesindeki aşiret isyanlarını bastırmak ve merkezi otoriteyi güçlendirmek adına önemli reformlar gerçekleştirdi.
• İstanbul Muhafızlığı (1913): Bab-ı Ali Baskını ile İttihat ve Terakki’nin iktidarı tamamen ele geçirmesinin ardından İstanbul Muhafızı (Sıkıyönetim Komutanı) oldu. Şehirdeki muhalefeti sindirmek ve asayişi korumak adına demir yumruk politikasını başarıyla uyguladı.
"İmparatorluğun selameti, ordunun disiplini ve merkezin otoritesinin sarsılmaz gücüne bağlıdır." — Cemal Paşa'nın devlet yönetimindeki katı merkeziyetçi felsefesi.
3. I. Dünya Savaşı, Bahriye Nazırlığı ve Suriye Valiliği
1914 yılında Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) olan Cemal Paşa, Osmanlı ordusunun modernleşmesi için büyük çaba sarf etti. Ancak onun askeri kariyerinin en zirve ve en çok tartışılan dönemi, I. Dünya Savaşı'nda 4. Ordu Komutanlığı ve Suriye-Hicaz Genel Valiliği görevine getirilmesiyle başladı.
Süveyş Kanalı Seferleri
Cemal Paşa, Mısır’ı İngiliz işgalinden kurtarmak amacıyla 1915 ve 1916 yıllarında iki büyük Kanal Harekatı düzenledi. Lojistik imkansızlıklar, çöl şartları ve susuzluk nedeniyle bu harekatlar başarısızlıkla sonuçlandı.
Suriye'deki Katı Yönetimi ve Arap İsyanı
Suriye’de bulunduğu dönemde Fransızlarla iş birliği yaparak Osmanlı’ya karşı ayaklanma hazırlığında olan bazı Arap milliyetçilerini Beyrut ve Şam'da idam ettirdi. Bu sert tutumu nedeniyle Arap tarih yazımında "es-Saffah" (Kan dökücü) olarak anılsa da, Şerif Hüseyin liderliğindeki Arap İsyanı karşısında bölgedeki Osmanlı hakimiyetini korumak için amansız bir mücadele verdi. Aynı zamanda Suriye ve Lübnan'da yollar, okullar açarak bölgenin bayındırlığı için de ciddi yatırımlar yaptı.
4. Sürgün Yılları ve Ermeni Komitacılar Tarafından Şehit Edilmesi
Osmanlı İmparatorluğu’nun I. Dünya Savaşı'ndan mağlup ayrılması ve Mondros Mütarekesi'nin imzalanması üzerine, Cemal Paşa diğer İttihatçı liderlerle birlikte 1-2 Kasım 1918 gecesi bir Alman denizaltısıyla yurt dışına çıkmak zorunda kaldı.
Yurt dışındaki sürgün yıllarında da boş durmayan Cemal Paşa, özellikle Afganistan ordusunun modernizasyonu ve İngiliz emperyalizmine karşı Orta Asya'da Müslüman unsurların teşkilatlandırılması için büyük çaba sarf etti. Bu amaçla Sovyet Rusya ile de diplomatik temaslarda bulundu.
Ancak İttihatçı liderleri hedef alan Ermeni Taşnak Komitesi, Nemesis Operasyonu adı verilen gizli bir suikast dalgası başlatmıştı. Talat Paşa ve Sait Halim Paşa’nın ardından hedef Cemal Paşa oldu.
21 Temmuz 1922 tarihinde, Afganistan seyahatinden dönerken uğradığı Gürcistan'ın Tiflis şehrinde, yaverleri Süreyya ve Nusret beylerle birlikte iki Ermeni suikastçı (Karakin Lalayan ve Sergo Vartanyan) tarafından sokak ortasında kalleşçe silahlı saldırıya uğrayarak şehit edildi. Naaşı daha sonra Erzurum’a getirilerek Karskapı Şehitliği’ne defnedildi.
Cemal Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nun en fırtınalı döneminde sorumluluk almış; milliyetçi, enerjik ve vizyoner bir devlet adamıydı. Suriye'deki askeri başarısızlıkları ve katı idari yöntemleri eleştirilse de, devletin bekası için ömrünün son anına kadar cepheden cepheye koşmuştur. Ömrünü Türk-İslam coğrafyasının bağımsızlığına adayan Paşa, Ermeni terör örgütlerinin haince saldırısı sonucu şehit düşerek Türk tarihindeki saygın ve trajik yerini almıştır.