BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ’NİN KURUCUSU SULTAN TUĞRUL BEY: SİYASİ, ASKERİ VE DİNİ LİDERLİĞİ ÜZERİNE AKADEMİK BİR DEĞERLENDİRME -Haytaoğlu Yunus Buğra YILMAZ
Oğuzların Üçok koluna mensup Kınık boyundan gelen Selçuklu Hanedanı, XI. yüzyılın ilk yarısında Yakındoğu siyaset sahnesine çıkarak İslam dünyasının kaderini kökten değiştiren bir imparatorluk kurmuştur. Bu imparatorluğun mimarı ve ilk sultanı olan Tuğrul Bey (Tuğrul b. Mikail b. Selçuk), Ceyhun ile Akdeniz arasındaki geniş coğrafyada Türk hakimiyetini tesis etmiş; Gazneliler, Büveyhiler ve Bizans İmparatorluğu gibi dönemin majör güçlerine karşı kazandığı başarılarla Türk-İslam tarihinin yönünü tayin etmiştir. Bu makalede Tuğrul Bey’in askeri yeteneği, siyasi dehası, Abbasî Hilafeti ile ilişkileri ve devlet teşkilatlanmasındaki rolü ele alınacaktır.
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ’NİN KURUCUSU SULTAN TUĞRUL BEY: SİYASİ, ASKERİ VE DİNİ LİDERLİĞİ ÜZERİNE AKADEMİK BİR DEĞERLENDİRME
Haytaoğlu Yunus Buğra YILMAZ
Giriş
Oğuzların Üçok koluna mensup Kınık boyundan gelen Selçuklu Hanedanı, XI. yüzyılın ilk yarısında Yakındoğu siyaset sahnesine çıkarak İslam dünyasının kaderini kökten değiştiren bir imparatorluk kurmuştur. Bu imparatorluğun mimarı ve ilk sultanı olan Tuğrul Bey (Tuğrul b. Mikail b. Selçuk), Ceyhun ile Akdeniz arasındaki geniş coğrafyada Türk hakimiyetini tesis etmiş; Gazneliler, Büveyhiler ve Bizans İmparatorluğu gibi dönemin majör güçlerine karşı kazandığı başarılarla Türk-İslam tarihinin yönünü tayin etmiştir. Bu makalede Tuğrul Bey’in askeri yeteneği, siyasi dehası, Abbasî Hilafeti ile ilişkileri ve devlet teşkilatlanmasındaki rolü ele alınacaktır.
I. Kuruluş Dönemi ve Dandanakan Zaferi (1040)
Selçuk Bey'in torunu ve Mikail'in oğlu olan Tuğrul Bey, kardeşi Çağrı Bey ile birlikte Selçuklu topluluğunun liderliğini üstlenmiştir. Horasan coğrafyasında yurt arayışında olan Selçuklular, Gazneli Sultanı Mesud ile çetin bir mücadeleye girişmiştir.
1040 yılında cereyan eden Dandanakan Meydan Muharebesi, sadece Selçuklu Devleti’nin fiilen ve hukuken kurulmasını sağlamamış, aynı zamanda Gazneli hegemonyasını çökertmiştir [1]. Zaferin ardından Nişabur’da tahta çıkan Tuğrul Bey, kendisini "Sultan-ı Muazzam" ilan etmiş ve devletin idari merkezini Horasan'a kurmuştur. Dandanakan sonrasında toplanan kurultayda alınan kararlar uyarınca fetih hareketleri planlı bir devlet politikası haline dönüştürülmüştür [2].
II. Anadolu’ya İlk Akınlar ve Pasinler Savaşı (1048)
Büyük Selçuklu Devleti, doğudaki sınırlarını emniyete aldıktan sonra batı yönlü genişleme stratejisini yürürlüğe koymuştur. Çağrı Bey'in oğlu İbrahim Yınal ve Kutalmış komutasındaki Selçuklu birlikleri, Doğu Anadolu coğrafyasına girerek Bizans ve Gürcü kuvvetleriyle karşı karşıya gelmiştir.
1048 yılında Erzurum yakınlarında gerçekleşen Pasinler Savaşı, Selçuklular ile Bizans İmparatorluğu arasındaki ilk büyük hesaplaşmadır [3]. Bu savaşta elde edilen ezici zafer:
• Bizans'ın Doğu Anadolu'daki savunma direncinin kırılmasına,
• Anadolu'nun Türk yurdu haline gelmesi sürecinin ilk ciddi adımının atılmasına,
• Bizans'ın Selçuklularla diplomatik temas kurmak zorunda kalmasına zemin hazırlamıştır.
III. Bağdat Seferi ve İslam Dünyasında Liderlik (1055)
Büveyhoğulları’nın Şii baskısı altında ezilen ve siyasi otoritesini kaybeden Abbasî Halifesi el-Kâim bi-Emrillah, Tuğrul Bey’e mektuplar göndererek kendisini ve Sünni İslam dünyasını bu baskıdan kurtarmasını talep etmiştir.
Tuğrul Bey, 1055 yılında Bağdat’a girerek Şii Büveyhi hanedanına son vermiş ve halifeyi koruma altına almıştır [4]. Bu tarihi hamle neticesinde Halife, Tuğrul Bey’e altın taç, hil’atler giydirmiş ve kendisini "Ruknü'd-Din" (Dinin Direği) ile "Mşrıkın ve Mağribin Sultanı" (Doğunun ve Batının Hükümdarı) unvanlarıyla taltif etmiştir [5]. Böylece İslam dünyasındaki siyasi ve askeri idare tamamen Türklerin eline geçmiş, hilafet makamı ise manevi otoriteyle sınırlandırılmıştır.
IV. Devlet Teşkilatı ve İdari Deha
Tuğrul Bey, göçebe Oğuz gelenekleri ile köklü İran-İslam bürokrasi geleneklerini sentezleyerek sağlam bir devlet altyapısı oluşturmuştur.
• Çift Başlı İdare/Kardeşlik Hukuku: Kardeşi Çağrı Bey ile sergilediği mükemmel uyum, devletin iç çatışmalarla bölünmesini engellemiştir (Çağrı Bey ordunun ve doğu kanadının, Tuğrul Bey ise batı kanadının ve mülki idarenin başında bulunmuştur) [6].
• Bürokrasi: Vizaret (vezirlik) makamını güçlendirerek Nizamülmülk gibi büyük devlet adamlarının yetişeceği kurumsal zemini hazırlamıştır.
• İsyanların Bastırılması: Üvey kardeşi İbrahim Yınal ve kuzeni Kutalmış’ın taht iddialarını kararlılıkla bertaraf ederek merkezi otoriteyi korumuştur.
Sonuç
1063 yılında Rey şehrinde vefat eden Sultan Tuğrul Bey, geride dağınık kabilelerden müteşekkil bir topluluğu Ceyhun'dan Akdeniz'e uzanan cihanşümul bir imparatorluğa dönüştürmüş bir miras bırakmıştır. Onun askeri vizyonu ve diplomasi dehası, Anadolu’nun Türkleşmesini hazırlayan Alp Arslan dönemi için gerekli siyasi, askeri ve ekonomik temelleri atmıştır. Siyasi gücü elinde toplayıp dini makama hürmet gösteren yönetim anlayışı, sonraki Türk-İslam devletlerinin temel idari doktrini olmuştur.
Dipnotlar
1. Kafesoğlu, İbrahim. Selçuklu Tarihi, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara, 1992, s. 45-52.
2. Köymen, Mehmet Altay. Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi: Cilt I, Kuruluş Dönemi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1989, s. 310.
3. Turan, Osman. Selçuklular Zamanında Türkiye, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2008, s. 28-31.
4. Ibnü'l-Esîr. el-Kâmil fi't-Târîh (İslam Tarihi), çev. Ahmet Ağırakça, Bahar Yayınları, İstanbul, 1991, Cilt 9, s. 412.
5. Sevim, Ali & Merçil, Erdoğan. Selçuklu Devletleri Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1995, s. 34-39.
6. Barthold, Wilhelm. Orta Asya Türk Tarihi Hakkında Dersler, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2014, s. 124-128.