HAK ARAYIŞININ EĞİLMEZ SESİ: DR. SADIK AHMET Yunus Buğra YILMAZ
Batı Trakya Türklerinin hak ve özgürlük mücadelesi denildiğinde akla gelen ilk ve en görkemli isim şüphesiz Dr. Sadık Ahmet'tir. O, yalnızca bir tıp doktoru değil; baskılara, asimilasyon politikalarına ve kimliksizleştirme çabalarına karşı göğsünü siper etmiş, ömrünü soydaşlarının hürriyetine adamış efsanevi bir liderdir.
HAK ARAYIŞININ EĞİLMEZ SESİ: DR. SADIK AHMET
Yunus Buğra YILMAZ
Batı Trakya Türklerinin hak ve özgürlük mücadelesi denildiğinde akla gelen ilk ve en görkemli isim şüphesiz Dr. Sadık Ahmet'tir. O, yalnızca bir tıp doktoru değil; baskılara, asimilasyon politikalarına ve kimliksizleştirme çabalarına karşı göğsünü siper etmiş, ömrünü soydaşlarının hürriyetine adamış efsanevi bir liderdir.
İlk Yılları ve Meslek Hayatı
Sadık Ahmet, 7 Ocak 1947 tarihinde Gümülcine’nin Sirkeli köyünde dünyaya geldi. Ankara ve Selanik’te tamamladığı tıp eğitiminin ardından memleketine dönerek cerrah olarak hizmet vermeye başladı. Mesleğini icra ederken Batı Trakya Türk azınlığının karşı karşıya kaldığı sosyo-ekonomik ve hukuki baskıları çok daha yakından gözlemleme fırsatı buldu.
O yıllarda Yunanistan yönetimi; Türklerin taşınmaz mal edinmesini, ehliyet almasını, evlerini tamir etmesini dahi engelliyor ve en önemlisi "Türk" kimliğini tamamen inkâr ediyordu. Dr. Sadık Ahmet, bu adaletsizliğe karşı sessiz kalamayacağını anlayarak beyaz önlüğünü diplomatik bir zırha dönüştürdü.
"Sadece Türk Olduğum İçin Hapse Atılıyorum"
1985 yılında Batı Trakya Türklerinin sesini dünyaya duyurmak amacıyla bir imza kampanyası başlattı. Topladığı binlerce imza nedeniyle Yunan makamlarının şimşeklerini üzerine çekti.
Takvimler 1990 yılını gösterdiğinde, bir seçim konuşmasında soydaşlarına hitaben "Türk" kelimesini kullandığı gerekçesiyle yargılandı. Mahkeme salonundaki dik duruşu, tarihe altın harflerle geçecek şu cümleyle mühürlendi:
"Sadece Türk olduğum için hapse atılıyorsam, şunu tekrarlıyorum: Türk'üm ve öyle kalacağım."
O, Selanik Hapishanesi’ne gönderilirken dışarıda binlerce soydaşının tek bir ağızdan attığı "Biz Türk'üz" çığlıkları, Batı Trakya’da bir uyanışın fitilini ateşlemişti.
Siyasi Mücadelesi ve Baraj Engeli
Hapisten çıktıktan sonra mücadelesini parlamentoya taşımaya karar verdi. 1989 ve 1990 genel seçimlerinde yüksek oylar alarak bağımsız milletvekili seçildi. Yunan parlamentosunda Türk azınlığın haklarını savunurken, Atina yönetimi bu gidişatı durdurmak amacıyla 1993 yılında seçim yasasını değiştirerek bağımsız adaylara bile %3'lük ülke barajı getirdi.
Bu engeli aşmak ve mücadeleyi kurumsallaştırmak isteyen Dr. Sadık Ahmet, Batı Trakya Türklerinin ilk ve tek siyasi partisi olan Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi'ni kurdu.
Şüpheli Bir Kaza ve Erken Veda
Dr. Sadık Ahmet, mücadelesinin en verimli döneminde, Lozan Barış Antlaşması’nın yıl dönümü olan 24 Temmuz 1995 gecesi, Gümülcine yakınlarında şüpheli bir trafik kazası sonucu henüz 48 yaşındayken hayatını kaybetti.
Ailesiyle birlikte seyahat ettiği araca bir traktörün çarpması sonucu meydana gelen bu kaza, Batı Trakya Türkleri ve tüm Türk dünyası tarafından hiçbir zaman sıradan bir kaza olarak kabul edilmedi. Suikast şüpheleri tazeliğini bugün de korumaktadır.
Dr. Sadık Ahmet'in Mirası
Dr. Sadık Ahmet arkasında boyun eğmeyen bir halk, kurumsallaşmış bir siyasi vizyon ve haklarını aramayı öğrenmiş bir topluluk bıraktı. O, canı pahasına yürüttüğü bu mücadele ile sadece Yunanistan'daki soydaşlarının değil, dünyadaki tüm ezilen Türk azınlıklarının gür sesi oldu. Bugün onun adı; Türkiye'nin dört bir yanındaki parklarda, caddelerde, okullarda ve en önemlisi Batı Trakya Türklerinin kalbinde gururla yaşatılmaktadır.