19 AĞUSTOS 1821 NAVARİN KATLİAMI: YUNAN İSYANI SÜRECİNDE TÜRK SİVİL NÜFUSUNA YÖNELİK ŞİDDET VE HİSTORİOGRAFİK DEĞERLENDİRME-Haytaoğlu Yunus Buğra YILMAZ
1821 yılında Mora Yarımadası’nda patlak veren Yunan İsyanı, Osmanlı Devleti’nin idari ve askeri yapısını sarsmanın yanı sıra, bölgedeki Türk ve Müslüman nüfusa yönelik geniş çaplı bir imha ve sürgün sürecini beraberinde getirmiştir. Bu makalede, isyanın ilk aylarında gerçekleşen ve 19 Ağustos 1821 tarihinde Navarin Kalesi’nin düşmesiyle zirveye ulaşan Navarin Katliamı inceleme konusu yapılmıştır. Makale; katliamın tarihsel arka planını, kuşatma koşullarını, teslim olma anlaşmasının ihlalini ve olayın çağdaş Batılı tanıklar ile modern tarihçiler tarafından nasıl ele alındığını akademik bir çerçevede ve kaynakça eşliğinde sunmaktadır.
19 AĞUSTOS 1821 NAVARİN KATLİAMI: YUNAN İSYANI SÜRECİNDE TÜRK SİVİL NÜFUSUNA YÖNELİK ŞİDDET VE HİSTORİOGRAFİK DEĞERLENDİRME
Haytaoğlu Yunus Buğra YILMAZ
Özet
1821 yılında Mora Yarımadası’nda patlak veren Yunan İsyanı, Osmanlı Devleti’nin idari ve askeri yapısını sarsmanın yanı sıra, bölgedeki Türk ve Müslüman nüfusa yönelik geniş çaplı bir imha ve sürgün sürecini beraberinde getirmiştir. Bu makalede, isyanın ilk aylarında gerçekleşen ve 19 Ağustos 1821 tarihinde Navarin Kalesi’nin düşmesiyle zirveye ulaşan Navarin Katliamı inceleme konusu yapılmıştır. Makale; katliamın tarihsel arka planını, kuşatma koşullarını, teslim olma anlaşmasının ihlalini ve olayın çağdaş Batılı tanıklar ile modern tarihçiler tarafından nasıl ele alındığını akademik bir çerçevede ve kaynakça eşliğinde sunmaktadır.
1. Giriş ve Tarihsel Arka Plan
1821 yılının Mart ayında Eflak-Boğdan’da başlayan ve kısa sürede Mora Yarımadası’na yayılan Yunan Ayaklanması, Filiki Eteria (Dostluk Cemiyeti) örgütlenmesi ve Fenerli Rum elitlerinin önderliğinde gelişmiştir. İsyanın stratejik amacı, Osmanlı yönetimini Mora’dan tamamen silmek ve bölgede homojen bir Yunan devleti kurmaktı. Bu amaç doğrultusunda uygulanan yöntem yalnızca Osmanlı askeri birliklerine karşı bir harp stratejisiyle sınırlı kalmamış, sivil Müslüman/Türk nüfusun sistematik olarak yok edilmesini de kapsamıştır [1].
Yunan isyancıların liderlerinden Theodoros Kolokotronis’in "Mora’da tek bir Türk dahi kalmayacak" yönündeki ifadeleri, sürecin ideolojik zeminini gösteren belirleyici bir parametredir [2]. Bölgedeki küçük yerleşim yerlerinde bulunan Türkler, can güvenliklerini sağlamak amacıyla Navarin, Monemvasia (Menekşe), Koron, Modon ve Tripolice gibi surlarla çevrili büyük kalelere sığınmak zorunda kalmışlardır.
2. Navarin Kuşatması ve Kuşatma Koşulları
1821 baharından itibaren Navarin Kalesi (Yeni Navarin ve Eski Navarin), Yunan isyancı kuvvetleri tarafından karadan ve denizden ablaka altına alındı. Kaleye sığınan sivil nüfus ve garnizon, kısa sürede yiyecek, su ve mühimmat sıkıntısıyla karşı karşıya kaldı.
•Açlık ve Hastalık: Aylar süren kuşatma boyunca kale içindeki Müslüman nüfus kıtlık ve salgın hastalıklarla mücadele etti.
•Yardım Hatlarının Kesilmesi: Osmanlı merkez yönetiminin ve donanmasının bölgeye zamanında müdahale edememesi, kale savunmasını imkânsız hale getirdi.
Ağustos 1821 ortalarına gelindiğinde, kalekilerin direnme gücü tamamen tükenmişti. Bunun üzerine garnizon komutanlığı ve şehir eşrafı, can güvenliklerinin garanti altına alınması şartıyla teslim görüşmelerine başlamayı kabul etti [3].
3. Teslim Anlaşması ve 19 Ağustos Katliamı
Görüşmeler sonucunda, Yunan tarafı ile kale sakinleri arasında resmi bir teslim anlaşması (kapitülasyon) imzalandı. Anlaşmanın temel hükümleri şunlardı:
1.Kale teslim edilecek,
2.Müslüman halkın taşınabilir menkul mallarından kişisel ziynet eşyaları kendilerinde kalacak,
3.Türkler, müttefik veya tarafsız gemilerle Mısır’a ya da Kuzey Afrika sahillerine nakledilecektir.
Ancak 19 Ağustos 1821 günü kale kapıları açılıp teslim süreci başladığında verilen sözler tutulmadı. Yunan isyancılar, silahlarını teslim etmiş olan sivil halka ve askerlere saldırdı [4].
Katliamın Seyri ve Boyutu
•Yöntem: Kaleden çıkan kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere binlerce insan sistemli bir şekilde katledildi.
•Yağma: Kurbanların üzerindeki ziynet eşyaları ve kıyafetleri soyuldu.
•Görgü Tanıklıkları: Dönemde Yunan davasına destek vermek amacıyla bölgeye gelen ancak tanık oldukları dehşet karşısında şoka uğrayan Philhellene (Yunan sevdalısı) Batılı subayların anıları, olayın boyutunu gözler önüne sermektedir. Örneğin, İskoç tarihçi ve filohelen Thomas Gordon, Navarin’de katledilen Müslüman sayısının 3.000 civarında olduğunu ve kaledeki sivil nüfusun neredeyse tamamının yok edildiğini kaydetmektedir [5].
4. Akademik Değerlendirme ve "Soykırım" Kavramı
Navarin’de yaşananlar, kısa bir süre sonra gerçekleşecek olan Tripolice Katliamı (23 Eylül 1821) için bir provakasyon ve prova niteliği taşımıştır. Modern tarihçilikte 1821 Mora katliamlarının hukuki ve sosyolojik niteliği üzerine tartışmalar devam etmektedir:
• Sistematik Nüfus Temizliği: Britanyalı tarihçi William St. Clair, That Greece Might Still Be Free adlı eserinde, 1821 yazında Mora’da yaşayan 20.000’den fazla Müslüman sivilin kısa birkaç hafta içinde katledildiğini ve bunun "planlı bir etnik temizlik" olduğunu belirtir [6].
• Demografik Yapının Değişimi: Katliamlar neticesinde Mora Yarımadası’ndaki yüzyıllık Türk varlığı birkaç ay içinde neredeyse tamamen sıfırlanmıştır. Bu durum, dönemin koşulları çerçevesinde sivil nüfusun belirli bir gruba ait olması nedeniyle topluca imha edilmesini öngören tarihsel soykırım/etnik temizlik kavramsallaştırmalarına örnek gösterilmektedir [7].
5. Sonuç
19 Ağustos 1821 Navarin Katliamı, Yunan Bağımsızlık Savaşı’nın romantize edilen anlatılarının arkasında yatan insani trajediyi gösteren en somut tarihsel olaylardan biridir. Teslim anlaşmasının ihlal edilerek silahsız sivil halkın katledilmesi, dönemin uluslararası hukuk ilkelerine ve insani değerlere aykırı bir eylem olarak tarihe geçmiştir. Bu olay, sadece Osmanlı-Yunan ilişkilerinin seyrini derin bir şekilde etkilemekle kalmamış, Balkanlar'da imparatorlukların dağılma sürecinde sivil nüfusların maruz kaldığı kitlesel şiddetin de ilk acı örneklerinden birini oluşturmuştur.
Dipnotlar / Kaynakça
[1] Jelavich, Barbara. History of the Balkans: Eighteenth and Nineteenth Centuries. Cambridge University Press, 1983, s. 140-145.
[2] St. Clair, William. That Greece Might Still Be Free: The Philhellenes in the War of Independence. Open Book Publishers, 2008, s. 1-12.
[3] McCarthy, Justin. Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821-1922. Darwin Press, 1995, s. 10-15.
[4] Finlay, George. History of the Greek Revolution. Vol. I, Blackwood and Sons, 1861, s. 261-263.
[5] Gordon, Thomas. History of the Greek Revolution. Vol. I, Edinburgh, 1832, s. 222-224.
[6] St. Clair, William. a.g.e., s. 40-45.
[7] Halaçoğlu, Yusuf. 1821 Mora İsyanı ve Yunanistan'ın Bağımsızlığı. Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2000, s. 85-92.