PROF. DR. MEHMET BAŞBUĞ'U ANARKEN
Prof. Dr. Mehmet Başbuğ, Türk dünyasının sanat ve kültür coğrafyasında iz bırakmış bir ressam ve akademisyen olarak, milliyetçi-ülkücü bakışla değerlendirildiğinde Türk milletinin sanat yoluyla birliğini ve dirilişini temsil eden bir şahsiyettir. Onun hayatı, Türk kültürünü yaşatma ve gelecek nesillere aktarma mücadelesinin bir sanat destanı gibidir.
PROF. DR. MEHMET BAŞBUĞ
Yunus Buğra YILMAZ
Prof. Dr. Mehmet Başbuğ, Türk sanatının ve kültür dünyasının önemli isimlerinden biri olarak, ülkücü-milliyetçi bakışla değerlendirildiğinde Türk milletinin sanat yoluyla birliğini ve dirilişini temsil eden bir dava adamıdır. 1956 yılında Diyarbakır’da doğan Başbuğ, genç yaşta resim sanatına yönelmiş ve Bursa Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nde başladığı eğitimini Gazi Üniversitesi’nde sürdürerek akademik kariyerini tamamlamıştır. Öğretmenlikten profesörlüğe uzanan yolculuğu, Türk milletinin kültürel değerlerini sanat aracılığıyla yaşatma mücadelesinin bir örneği olmuştur.
Sanat hayatı boyunca Türkiye’nin farklı üniversitelerinde görev yapan Başbuğ, Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin kuruluşunda aktif rol almış, Selçuk Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapmış ve Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanlığı görevini üstlenmiştir. Bu görevler, onun yalnızca Türkiye’de değil, bütün Türk dünyasında kültürel bir köprü kurma çabasının göstergesidir. Kazakistan’dan Azerbaycan’a, Tataristan’dan Makedonya’ya kadar geniş bir coğrafyada yaptığı çalışmalar, Türk milletinin ortak kültürünü sanat diliyle pekiştirmiştir.
Başbuğ’un sanatında Türk tarihine, bağımsızlık ruhuna ve millî değerlerin yüceltilmesine özel bir vurgu vardır. Açtığı 81 kişisel sergi ve katıldığı binden fazla karma sergi, onun sanatının yalnızca estetik bir uğraş olmadığını, aynı zamanda Türk milletinin varlık mücadelesinin bir sanat cephesi olduğunu ortaya koyar. Zafer Bayramı’nın 50. yılı için düzenlenen resim yarışmasında aldığı ödül, onun sanatının millî ruhla nasıl bütünleştiğinin somut bir örneğidir.
Ülkücü-milliyetçi bakışla, Mehmet Başbuğ’un fırçası Türk milletinin bağımsızlık ve hürriyet ülküsünü tuvale taşımıştır. Onun eserleri, Türk dünyasının tek bir millet olduğu fikrini sanat yoluyla haykırır. Sanatçı kimliğinin yanı sıra akademisyen olarak yetiştirdiği öğrenciler, Türk kültürünün ebedîliğine hizmet eden birer meşale olmuştur.
7 Temmuz 2017’de Bişkek’te hayata veda eden Başbuğ, ardında yalnızca tablolar değil, Türk milletinin sanat yoluyla dirilişine dair bir miras bırakmıştır. Onun adı, Türk sanatının ve ülkücü hareketin kültür cephesinde bir bayrak gibi dalgalanmaya devam edecektir.